Depremde Yıkılan Binanın Ruhsatını Onaylayan Belediye Başkanının Cezai Sorumluluğu

Hizmetlerimiz

Depremde Yıkılan Binanın Ruhsatını Onaylayan Belediye Görevlileri ve Belediye Başkanının Cezai Sorumluluğu - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Belediye Başkanının Cezai Sorumluluğu

3194 sayılı İmar Kanunu

Ruhsat alma şartları – Madde 22

Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.

Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Teknik yetersizlikler nedeniyle binanın depremde yıkılması halinde proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidi, fenni mesulleri, teknik uygulama sorumlusu ile birlikte, bina inşaatının projeye ve ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğunu denetlemeyen belediyenin ilgili birimleri ve teknik uygulama yetkililerinin de sorumlu olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.

İmar mevzuatı hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı inşa edilen yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, yapının ilgili mevzuat ve standartlara uygunluğunu denetlemek ve gerekli tedbirleri almakla sorumlu olan belediye görevlileri ve ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığını kontrol etmeden yapı ruhsatını onaylayan belediye başkanı görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalıdır.

Depremde Yıkılan Binanın Ruhsatını Onaylayan Belediye Görevlileri ve Belediye Başkanının Cezai Sorumluluğu

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/4477 Karar No: 2022/1492 Karar Tarihi: 01.03.2022

Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi

Suç: Taksirle öldürme

Taksirle öldürme suçundan sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından; görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, … ve … hakkında verilen düşme hükümleri ise sanık … müdafii, sanıklar … ve … müdafii ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

23 Ekim 2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında Van şehir merkezinin yaklaşık 20 km. kuzeyinde, Erçek Gölünün batısında, Kasımoğlu Köyü civarlarında, değişik kuruluşlara göre şiddeti 7.1 ile 7.3 arasında değişen yıkıcı bir deprem meydana gelmiş, Van İl merkezinin yanı sıra Erciş İlçesi ve civar köylerde önemli hasara yol açmıştır.

Deprem sırasında zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 5 kattan oluşan … apartmanının tamamen çökmesi sonucu çoğu kuran kursu öğrencileri (14 öğrenci ve 1 aşçı) olmak üzere toplam 20 kişinin öldüğü, şikayetçi olmayan birçok kişinin de yaralandığı olayda; dosyada sunulan belgeler ve bilirkişi raporlarında, çöken binanın zemin sınıfı Z3, deprem bölgesi 1. derece olarak belirlenmiştir.

Sanık …’nin … apartmanı inşaatının teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen fenni mesul inşaat mühendisi olduğu ve işin bitimine kadar teknik uygulama sorumluluğunu almayı, gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmeyi noter onaylı taahhütname ile taahhüt ettiği; hakkında beraat kararı verilen temyize getirilmeyen sanık …’ın yapı sahibi olan ve 2008 yılında ölen ….’ın oğlu, sanık …’nun binaya ait 01/12/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye fen işleri memuru, sanık ….r’in ruhsatı kontrol eden Belediye fen işleri müdür vekili, sanık …’in ise ruhsatı onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatı düzenlenirken ruhsat eki projelerinden mimari ve statik projelerinin olduğu, ancak bu projelerin üzerinde isim ve imzalar bulunmadığından proje müelliflerinin (mimari ve statik) tespit edilemediği;

Dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 01.12.1999 tarih ve 99/213 numaralı yapı ruhsatı verildiği, yıkılan … Apartmanının yapım yılına göre 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri mevcut olduğu, statik hesaplamaların, tesisat projelerinin ve zemin etüt raporunun bulunmadığı, zemin etüt raporu bulunmadığı, 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, ancak mimari projeden binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu (son katın ruhsata aykırı olarak kaçak yapıldığı) binaya ait mimari projenin düşey kesitlerinde kat yükseklikleri belirtilmediğinden dolayı yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projelerle uyumlu olup olmadığının tespit edilemediği görülmektedir.

1- Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik olarak temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Soruşturma aşamasında çöken binaya ait karot numune örnekleri ve yapılan keşif sonucunda fen bilirkişileri ve inşaat mühendisleri tarafından düzenlenen 14.11.2011 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi kurulu raporunda; binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve denetlenmesi aşamasında eksikliklerin olduğu, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “7.2 Genel Kurallar” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmektedir. … Apartmanına ait statik projede malzeme ve donatı sınıfı belirtilmemiştir. Ayrıca binaya ait hesap raporları mevcut değildir. Karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’te belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı sağlamadığı, Yönetmelik’in “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresinin bulunduğu, söz konusu binada beton sınıfı olan C16yı sağlamadığı, bunun da dökülen betonun heterojen olduğu anlamına geldiği, Yönetmelik’in “7.7.4 Kolon … Koşulları” bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, etriye aralığı açısından yetersizlikler gözüktüğü, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, yapılan analizler sonucunda, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı görülmüştür.

Sanık …’nin … apartmanı inşaatının teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen Fenni mesul inşaat mühendisi olduğu ve işin bitimine kadar teknik uygulama sorumluluğunu almayı, gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmeyi noter onaylı taahhütname ile taahhüt ettiği;

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanığın fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu anlaşılmakla;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, yapı ruhsatının binaya başlayabilmek için bir izin belgesi olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29. maddesine göre 5 yıl içinde yapı kullanım izni verilmeyen yapı ruhsatlarının hükümsüz olacağı ve kaçak yapı sayılacağı bu nedenle yapı kullanım izni verilmeden su, elektrik aboneliği yapan ilgili birimlerin kusurlu olduğuna, binanın yapımı aşamasında bina sahibi tarafından kendisine bilgi verilmediği, kaçak kat yapımından bilgisi olmadığına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak değil, mahkumiyet kararı verilen tek sanık olan …’ye yükletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

a- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan … apartmanının tamamen çökmesine ve 20 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;

b- Birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, sanığın fenni mesuliyetini üstlendiği … apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’te birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olduğu, Yönetmelik’te belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı dahi sağlamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık hakkında, eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, tayin olunan cezasında bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi;

c- TCK’nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanığın çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına,

2- Görevi kötüye kullanma suçundan sanık … ve … hakkında zamanaşımı nedeni ile verilen düşme kararına yönelik olarak temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık …’nun binaya ait 01/12/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye Fen işleri memuru, sanık … Aldeşer’in ruhsatı kontrol eden Belediye Fen İşleri Müdür vekili, sanık …’in ise ruhsatı onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatı düzenlenirken ruhsat eki projelerinden mimari ve statik projelerinin olduğu, ancak bu projelerin üzerinde isim ve imzalar bulunmadığından proje müelliflerinin (mimari ve statik) tespit edilemediği; apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri mevcut olduğu, statik hesaplamaların, tesisat projelerinin ve zemin etüt raporunun bulunmadığı, 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, ancak mimari projeden binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu ( son katın ruhsata aykırı olarak kaçak yapıldığı) binaya ait mimari projenin düşey kesitlerinde kat yükseklikleri belirtilmediğinden dolayı yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projelerle uyumlu olup olmadığının tespit edilemediği;

Soruşturma aşamasında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan Ağustos 2012 tarihli raporda; dava konusu depremde yıkılan … Apartmanı’na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerin her birinin ilgili Deprem Yönetmeliği koşullarını sağlamayan parametreler olduğu, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; yıkılan binanın proje aşamasında yetersiz donatı detaylandırması, döşeme kesit ve donatı alanı yetersizlikleri, kiriş kesit ve donatı alanı yetersizlikleri, temel kesit ve donatı alanı yetersizlikleri nedeni ile proje müellifi ve projeye onay veren belediyenin ilgili biriminin, yapım aşamasında malzeme kalitesi yetersizliğinden, kolon sayısı ve boyutlardaki uyumsuzluktan, yapı müteahhidi ile teknik uygulama sorumlusu ve belediyenin ilgili biriminin sorumlu olduğuna, iş bitimi aşamasında yine biten binanın projeye uygunluğunu denetlemeyen belediyenin ilgili birimi, teknik uygulama sorumlusu ve yapı müteahhidinin sorumlu olduğu şeklinde görüş verildiği;

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar …, … ve … hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 02.01.2013 tarihli kararında “… apartmanı inşaatı için 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatının mimari ve statik projelerinin müelliflerinin isim ve imzaları ile statik hesap raporu, zemin etüd raporu ve jeolojik etüd raporu olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 22. maddesine ve 2 Eylül 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı kullanım belgesi olmadığı halde Belediyece su aboneliği yapılarak binada oturulmasına izin verilmesi suretiyle İmar Kanunu’nun 30. maddesine aykırı hareket edildiği anlaşıldığından soruşturma izni verildiği;

a) Sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

… apartmanına verilen yapı ruhsatını onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatının verildiği 1999 yılında yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’na göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık …’nun olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık …. olduğu; en son ruhsatı onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkanı sanık … olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığın kontrol etmeden önüne gelen evrakı imzalayarak onaylayan sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminden dolayı görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun zamanaşımına uğradığı görülmekle hakkında düşme kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA;

b) Belediye görevlisi diğer sanıklar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan ağustos 2012 tarihli rapor ile “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı , bu tabloya göre binanın proje aşamasında, binanın zemin etüd raporu, statik hesap raporu, kolon kesit ve donatı alanı yetersizliği, yetersiz donatı detaylandırılması olmadığı halde yapı ruhsatını veren Belediyenin ilgili birimi ve proje müellifinin sorumlu olduğu; binanın yapım aşamasında kolon sayı ve boyutlarda uyumsuzluğun olduğu, malzemenin kalitesiz olduğu, donatı detaylandırılmasının yetersiz olduğu, bu nedenle yapı müteahhidinin ve teknik uygulama sorumlusu olan belediyenin ilgili biriminin sorumlu olduğu; binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle yapı müteahhidi ve belediyenin teknik uygulama sorumlusu kişinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun Belediyenin Vazifeleri başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;

Yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıkların inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu, zemin etüd raporu ve jeolojik etüd raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeni ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ruhsat alma şartları başlıklı 22. maddesinde; “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce (….) ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıkların özen yükümlülüklerine uymayarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili olduğu, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçundan değerlendirme yapılarak suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile verilen düşme kararı;

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeple 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 01.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/4551 Karar No: 2022/4600 Karar Tarihi: 13.06.2022

Özet: Davada teknik şartlara aykırı davranarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları anlaşılan sanıklar … ve …’nun, meydana gelen ölümler bakımından eylemlerinin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile düşme kararları verilmesi, Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un ilgili maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.

(765 s. K. m. 102, 104, 228) (5271 s. K. m. 223) (3194 s. K. m. 22) (1580 s. K. m. 15) (5320 s. K. m. 8)

Hüküm: Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı; 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, … hakkında verilen düşme hükümleri, sanıklar … ve … müdafileri ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dava: 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Zeylan Caddesinde bulunan … Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu …, … ve …’in öldüğü, yapılan ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği, bina sahibi ve müteahhidinin sanık …, inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık … ve yapının inşaat ustasının sanık … olduğu ve bu sanıklar hakkında ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının verildiği olayda;

Karar: Dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 22.12.2000 tarih ve 2000/56 numaralı yapı ruhsatının verildiği ancak yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, yıkılan … Apartmanının yapım yılına göre, 1997 yılından sonra inşa edildiğinden 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin tam olarak mevcut olmadığı, ancak zemin etüt raporunun bulunduğu,

Sanık …’nun binaya ait 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye fen işleri memuru, sanık …’in ruhsatı kontrol eden Belediye fen işleri müdür vekili, sanık …’in ise ruhsatı onaylayan Belediye Başkanı olduğu, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, bodrum, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluşmaktadır, 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatına göre de bina, bodrum, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluşmaktadır.1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “7.2 Genel Kurallar” bölümünde, deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmekte olup, … Apartmanına ait statik proje tam olarak bulunmadığından malzeme ve donatı sınıfının belirlenemediği, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da mevcut olmadığı, … Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 9.40N/mm2 olarak elde edildiği, elde edilen ortalama basınç dayanımı, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’te belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’dan daha düşük olduğu, ayrıca Yönetmelik’in “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olduğu ibaresinin bulunduğu,

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde; 1. derece deprem bölgesinde yer alan … Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği,

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar …, … ve … hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 23.08.2013 tarihli kararında, “…Yapı için imzasız ve eksik projelere dayanarak yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 22.maddesine ve 2 Eylül 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği’nin 57. maddesine aykırı hareket edildiği ve yapı kullanma izin belgesi olmadan belediyece binada oturulmasına göz yumulması…” gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;

I- Sanık … hakkındaki düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

… Apartmanına verilen yapı ruhsatını onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatının verildiği 2000 yılında yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’na göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve Kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık … olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık … olduğu; en son ruhsatı onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkanı sanık … olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığını kontrol etmeden önüne gelen evrakı imzalayarak onaylayan sanığın, görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun zamanaşımına uğradığı görülmekle yapılan incelemede;

Yapılan yargılama sonunda, sanık … hakkında açılan davanın, suç tarihinden karar tarihine kadar süre içinde zamanaşımının dolduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA;

II- Sanıklar … ve … hakkındaki düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar … ve … müdafinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C 16’yı sağlamadığının, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğunun, etriye aralığının yönetmelikte belirtilen etriye koşullarını sağlamadığının ve yetersiz olduğunun, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,

İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun Belediyenin Vazifeleri başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;

Yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar … ve … tarafından inşaatına başlanılacak yapının mimari, statik hesap raporu ve elektrik tesisat projeleri olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeni ile; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ruhsat alma şartları başlıklı 22. maddesinde; “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren on beş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç on beş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları, objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanunu’na, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davranarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları anlaşılan sanıklar … ve …’nun, meydana gelen ölümler bakımından eylemlerinin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile düşme kararları verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; 13.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/10601 Karar No: 2022/9369 Karar Tarihi: 01.12.2022

Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi

Suç: Taksirle öldürme

Taksirle öldürme suçundan sanıkların beraatine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü … ili, … ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü … Köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, … Mahallesi 223 ada 6 parselde bulunan … apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu bir kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemi sonucu ölenin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatını kaybettiğinin tespit edildiği olayda;

Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; … Apartmanı yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın 15 yıl önce inşa edildiği, dosya kapsamında binaya ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin bulunmadığı, yine apartmanına ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin de mevcut olmadığı,

… Apartmanının yapım yılına göre, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak özere toplam 4 kattan oluştuğu, binanın zemin katı kuaför dükkânı, üst katları ise konut olarak kullanıldığı, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “6.3 Genel Kurallar ” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verildiği, … Apartmanına ait hesap ve projeler bulunmadığından, proje beton sınıfının belirtilmediği, karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda betonunun ortalama basınç dayanımının 8.05N/mn2 olarak belirlendiği, ayrıca, karot dayanımlarının 3.22-14.00 N/mm1.2 arasında değiştiği, bu da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen bu basınç dayanımının Yönetmelik’in B160 sınıf beton için öngördüğü minimum dayanımının kriterini sağlamadığı,

1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “6.6 Kolonlar ”bölümünün 6,6.2 ve 6.6.3 kısımlarında kolonların minimum boyutları ve kolonlardaki donatı yüzdeleri hakkında bilgiler verildiği, bu verilere göre, röleveler sonucunda elde edilen ve bilirkişi raporunda belirtilen zemin kat kolonlarının minimum boyuttan sağladığı, zemin kat kolon donatı yüzdelerinin ise minimum beton sınıfı için verilen sınır değerler arasında yer aldığı, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “6.6.5 Kolon Enine Donatı Aralıkları” bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, … Apartmanının statik projeleri ve dosyada yeterli bilgi bulunmadığından dolayı, bu maddenin kontrolü tüm bina için yapılamadığı, sadece bilirkişi raporunda belirtilen etriye çap ve aralıkları için değerlendirme yapılabildiği, Yönetmeliğe göre zemin kat kolonları etriye çapı açısından yeterli gözükürken, etriye aralığı açısından yetersiz olduğu,

1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “6.8 Döşemeler” bölümünde döşeme kalınlıklarının minimum boyutları, döşeme tipi, döşemelerde kullanılacak minimum donatı çap ve oranlan hakkında bilgiler verildiği, … Apartmanının statik projeleri ve dosyada yeterli bilgi bulunmadığından dolayı bu maddenin kontrolü tüm bina için yapılamadığı, dosya kapsamında, … Apartmanının bulunduğu zemin hakkında hazırlanan herhangi bir zemin etüt raporu bulunmadığı, parça beton numuneler incelendiğinde boyut itibariyle standart dışı irilikte agrega kullanılmış olduğu, bina taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, Belediye tarafından yazılan yazıda Apartmana ait yapı ruhsatına yapılan arşiv araştırmasında rastlanmadığının belirtildiği,

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve deliller neticesinde; 2.derece deprem bölgesinde yer alan … Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve … bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve 3194 sayılı İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği,

Bina sahibi …’in suç tarihinden önce vefat ettiğinin anlaşıldığı, binanın yapıldığı tarihte Belediye Başkanı olan sanık …, Fen İşleri Müdür Vekili sanık … ve Fen İşleri Memuru sanık … hakkında, 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni talebinde bulunulduğu, İçişleri Bakanı kararıyla soruşturma izni verildiği, Danıştay’a yapılan itirazın reddedildiği, dolayısıyla soruşturma izni verilmesi kararının kesinleştiği anlaşılmakla yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Bina sahibi ve müteahhidi …’in oğlu tanık …’in 28.02.2013 tarihli savcılık ifadesinde; babasının binanın yapı ruhsatı olduğunu kendisine söylediği, binanın ticari alan içinde olduğundan ruhsat alım şartının yapıldığı yıl olduğunu ancak depremden sonra yıkılan binada babasının sözünü ettiği yapı ruhsatını bulamadıklarını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; mahkemece bina sahibi ve müteahhidi …’in Belediyeye herhangi bir başvurusunun olup olmadığı hususlarına ilişkin araştırma yapıldıktan sonra, başvurusunun bulunmadığının tespiti halinde suçun görevi kötüye kullanma kapsamına gireceği, başvuru yapılmış olduğunun tespiti halinde ise taksirle öldürme suçu bakımından değerlendirme yapılarak sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 01.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/12132 Karar No: 2022/8752 Karar Tarihi: 17.11.2022

Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi

Suç: Taksirle öldürme, görevi kötüye kullanma

Taksirle öldürme suçundan sanıklar …, … ve …’nin mahkumiyetine ilişkin hükümler ile görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, … ve … hakkında verilen düşme hükümleri, sanıklar …, … ve … müdafii, sanık …, sanık …, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, her ne kadar sanık … tarafından duruşmalı inceleme isteminde bulunulmuş ise de; talep uygun görülmeyip duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan incelemede;

23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü … ili, … ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, … Mahallesi Çınarlı Caddesinde bulunan … Apartmanı’nın yıkılması ve çökmesi sonucu yedi kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği, şikayeti devam etmekte olan müşteki …’in ise nitelikli şekilde yaralandığı olayda;

… Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Temmuz 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 29.12.1999 tarih ve 99/244 sayılı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1997 yılından sonra yapıldığı, apartmana ait mimari ve statik projelerin olduğu ancak elektrik tesisat projesinin, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, Turan Apartmanının yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği,

14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, …, zemin ve 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre de binanın … yeri olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, mimari projeden ise binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğunun görüldüğü, binanın kat sayıları arasında farklılıklar bulunduğu, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik proje ile uyumlu olduğu,

T.. Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 6.80N/mm2 olarak elde edilmiş olup, elde edilen bu basınç dayanımının, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen 1. ve 2. deprem bölgelerinde kullanılması zorunlu asgari C20 beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğu gibi, deprem bölgesine bakılmaksızın kullanılması zorunlu olan minimum beton sınıfı C16’dan da daha düşük olduğunun belirlendiği, dosyadaki belgeler incelendiğinde, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı irilikte agregalar belirlendiği, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu ile proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi açısından yüzde elli sekizinin yetersiz olduğunun belirlendiği,

Mahkemece hükme esas alınan 18/01/2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanık …’nin yıkılan binanın “fenni mesulü” olduğu, bu konuda taahütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, yapı sahibi ve aynı zamanda yapının müteahhidi olan …’ın binanın yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki imar kurallarına uygun bir inşaat yaptırmamasından ve ruhsatta izin verilenden fazla izinsiz ve kaçak inşaat yaptırmaktan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, sanık …’ın, teknikerlik sınırlarını aşarak yapının inşaat mühendisliğini ve denetçiliğini üstlendiği, dolayısı ile binanın yıkılmasında müessir olan yapım hatalarından dolayı sorumluluğu olduğu,

İmar ve belediye mevzuatına göre belediyelerin ruhsat verdikleri inşaatların yapımıyla ilgili denetleme görevlerinin, binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri …, … ve … hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği, ancak gerek bilirkişi raporlarından, gerekse KTÜ raporundan anlaşılacağı üzere somut olayda … Apartmanı için; elektrik projesi, sıhhi tesisat projesi, statik hesap raporları ile jeolojik etüt ve zemin etüt raporu olmadan, proje müelliflerinin isim ve imzaları olmadan sunulan mimari ve statik projesini yeterli görerek, verilen mimari projesi ruhsattaki zemin ve 3 kat şartına uymayan bir binaya ruhsat veren ve bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen belediye görevlilerinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği şeklinde sonucuna varıldığı,

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve deliller neticesinde; 1. derece deprem bölgesinde yer alan T.. Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve … bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği,

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 28.12.2012 tarihli kararında; 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatının elektrik projesi, sıhhi tesisat projesi, statik hesap raporları ile jeolojik etüt ve zemin etüt raporu düzenlenmeden verilmesi, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanmadığı, yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, belediyece su aboneliği yapılarak yapıda oturulmasına izin verilmesi suretiyle, İmar Kanunu’nun 22 ve 30. maddeleri ile 02.10.1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı dışında kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 34. maddesi ile degişik 57. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;

I- Sanık … hakkındaki düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık …’ın Turan Apartmanına verilen 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatını onaylayan Belediye Başkanı vekili olduğu; yapı ruhsatının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’na göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 29.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık … olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık … Aldeşer olduğu; en son ruhsatı onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkan vekili sanık … olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığını kontrol etmeden önüne gelen evrakı imzalayarak onaylayan sanığın, görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun zamanaşımına uğradığı görülmekle yapılan incelemede;

Yapılan yargılama sonunda, sanık … hakkında açılan davanın, suç tarihinden karar tarihine kadar süre içinde zamanaşımının dolduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısının sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamedeki isteme uygun olarak ONANMASINA;

II- Sanıklar … ve …’ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, sanık …, sanık … ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda taahhütname vermiş olan sanık …’nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, inşaat teknikeri olan sanık …’ın da yasal olmayan bir şekilde binanın mimari proje ve statik proje işi ile inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde sorumluluk üstlendiği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sanıklar … ve …’ın sorumlu olduğu,

Sanık …’ın ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda;

1- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derece deprem bölgesinde bulunan Turan Apartmanının tamamen çökmesine ve yedi kişinin göçük altında kalarak ölmesine, şikayeti devam etmekte olan bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına asli kusurlu olarak neden olan sanıklar …, … ve sanık … hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması,

2- Depremde yıkılan Turan Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’te belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı dahi sağlayamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve … bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar … ve … hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- TCK’nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık … ile inşaat teknikeri olan sanık …’ın çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmalarına karar verilmesi,

4- Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık … müdafii, sanık …, sanık … ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA;

III- Sanıklar …, … ve … hakkındaki düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar … ve … müdafinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; katılan vekilinin ise yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada … aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın … bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,

İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun Belediyenin Vazifeleri başlıklı 15. maddesinin 79.bendinde, “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;

29.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık …, ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık … Aldeşer olduğu, bina sahibi olan sanık … tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ruhsat alma şartları başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu, zemin etüt raporu, elektrik projesi, sıhhi tesisat projesi olmadan, proje müelliflerinin isim ve imzaları olmadan sunulan mimari ve statik projesini yeterli görerek, mimari projenin ruhsattaki zemin ve 3 kat şartına uymadığı halde binaya ruhsat verilmesi sonucu, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar … ve …’nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, 3194 sayılı İmar Kanunu’na ve 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar … ve … hakkında düşme kararları verilmesi,

Kanuna aykırı olup, katılan vekili ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 17.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/12146 Karar No: 2022/4386 Karar Tarihi: 06.06.2022

Özet: Sanıkların kanun hükümlerine aykırı davrandıkları, binada temel, kolon, kiriş ve donatı kesit alanı yetersizliği olması, binanın donatı detaylandırmasının yetersiz olması, kolon, perde sayı ve boyutlarında uyumsuzluklar olması, malzeme kalitesinde yetersizlikler olması, yine binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve binanın mimari projesi olmadan binaya ruhsat ve yapı kullanma izni verilmesi ile binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar … ve …’nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, 3194 sayılı İmar Kanunu’na ve 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar …, … ve … hakkında düşme kararları verilmesi, kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

(1580 s. K. m. 15) (3194 s. K. m. 22, 28) (5237 s. K. m. 3, 22, 50, 52, 53, 61, 62, 85) (765 s. K. m. 102, 104, 228) (5271 s. K. m. 299) (1412 s. K. m. 321) (696 s. KHK m. 100)

Sanıklar  …, …, … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı; 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve CMK’nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair Taksirle öldürme suçundan sanıklar … ve …’in mahkumiyetine ilişkin hükümler ile görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, … ve … hakkında verilen düşme hükümleri, sanıklar …, … müdafileri, sanık …, katılan … vekili, katılan … ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, her ne kadar sanık … duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de, talep uygun görülmeyip duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan incelemede;

23.10.2011 tarihinde 13:41 sıralarında, Erciş ilçesi merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Tekevler Mahallesinde bulunan … otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu iki kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, bina sahibinin sanık …, inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık …, binanın statik projesini çizen mühendis ve aynı zamanda yapı kullanma izin belgesini tetkik eden belediye fen memurunun sanık …, yapı ruhsatını düzenleyen ve aynı zamanda bina mahallini tetkik eden belediye fen memurunun sanık …, yapı ruhsatını kontrol eden ve bina mahallini tetkik eden belediye görevlisinin sanık …, bina mahallini tetkik eden belediye fen memurunun sanık …, yapı ruhsatını onaylayan belediye başkanının sanık … olduğu olayda;

Dosya kapsamından, … otelinin yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 12.02.2000 tarih ve 2001/02 numaralı yapı ruhsatının verildiği, … Mühendislik San.Tic.Ltd Şti tarafından hazırlanan inşaat alanı jeoteknik etüt raporu, YGS Mühendislik tarafından 28.02.2001 tarihinde hazırlanan ve onaylanan elektrik tesisat tatbikat projesi, 07.05.2004 tarih ve 2004/16 numaralı yapı kullanma izin belgesi, statik proje hesap raporu, zemin etüt raporu ile statik hesap raporlarının bulunduğu ancak mimari projenin bulunmadığı, yapım yılına göre, … oteli 1997 yılından sonra inşa edildiğinden 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği,

.14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 7 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, 12.02.2001 tarihli yapı ruhsatı ve 07.06.2004 tarihli yapı kullanma izin belgesine göre otel binası zemin ve 7 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, mimari proje olmadığından yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde belirtilen kat adetlerinin karşılaştırılamadığı, ayrıca otel binasına ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin statik ve mimari projeler ile uyumlu olup olmadığının belirlenemediği,

1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’in “7.2 Genel Kurallar” bölümünde, deprem bölgelerinde yapılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmekte olup, … oteline ait statik proje ve hesap raporlarından, malzeme sınıfının C16, donatı sınıfının ise S220 olarak belirlendiği, binaya ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 11.42N/mm2 olarak elde edildiği, elde edilen ortalama basınç dayanımının, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’te belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’dan daha düşük olduğu, ayrıca Yönetmelik’in “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olduğu ibaresinin bulunduğu,

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde; 1.derece deprem bölgesinde yer alan … oteline ait taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve 3194 sayılı İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği,

Mahkemece hükme esas alınan 01.03.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sanık …’nin yapının “Fenni mesulü” olduğu, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının etkili olduğu ancak somut olayda sanık …’nin savunmalarında belirttiği şekilde fenni mesullüğü binanın bitiminden sonra kağıt üzerinde üstlendiğinin tespit edilmesi halinde, binanın yıkılmasından ve dolayısıyla meydana gelen ölümlerden sorumluluğu yoluna gidilmemesi gerektiği, bu durumda binanın resmiyet kazanması aşamasındaki fillerden dolayı sorumluluğu yoluna gidilebileceği, sanık …’in dava konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, imar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin, 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun 15. maddesinin 79. bendinde; imar palanlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak olarak belirtildiği, ancak somut olayda … Otelinin yapımı ve inşaatı aşamasında gereken sorumlulukların alınmadığı, mimari projesi olmadığı halde yeni yapı ruhsatı verildiği, mimari projesi olmayan bir bina ile ilgili ruhsat veren, bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen aynı zamanda 02 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğü giren 3030 sayılı Kanun kapsamı dışında alan belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 35. maddesi ile değiştirilen ve yapı ruhsatı aşamasında fenni mesullüğe ilişkin gerekleri düzenleyen 58. maddenin gerekleri yerine getirilmeden yapı ruhsatı düzenleyen ilgili belediye personelleri …, …, … ile yapı kullanma izin belgesinin düzenleyen ilgili belediye personeli …, … ile yapı kullanma izin belgesini düzenleyen …, … ve …’nun meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılarak yapılan incelemede;

I- Sanık … hakkındaki düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

12.02.2001 tarih ve 2001/02 numaralı yapı ruhsatını onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatının verildiği 2001 yılında yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’na göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 12.02.2001 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık … olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık … olduğu; en son ruhsatı onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkanı sanık … olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığını kontrol etmeden önüne gelen evrakı imzalayarak onaylayan sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminden dolayı görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun zamanaşımına uğradığı görülmekle hakkında düşme kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, sanık … hakkında açılan davanın, suç tarihinden karar tarihine kadar süre içinde zamanaşımının dolduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, katılan … vekili, katılan … ile mahalli Cumhuriyet savcısının sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA;

II- Sanıklar … ve …’in taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, sanık …, katılan … vekili, katılan … ve mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık …’nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanık … ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda;

1- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derece deprem bölgesinde bulunan … otelinin tamamen çökmesine ve iki kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık … ve sanık … hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması,

2- Depremde yıkılan … otelinden alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı dahi sağlayamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık … ve sanık … hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- TCK’nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık …’nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi,

4- Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık … müdafii, sanık …, katılan … vekili, katılan … ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA;

III- Sanıklar …, … ve … hakkındaki düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili, katılan … ve mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon ve perde adetleri, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,

İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı,

12.02.2001 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık … olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık …, binanın statik projesini çizen mühendis ve aynı zamanda 07.06.2004 tarihli yapı kullanma izin belgesini tetkik eden belediye fen memurunun sanık …, yapı ruhsatını düzenleyen ve aynı zamanda bina mahallini tetkik eden belediye fen memurunun sanık …, yapı ruhsatını kontrol eden ve bina mahallini tetkik eden belediye görevlisinin sanık …, bina mahallini tetkik eden belediye fen memurunun ise sanık … olduğu, bina sahibi olan sanık … tarafından inşaatına başlanılacak yapının mimari proje olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükümlerine aykırı davrandıkları, binada temel, kolon, kiriş ve donatı kesit alanı yetersizliği olması, binanın donatı detaylandırmasının yetersiz olması, kolon, perde sayı ve boyutlarında uyumsuzluklar olması, malzeme kalitesinde yetersizlikler olması, yine binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve binanın mimari projesi olmadan binaya ruhsat ve yapı kullanma izni verilmesi ile binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar   …, … ve …’nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerlerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar …, … ve … hakkında düşme kararları verilmesi,

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının, katılan … vekilinin ve katılan …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA; 06.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi

Esas No: 2020/12215 Karar No: 2022/8015 Karar Tarihi: 03.11.2022

Özet: UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık …’in, …/…/… tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık … hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun ilgili maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un ilgili maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak bozulmasına karar verilmiştir.

(5271 s. K. m. 299) (3194 s. K. m. 28) (5237 s. K. m. 22, 53, 61, 64) (5320 s. K. m. 8) (1412 s. K. m. 321, 326) (1580 s. K. m. 15) (696 s. KHK. m. 100)

Dava: Taksirle öldürme suçundan sanıklar …, … ve …’nin mahkumiyetine ilişkin hükümler ile görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen düşme hükümleri, sanık … müdafii, sanıklar …, … ve … müdafii, sanık …, sanık …, sanık …, sanık … ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: 24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, sanık … tarafından süresi geçtikten sonra duruşmalı inceleme isteminde bulunulmuş olup, talep uygun görülmeyip duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan incelemede;

23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü … ili, … ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, … Mahallesi … Caddesi üzerinde bulunan … Apartmanı’nın yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği olayda;

… Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 11.12.1995 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 20.12.1995 tarih ve 95/161 numaralı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın projelerinin 1997 yılından önce yapıldığı, apartmana ait mimari ve statik projelerin olduğu ancak elektrik tesisat projesinin, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, … Apartmanının yapım yılına göre 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği,

14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 20.12.1995 tarihli yapı ruhsatına göre de bina dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 28.05.2003 tarihli yapı kullanma izin belgesinin ise ruhsatlı yapının ilk 3 katı için çıkartıldığı, mimari projeden de binanın zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğunun görüldüğü, yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliğinin mimari ve statik projeler ile uyum olmayıp, normal kat yüksekliklerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, … Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 7.92N/m² olarak elde edilmiş olup, elde edilen bu basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’dan düşük olduğu, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e göre bina önem katsayısının 1 olduğu, dosyadaki belgeler incelendiğinde, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı büyüklükte agregalar belirlendiği, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda tekil temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğunun belirlendiği,

Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanık …’nin yıkılan binanın mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplamalarını yaptığı, aynı zamanda yapının “fenni mesulü” olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanıklar … ve …’in söz konusu binanın sahip ve müteahhitleri olarak yapıdan sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurullarına uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri ruhsatında toplam 4 kat olan yapıya kaçak bir kat ekleyerek 5 katlı inşa etmelerinden dolayı sorumlu olduğu, sanık …’ın inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu,

İmar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığının denetleme görevlerinin 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun 15. madde 79 bendinde; “İmar planlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak” olarak belirlenmekte, ancak gerek dosya kapsamı, gerekse KTÜ raporundan anlaşıldığı üzere … Apartmanı için geçerli olan 15/04/1999 tarihli 2. yapı ruhsatında zemin raporu ve statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verilmesini sağlayan ve yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan yapıya “yapı kullanma izin belgesi” düzenlemek ve onaylamaktan ötürü belediye görevlileri olan sanıklar …, …, …, … ve … hakkında görevi kötüye kullanmak yolu ile meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, ancak sanıklar … ve … hakkında ise, iki yıl içinde inşaatına başlanamadığı için ilk alınan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatının geçersiz olduğu bu nedenle de, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve deliller neticesinde; 2. derece deprem bölgesinde yer alan … Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve … bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği,

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 25/01/2013 tarihli kararında; zemin etüt raporu, statik hesap raporları olmadan ve yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliğinin mimari ve statik projeler ile uyumlu olmadan yapı ruhsatının verilmesi ile yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliğinin mimari ve statik projeler ile uyumlu olmadığı halde belediye teknik elemanlarınca yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından bir mahzur görülmediğinin tespiti yapılarak yapı kullanma izin belgesi verilmesi nedenleriyle, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 22, 29 ve 30.maddelerine aykırı hareket edildiği gerekçesi ile soruşturma izni verildiği, hakkında soruşturma izni verilmeyen sanık … hakkında da, soruşturma izni verilmemesine dair karara, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edildiği ve itirazın Danıştay 1. Dairesinin 02/10/2013 tarihli kararı ile kabul edildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;

I- Sanık … hakkındaki düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

28/03/2003 tarihinde verilen yapı kullanma izin belgesini onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı kullanma izin belgesinin verildiği 2003 yılında yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’na göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 28/03/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden görevlilerinin fen işleri memurlarının …, … ve … olduğu, yapı kullanma izin belgesini tetkik eden görevlinin …, en son onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkanı sanık … olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan yapıya verilen yapı kullanma izin belgesini imzalayarak onaylayan sanığın, görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun zamanaşımına uğradığı görülmekle yapılan incelemede;

Yapılan yargılama sonunda, sanık … hakkında açılan davanın, suç tarihinden karar tarihine kadar süre içinde zamanaşımının dolduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA;

II- Sanıklar …, … ve …’nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar …, … ve …’nin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık …’nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, yapı sahibi olarak sanıklar … ve sanık …’in yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle kusurlu oldukları, sanık …’ın da, yapının müteahhidi olarak binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, ayrıca … Belediye Meclisinin 12/02/2001 tarihli kararı ile yapı ruhsatında dört kat olarak belirtilen binanın beş kata çıkarıldığı ancak sadece ilk üç katı için yapı kullanma izin belgesinin alındığı anlaşılmakla;

1- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen ikinci derecede deprem bölgesinde bulunan … Apartmanının tamamen çökmesine ve üç kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar …, … ve … hakkında, … ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar …, … ve … hakkında eksik cezaya hükmolunması,

2- İkinci derece deprem bölgesi olan …’de, yıkılan … Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; elde edilen basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’dan düşük olduğu, binanın taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binanın projelendirme, yapım ve … bitimi aşamalarında Yönetmelik ve 3194 sayılı İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve … bitimi aşamasında, üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar …, … ve … hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık …’nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi,

4- Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

III- Sanıklar … ve … hakkındaki düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar …, … ve … müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- … Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada … aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’ı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın … bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı,

İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı (mülga) Belediye Kanunu’nun Belediyenin Vazifeleri başlıklı 15.maddesinin 79. bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı;

2- Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda; 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını kontrol eden kişinin sanık … olduğu ancak iki yıl içinde ruhsat alınan binanın inşaatına başlanamadığı için söz konusu yapı ruhsatının geçersiz olduğu, 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesine esas yapı ruhsatının ikinci defa alınan 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatı olduğu, bu yapı ruhsatında da sanık …’nın imzasının bulunmadığı bu nedenle de sanığın sorumluluğunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29. maddesine göre geçersiz olduğu anlaşılan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını onaylayan sanık …’nın, meydana gelen ölümler bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından sanık …’nın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hakkında düşme kararı verilmesi,

3- UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık …’in, 10.06.2016 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık … hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

Sonuç: Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 03.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kayseri Ceza Avukatı

Alanında yetkin Kayseri ceza avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Alanında yetkin Kayseri Avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak; Yalçınkaya Kararı başta olmak üzere AİHM kararlarının Türkçe çevirilerini yapan Eski AİHM Hukukçusu Dr. Orhan Arslan koordinatörlüğünde müvekkillerimize Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusunun yanı sıra emsal AYM ve AİHM Kararları çerçevesinde yeniden yargılama başvurusu hususunda da hukuki destek vermekteyiz.

Kayseri ceza avukatı veya Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapmak ve süreci takip etmek için bir avukat arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.