İş Kazası Sonucu Ölüm Halinde SGK Tarafından Yapılan Ödemeler Nedeniyle İşverene Rücu Edilmesi

Hizmetlerimiz

İş Kazası Sonucu Ölüm Halinde SGK Tarafından Yapılan Ödemeler Nedeniyle İşverene Rücu Edilebilir mi - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Kayseri Sosyal Güvenlik Hukuku Avukatı - Kayseri Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

İş Kazası Sonucu Ölüm Halinde SGK Tarafından İşverene Rücu Edilmesi

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğu – Madde 21

İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.

İş kazasının, 13 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca işverenden tahsil edilir.

Çalışma mevzuatında sağlık raporu alınması gerektiği belirtilen işlerde, böyle bir rapora dayanılmaksızın veya eldeki rapora aykırı olarak bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, bu işe girmeden önce var olduğu tespit edilen veya bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılması sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle, Kurumca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverene ödettirilir.

İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.

İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücû edilmez.

Süresinde bildirilmeyen sigortalılıktan doğan sorumluluk – Madde 23

Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.

4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı olduğu halde, 8 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen süre içerisinde bildirimde bulunmayanlara, bildirimde bulunulmayan sürede meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenmez.

İş Kazası Sonucu Ölüm Halinde İşverenin Sorumluluğu ve SGK Ödemeleri Nedeniyle İşverene Rücu Edilmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2015/3544 Karar No: 2019/1066 Karar Tarihi: 15.10.2019

Özet: 506 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında sorumluluk türü kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından Kanun’un 10. maddesine göre sorumlu tutulması gerekir.

Mahkemesi: İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İzmir 5. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.05.2014 tarihli ve 2013/846 E., 2014/246 K. sayılı karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2015 tarihli ve 2014/17181 E., 2015/947 K. sayılı kararı ile:

“…Dava, 506 sayılı Kanunun 26/1, 10 maddelerine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalılar vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin, aşağı bendde açıklanan hususlar dışındaki, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Mahkemenin, davalı şirkete %60, davalı …’ya %10, sigortalıya %30 kusur izafe eden bilirkişi raporuna esas alarak davanın istem doğrultusunda kabulüne dair kurulan ilk hükmü, Dairemizce, 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddeleri hususunda irdeleme yapılması, sonucuna göre 506 sayılı Kanunun 10. maddesinin ve Borçlar Kanunun 43, 44.maddeleri gözetilmesi nedeni ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma sonrasında, sigortalının işe giriş bildirgesi celbedilerek, işe giriş bildirgesinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılan dava dışı arsa sahibi adına olay tarihi olan 15.02.2008 tarihinde Kuruma intikal ettiği kabul edilerek, 506 sayılı Kanunun 9. maddesi kapsamında süresinde işe giriş bildirgesi verildiği kabul edilerek 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca davalıların sorumluluğuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin, sigortalının çalıştığı işyerine göre yapılan bildirimin davalı işveren tarafından yapıldığı kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dosya kapsamında yer alan ceza dosyasında, sigortalının eşi olan E. Y.’un kolluğa verdiği 15.02.2008 tarihli ifadesinde, sigortalının olaydan bir hafta öncesi inşaatta sıvacı olarak çalıştığına ilişkin beyanı araştırılmadan, 506 sayılı Kanunun 9. maddesinin irdelemesinin yapılması, eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.

Mahkemece, yapılacak iş, işyerinden bildirilen dönem bordrosuna kayıtlı çalışanlar ile ceza dosyasında beyanlarına başvurulan tanık ve sigortalının eşinin bilgi ve görgüsüne başvurulup, 506 sayılı Kanunun 9’uncu maddesine uygun ve süresinde, davalı Kuruma sigortalının işe giriş bildiriminin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, 506 sayılı Kanun’un 9 ve 10’uncu maddeleri hakkında irdeleme yapılmalı, varılacak sonuca göre aynı Kanunun 10’uncu maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmeli, Borçlar Kanununun 43 ve 44’üncü maddesi kapsamında hakkaniyet indirimi de nazara alınmak ve isteme bağlı kalmak suretiyle hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…”

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Davacı … vekili (SGK); dava dışı sigortalı Ş. Y.’un 15.02.2008 tarihinde davalı şirkete ait iş yerinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, müvekkilinin sigortalının ölümü ile hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağladığını ve masraf yaptığını, Kurumun toplam zararının 22.598.29TL olduğunu, ceza dosyasında şirket sahibi …’nın asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, davalı işveren şirketin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 26. maddesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 22.598.29TL Kurum zararının şimdilik %50 oranına isabet eden 11.299.145TL’nin yasal faiziyle (gelirler yönünden 30.04.2011 tarihinden, ödemelerin 01.03.2011 tarihinden, tedavi giderlerinin 15.02.2008 tarihinden itibaren) birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsilini talep etmiştir.

Davalılar … ve … İnş. Taah. Gıda Tur. Tek. San. Tic. Ltd. Şti. vekili; rücu davalarında Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi gereği 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, Kurumun 1 yıllık zamanaşımı süresini geçirerek iş bu davayı açtığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarihte müteahhit … ve müvekkilinin kurduğu Y.. İnşaat adi şirketinin mevcut olup, … İnş. Taah. Gıda Tur. Tek. San. Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu ile ilgisinin bulunmadığını, şirket yönünden husumet nedeniyle red kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca kazanın meydana gelmesinde sigortalının kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece; Kurumun sigortalısı olan ve davalı şirket ile diğer davalıya ait iş yerinde çalışan Ş. Y.’un 15.02.2008 tarihinde saat 16:00 sıralarında bina inşaatının 3. katında sıva işi yaptığı sırada dengesini kaybetmesi sonucu yaklaşık 8 metre yüksekten zemine düşerek vefat ettiği, İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/914 E. sayılı dosyasında işverenin asli kusurlu olduğu, sigortalının ise ferî kusurlu olduğu gerekçesiyle işveren yetkilisi …’nın mahkûmiyetine karar verildiği, iş bu dosyada yapılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, sigortalının kaza nedeniyle %30 kusurlu olduğu, davalı işverenlerin ise %70 müterafik kusurlu olduğunun belirlendiği, peşin sermaye değerli gelirin ilk ödenen bölümü ile sosyal yardım zammının toplam 20.400.34TL olduğu, ayrıca sonradan yapılan tedavi giderleri ve cenaze masraflarının toplamının 2.197.96TL olduğu, davacı Kurum vekilinin kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 4/8 nispetindeki kusur uygulanmak suretiyle talepte bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile peşin sermaye değerli gelirin ve tedavi giderlerinin 4/8 oranına tekabül eden 10.200.17TL peşin sermaye değerli gelirin onay tarihi olan 30.04.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, 975.26TL tedavi giderlerinin ise sarf tarihi olan 15.02.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ve 123.71TL cenaze giderlerinin 01.03.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, (davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile) davanın, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masraflar nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalı işverenden 506 sayılı Kanun’un 10 ve 26. maddeleri uyarınca tahsili istemine ilişkin olduğu, daha geniş bir sorumluluk esasına dayanması nedeniyle 506 sayılı Kanun’un 10. maddesinin uygulama önceliği bulunduğu hâlde, 10. maddeye göre sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında bir araştırma yapılmadan karar verilmesinin isabetli bulunmadığı, sigortalı adına davacı Kuruma 506 sayılı Kanun’un 9. maddesine uygun ve süresinde işe giriş bildiriminin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, aynı Kanun’un 10. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece; Özel Dairenin bozma kararına uyularak, dava dışı sigortalı Ş. Y.’un şahsi sicil dosyası incelenerek, sigortalının işe giriş bildirgesinin 15.02.2008 tarihinde düzenlendiği, iş kazasının da aynı gün meydana geldiği, 506 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki düzenleme doğrultusunda, işverenin çalıştırdığı sigortalıları en geç bir ay içerisinde Kuruma bildirmeye mecbur olduğu, sigortalı Ş. Y.’un davalı … İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nde 15.02.2008 tarihinde çalışmaya başladığı, işveren tarafından yasal bir aylık süre içerisinde (aynı gün) Kuruma bildiriminin yapıldığı, bu suretle 506 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki işveren sorumluluğunun söz konusu olmadığı, Kurum müfettişi Selçuk Balcı’nın da düzenlediği raporda aynı yönde tespitler yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece; Kurum müfettişi Selçuk Balcı’nın düzenlediği 02.03.2010 tarihli raporda “…soruşturma konusu olayda, sigortalı çalıştırılmaya başlandığı tarih (15.02.2008), kaza günü 15.02.2008 Kuruma bildirildiği, bildirge suretinden anlaşıldığından kaza olayı için 10. maddenin uygulanmaması gerekir…” tespitinin davacı … da bağlayıcı olduğu, 506 sayılı Kanun’un 10. maddesinin uygulanabilmesi için ancak kazadan sonra bildirimin yapılmasının gerektiği, işçinin kazadan önce çalışmasına rağmen bildiriminin yapılmamasına rağmen en geç kaza günü kazadan önce bildirimin yapılması hâlinde işverenin 10. maddede belirtilen sorumluluktan kurtulacağı, Kurum müfettişinin kaza ile aynı gün bildirimin yapıldığını tespit ettiği, bu yönde başkaca araştırma yapılmasının gerekmediği gerekçesiyle ve önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dışı sigortalı Ş. Y.’un 15.02.2008 tarihinde davalı şirkete ait inşaat iş yerinde geçirdiği iş kazası nedeniyle davalıların sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi bakımından 506 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında inceleme yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmiş veya bu husus Kurumca tespit edilmiş olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma bildirilmeyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır.

Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22’nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesap edilecek sermaye değerleri tutarı, 26’ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.”

Maddenin uygulama alanı, 4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun’un 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre;

İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür.”

Maddenin devamında ise; “İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.” denilmek suretiyle iki istisna getirilmiştir.

506 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında sorumluluk türü kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10. maddeye göre sorumlu tutulması gerekir. Bu durumda sigortalının iş yerinde işe başlama tarihi dosya kapsamından şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilemediğinden, davalı iş yerinin inşaat iş yeri mahiyetinde olduğu da göz önüne alınarak 506 sayılı Kanun’un 9 ve 10. maddeleri kapsamında ayrıntılı inceleme yapılmalıdır.

Bu nedenle mahkemece yapılacak iş, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalı Ş. Y.’a ait işe giriş bildirgesinin 506 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca süresinde Kuruma verilip verilmediğini araştırılmak, iş kazasının gerçekleştiği döneme ait bordro tanıkları ve sigortalının eşi E. Y.’un beyanlarını almak, somut olayda 506 sayılı Kanun’un 9 ve 10. madde koşullarının oluşup oluşmadığını araştırıp irdelemekten ibarettir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, somut olayda 506 sayılı Kanun’un 9 ve 10. maddeleri kapsamında inceleme yapılmasına gerek olmadığı, mahkemece 506 sayılı Kanun’un 26. maddesi kapsamında inceleme yapılarak karar verilmesinin doğru olduğu, hükmün Özel Dairece sadece miktar yönünden denetlenmesi gerektiği belirtilip bu nedenlerle Yerel Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.10.2019 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

İş hukuku ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin dava ve uyuşmazlıklarda taleplerin etkili bir biçimde ileri sürülmesi ve hak kaybına uğramamak için iş hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması faydalı olacaktır.  Kayseri iş hukuku avukatı kadromuz, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku alanında 15 yılı aşan deneyimi ile güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde; ihbar tazminatı davası, kıdem tazminatı davası, işe iade davası, fazla mesai alacağı, ilave tediye alacağı ve benzer davaların açılması ve takibi, mobbing ve kötü niyet tazminatlarına ilişkin davaların açılması ve takibi, fazla mesai ücretleri ve yıllık ücretli izinlerin kullandırılması, hesaplanması ve tahsili davaları açılması ve takibi konuları başta olmak üzere -bunlarla sınırlı olmamak üzere- iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili her türlü konuda müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Kayseri iş hukuku avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.