İhtiyati Haciz Kararı Kapsamında İcra Müdürlüğünce Araç Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi

Hizmetlerimiz

İhtiyati Haciz Kararı Kapsamında İcra Müdürlüğünce Araç Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi - Kayseri Borçlar Hukuku Avukatı - Kayseri İcra Avukatı - Kayseri İflas Avukatı - Av. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

İhtiyati Haciz ve Araç Hakkında Yakalama Kararı Verilmesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

İhtiyati haciz şartları – Madde 257

Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:

1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;

2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;

Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.

İhtiyati haciz kararı – Madde 258

İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.

İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.

İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz – Madde 265

Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.

Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.

Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.

İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.

İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.

İhtiyati haczin kaldırılması – Madde 266

Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden istiyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer.

İhtiyati Haciz Kararı Kapsamında İcra Müdürlüğünce Araç Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Esas No: 2022/1820 Karar No: 2022/1736 Karar Tarihi: 15.11.2022

Özet: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 106/4. maddesi gereğince borçlunun şikayetine konu sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte sapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılmasının zorunlu olduğu düzenlemesi nazara alındığında henüz ortada kesinleşmiş bir takibin bulunmadığı gibi ihtiyati haciz kararının kapsamı gereğince araçlara konulan yakalama (trafikten men) şerhlerinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı alacaklının ihtiyati haciz kararına karşı yapılan şikayeti inceleme görevinin ihtiyati haciz kararını veren Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğuna ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede ise, borçlu şikayetçinin ihtiyati haciz kararına yönelik bir itirazının olmadığı, İİK’nın 4/1. maddesi gereğince icra dairesinin muamelesine karşı şikayet niteliğinde olduğu görülmekle icra hukuk mahkemelerinin görev alanı içerisinde olduğu da anlaşıldığından dosya kapsamı ve ileri sürülen istinat sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

(2004 S. K. m. 4, 106, 264)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararı aleyhine süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş olmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Niğde İcra Müdürlüğü … Esas sayılı dosyada, Niğde 3. Asliye Hukuk Mahkemesi … D. İş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı ile müvekkili şirket araçlarına ihtiyati haciz şerhi konulmuş yine yakalama (trafikten men) şerhi konulduğunu, ancak, Mahkeme kararı incelendiğinde, borçlunun mal kaçırma girişimini engellemesi için ihtiyaten haciz işlemleri yapılması yönünden hüküm kurulduğunu, İcra Müdürlüğü dosyasında da müvekkili şirkete ait 6 araca ve 2 taşınmaza haciz şerhi işlendiğini, söz konusu malvarlığın değeri beş milyonun üzerinde olduğunu, borca hayli hayli yetecek miktarda olduğunu, zaten müvekkili şirketin 200.000,00TL borç için malvarlığın elden çıkarma gibi bir niyetinin olması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ancak, yakalama (Trafikten men) şerhi, satışa yönelik bir işlem olduğunu, mahkeme hükmüne de aykırı olduğunu, ihtiyati haciz geçici bir hukuki koruma türü olduğunu ve haciz işlemi yapılabilmekle olduğunu, bu nedenle ihtiyaten haczedilen mallar kesin hacze dönüşmediği sürece satışı istenemeyeceğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 264/5 hükmüne göre ihtiyati haciz takibin kesinleşmesiyle kesin hacze dönüştüğünü, ihtiyaten haczedilen malların satışı istenemeyeceğinden bu mallara yönelik yapılan muhafaza ve kıymet takdiri işlemleri alacağın tahsiline yönelik olduğundan geçici hukuki koruma tedbirlerinden sayılamayacağını, yakalama şerhlerin kaldırılması taleplerinin İcra Müdürlüğü tarafından kabul edilmediğini, şikayetlerinin kabulü ile yakalama şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; Şikayetin kabulü ile; Niğde İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında verilen 27/06 2022 tarihli kararın iptaline, davacı borçlu şirketin araçları üzerine … Esas sayılı dosyasında konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına, karar verildiği anlaşılmıştır.

Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunarak, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmün yasal dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemece ihsası rey yapılmış olduğunu, ihtiyati haciz kararına karşı bu kararın kaldırılması infazının durdurulmasının ve geri alınmasına yönelik bütün iş ve işlemlerin icra hukuk mahkemesinin değil ihtiyati haciz kararını veren Asliye Ticaret Mahkemesinin görev ve sorumluluğunda olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesine müracaat yerine icra müdürlüğüne talepte bulunmasının icra müdürlüğünün mahkeme kararı kapsamında talebini reddetmesi üzerine memur muamelesini şikayet davasıyla işlem tesis edilmeye çalışılmasının davacının kötü niyetini açıkça gösterdiğini, karşı tarafın mahkemeden bu kararın kaldırılması hususunda hiçbir talepte bulunmadığını, ihtiyati haciz kararının ve bu kararının uygulanması sonucunda doğan hukuki gerekçeleri ve sonuçlara muhatap olun yerin icra hukuk mahkemesi değil ihtiyati haciz kararını veren Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, borçlu adına sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza kıymet takdirinin ve satış talebinin birlikte yapılmasının ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılmasının zorunlu olduğunu, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmeden satışının istenemeyeceğini, muhakkak verilen ihtiyati haciz kararı kapsamında davacının araçları saklaması ve mal kaçırmasının önüne geçmek amacıyla araçlar üzerine yakalama şerhinin konulduğunu, kesin hacze dönüşmeden taraflarına hiçbir satış işleminin yapılmadığının icra dosyasıyla sabit olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Uyuşmazlığın; memur muamelesini şikayete ilişkin olduğu görüldü.

Takip dosyasının yapılan incelemesinde; Niğde İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası ile davalı alacaklı lehtar … tarafından davacı borçlu keşideci … Gıda Tarım Ürünleri … Ltd. Şti aleyhine 29/05/2022 keşide tarihli Ziraat Bankası Yayla Mah./İstanbul Şubesine ait 218.000,00 TL bedelli çekin 31/05/2022 tarihinde bankaya ibrazı üzerine ödenmemesi nedeniyle Niğde 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2022/70 D.İş Esas numaralı 09/06/2022 tarihli ihtiyati haciz kararına dayalı olarak 10/06/2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçildiği, davacı borçlu şirket adına çıkartılan ödeme emrinin 15/06/2022 tarihinde adresin hatalı olduğundan bahisle bila ikmal iade döndüğü görülmüştür.

Dairemizce yapılan değerlendirmede; davacı borçlunun aleyhine yapılan takipte Niğde 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.iş Esas sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararına dayanarak borçlu şirketin araçlarına konulan yakalama (trafikten men) şerhinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 264/5 maddesi gereğince ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmediği ve ihtiyaten haczedilen malların satışının istenemeyeceğinden bu mallara yönelik muhafaza ve kıymet takdiri işlemlerinin alacağın tahsiline yönelik olduğu ve ayrıca Niğde İcra Hukuk Mahkemesinin … Esas sayılı dosyasıyla açılan yetkiye itiraz davasında 24/06/2022 tarihli ara kararı ile mahkemece takibin durdurulmasına da karar verilmiş olduğundan ihtiyati haciz kararına aykırı olarak araçları üzerine konulan yakalama (trafikten men) şerhlerinin kaldırılması taleplerinin icra müdürlüğünce reddine ilişkin 27/06/2022 tarihli müdürlük kararının iptalinin istendiği, mahkemece şikayetin kabulü ile müdürlük kararının iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, şöyle ki, davacı borçlu şirket adına yapılan takibe ilişkin ödeme emrinin bila ikmal iade döndüğü, yeniden bir ödeme emri tebliğ edilmediği, dolayısıyla takibin kesinleşmediği ve ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmediği gibi borçlu şirket vekilinin Niğde İcra Hukuk Mahkemesinin … Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu yetkiye ve imzaya itirazı üzerine 24/06/2022 tarihinde mahkemece takibin geçici olarak tedbiren durdurulduğu da görülmüş olup, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 106/4. maddesi gereğince borçlunun şikayetine konu sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılmasının zorunlu olduğu düzenlemesi nazara alındığında henüz ortada kesinleşmiş bir takibin bulunmadığı gibi ihtiyati haciz kararının kapsamı gereğince araçlara konulan yakalama (trafikten men) şerhlerinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından kaldırılmasına karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı alacaklının ihtiyati haciz kararına karşı yapılan şikayeti inceleme görevinin ihtiyati haciz kararını veren Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğuna ilişkin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede ise, borçlu şikayetçinin ihtiyati haciz kararına yönelik bir itirazının olmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4/1. maddesi gereğince icra dairesinin muamelesine karşı şikayet niteliğinde olduğu görülmekle icra hukuk mahkemelerinin görev alanı içerisinde olduğu da anlaşıldığından dosya kapsamı ve ileri sürülen istinat sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- İnceleme konusu karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-l maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2- Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına,

3- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,

4- İnceleme HMK’nın 353. maddesi gereğince duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5- Kararın taraflara tebliğ edilmesine,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Esas No: 2023/1048 Karar No: 2023/982 Karar Tarihi: 15.06.2023

Mahkemesi: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Dava Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat

İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Gereği Düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı işleten …’e ait, davalı … Sigorta AŞ’ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı sürücü …’in yönetimindeki … plakalı kamyonun, sağ şeritte süratli biçimde seyir halinde iken aynı yönde uyarı ve güvenlik önlemi almaksızın emniyet şeridinde sağ şeride taşmış biçimde duran davalı …’a ait, davalı … Sigorta Şirketi’ne ZMSS ve İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçesiyle sigortalı davalı …’ın yönetimindeki … plakalı araca arkadan çarpması nedeniyle oluşan kazada, davalı sürücü …’in yönetimindeki … plakalı kamyonda yolcu olarak bulunan davacıların mirasbırakanı …’in öldüğünü belirterek, davalı işletenler … ve … ile davalı sürücüler … ve …’ın adlarına kayıtlı araçlara, taşınmaz mallara ihtiyati haciz konulmasına; belirsiz alacak davası biçiminde davacılar …, …, …, … ile … için ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; mirasbırakan …’in eşi … için 50.000,00 TL, çocukları davacılar …, …, …, … ile babası … için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüler ve işletenler ile davalı … Sigorta Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 28/4/2022 tarihli ara kararıyla ihtiyati haciz talebinin kabulüne, 255.000,00 TL tutarında tazminatı karşılayacak biçimde davalılar …, …, … ve …’in taşınır ve taşınmaz mallarının ihtiyati haczine karar veren ilk derece mahkemesi; 2/3/2023 tarihli duruşmada verdiği ara kararıyla ihtiyate haczin itirazın reddine karar vermiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı … vekili dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararına 20/5/2022 günü itiraz etmelerine karşın 13/3/2023 tarihine kadar hiçbir işlem yapmayan mahkemenin ihtiyati haczin kaldırılması isteminin reddine karar verdiğini, ara kararıyla verilecek bir kararın mahkemenin ihmali sonucu uzun süre bekletildiğini, ihtiyati haczin borçluyu koruyan doğasına aykırı biçimde %5 teminat oranında verilmesinin de müvekkilinin olası zararını karşılaması yönünde çok yetersiz kaldığını, diğer yandan davalılar … Sigorta Şirketi ile … Sigorta AŞ’nin teminat limitleri toplamının 1.360.000,00 TL olmasına karşın diğer dört davalının taşınır ve taşınmaz malları üzerine %5 oranında teminat ile ihtiyati haciz konulmasının hakkaniyete aykırı olduğu gibi müvekkili davalı …’ın adil yargılanma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını da ihlal ettiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin %5 oranında teminatla verdiği ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355 inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı yapılan inceleme sonunda: Talep, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada verilen ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddi ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki “muacceliyet” kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler de nazara alındığında haksız fiil tarihi itibarıyla davacıların maddi ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. İhtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talep edilen davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının kesin olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257 nci maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu açıklamalar ışığında dosyanın incelenmesinde; olaydan hemen sonra çekilen kazaya ilişkin fotoğraflar ile dosyada bulunan kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinden anlaşılan kusur durumu ile tahkikat aşamasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda yer alan kusur durumunun, alacağın varlığına ve muaccel olduğuna ilişkin kanı oluşturacak nitelik taşımasına ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmesine, bu tür geçici hukuki korumalara ilişkin kararların nitelikleri ve öngörülen amaçları itibarıyla dosya üzerinden ve taraflarca sunulan tüm kanıtlar sunulmaksızın verilmesinin kanunun amacına aykırı olmamasına, teminatın miktarının hâkimin takdirinde olmasına göre; verilen ihtiyati haciz kararına ve teminata yönelik itirazın reddine karar verilmesinde dosya içeriğiyle usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Ancak ihtiyati haciz kararı verilirken gözetilmesi gereken tarafların hak ve çıkar dengeleri ile orantılılık ilkesi uyarınca, taşınır eşya bakımından fiili haciz ve muhafaza tedbirine başvurulmaksızın, araçların trafik kaydına ihtiyati haciz kaydı konulmak suretiyle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, davalıların durumunu ağırlaştıracak biçimde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Karar: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A- Davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin yukarıda esas numarası belirtilen ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine ilişkin 2/3/2023 tarihli duruşmada verilen 13/3/2023 tarihli ara kararının, yalnızca davalı … hakkındaki ihtiyati haciz kararı yönünden HMK’nın 353/1-b/2 nci maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre;

1- Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davalı …’ın taşınır ve taşınmaz malları ile 3 üncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine, 5.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 255.000,00 TL tazminatı karşılayacak biçimde, istenilen tazminatın % 5 i olan 12.750,00 TL tutarında nakdi teminat yatırıldığında veya süresiz ve kesin banka teminat mektubu karşılığında, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, araçlar üzerinde muhafaza ve yakalama tedbiri uygulanmaksızın, trafik kaydına ihtiyati haciz kaydının konulmasıyla yetinilerek, ihtiyati haciz konulmasına,

2- İhtiyati haciz kararına ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

3- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

B- İstinaf İncelemesi Bakımından;

1- Davalı … tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından geri verilmesine,

2- İstinaf kanun yolu aşamasında davalı … tarafından sarf edilen yargılama giderinin esas hakkında verilecek kararda dikkate alınmasına,

3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

4- İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK’nın 362/1-f ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 258 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Esas No: 2023/528 Karar No: 2023/654 Karar Tarihi: 18.04.2023

Mahkemesi: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Dava Konusu: Tazminat

Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla;

Gereği Düşünüldü: Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde yaralanıp malul kalan müvekkili bakımından belirsiz alacak davası şeklinde maddi tazminat istemiyle birlikte gerçek kişi davalıların malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulması talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, 21/12/2022 tarihli tensip ara kararıyla; “talebin yargılamayı gerektirmesi ve dosya kapsamındaki delillerin yaklaşık ispat şartını sağlamaması” gerekçesiyle tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili; ihtiyati haciz talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davanın kabulü halinde alacağına kavuşmasını tehlikeye düşürmemeye yönelik olarak talepte bulunduğuna göre talebin, ihtiyati hacze yönelik olduğu kabul edilmelidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesinde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği açıklanmıştır. Aynı yasanın, 264/3. fıkrasında ise, ihtiyati haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş ise ….. esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklının takip talebinde bulunmaya mecbur olduğu belirtilmiştir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacının alacağının bulunduğuna dair mahkemeye kanaat verecek kadar delil göstermesi yeterli olup, alacağın tam olarak ispatı gerekmediğinden, ihtiyati haciz yargılamasının niteliği gereği çabuk ve seri hareket edilerek yaklaşık ispat ile yetinilmesi gerekmektedir. Aksi durumda, hükmedilecek alacağın tahsilinin imkansız veya oldukça zorlaşması durumu söz konusu olabilecektir. Dosya kapsamında bulunan dava dilekçesine ekli kaza tespit tutanağı ve maluliyet raporu ile zorunlu trafik sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin hasar ödemesi ve diğer sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ihtiyari mali mesuliyet sigortasına konu teminat limitinin düşük kalması nazara alındığında, yaklaşık haklılık durumunun mevcut olduğu ve haksız fiilin gerçekleşmesiyle birlikte alacak da muaccel hale gelmiş olduğuna göre, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu değerlendirilmiştir. O halde davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin kısmen kabulü ile belirsiz alacak davası şeklinde açılan davada bu aşamada dava değeri olan 500 TL üzerinden, adli yardımdan yararlanan davacıdan teminat alınmasına yer olmaksızın davalıların gayrimenkul malları ile muhafaza ve yakalama tedbirine başvurulmamak kaydıyla trafik sicilinde kayıtlı araçları ile ticari ve sosyal iştigaline engel olmamak amacıyla maaş hesabı gibi vadesiz mevduat hesapları hariç olmak üzere, sadece vadeli mevduat hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- a) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin 21/12/2022 tarihli ara kararının kaldırılmasına,

b) Belirsiz alacak davası şeklinde açılan eldeki davada, bu aşamada 500 TL dava değeri ile sınırlı olmak üzere, davalılar … ve … adına sicilde kayıtlı bulunan araçlar (araçlar bakımından yakalama ve muhafaza tedbirine başvurulmaksızın) ve gayrimenkul malları ile ticari ve sosyal iştigaline engel olmamak amacıyla maaş hesabı gibi vadesiz mevduat hesapları hariç sadece vadeli mevduat hesaplarının ihtiyaten haczine, müteakip işlemlerin ilk derece mahkemesince yapılmasına, ihtiyati haciz kararının, davacı vekili tarafından icra müdürlüğü marifetiyle infaz ettirilmesine,

c) Sair malvarlığının ihtiyaten haczine ilişkin istemin reddine,

2- Davacı tarafın adli yardımdan yararlanması nedeniyle istinaf yargılama giderlerinin nihai kararla birlikte değerlendirilmesine,

3- Duruşma açılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2023

İcra ve iflas uyuşmazlıklarında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için alanında yetkin bir avukattan hukuki yardım alınması oldukça önemlidir. Dava sürecinde güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Alanında yetkin Kayseri icra avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, tasarrufun iptali, itirazın iptali, istirdat davası, istihkak davası, menfi tespit davası, ihtiyati haciz başta olmak üzere her türlü icra ve iflas hukuku uyuşmazlıklarında taraflara avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Kayseri icra avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan icra ve iflas süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.