Miras Hukuku – Kayseri Miras Avukatı

Hizmetlerimiz

kayseri boşanma avukatı

Miras Hukuku - Kayseri Miras Avukatı

Kayseri miras avukatı kadrosu ile Zülküf Arslan Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu, vasiyet ve miras sözleşmelerinin düzenlenmesi, veraset ve intikal işlemlerinin yürütülmesi, mirasın reddi, tasarrufun iptali, tereke tespiti, izale-i şüyuu, ecri misil, vakıf kurulması ve benzer diğer miras uyuşmazlık ve davalarına ilişkin müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.

Kayseri miras avukatı kadromuz 15 yılı aşkın deneyimi ile güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde; miras hukuku ile ilgili davalarda, veraset ilamı alınması, vasiyetname düzenlenmesi, vasiyetnamenin iptali, tenkis davası açılması, mirastan feragat sözleşmesi hazırlanması gibi hususlarda hukuki destek hizmetleri vermektedir. Kayseri miras avukatı kadromuz ayrıca mirasçılık belgesinin iptali davası, mirasın reddi davası açılması, muris muvazaası davası açılması, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, veraset ve intikal işlemleri, veraset vergisi, izaleyi suyu davası, ortaklığın giderilmesi davalarında müvekkillerine en etkili sonucu sağlamak için hukuki destek vermektedir.

Miras hukuku; ölen veya gaipliğine karar verilen gerçek bir kişinin mirasının kimlere, hangi oranda ve nasıl intikal edeceğini düzenleyen hukuk kurallarından meydana gelen özel hukuk dalıdır. Miras hukukunda; ölümü sonrasında kendisinin hukuki ilişkilerinin, menkul ve gayrimenkul tüm mallarının akıbetini düzenleyen kişiye muris, miras bırakan denmektedir.

Mirasın intikali ile terekeye sahip olan kimselerin, bu intikal sonucunda iktisap ettikleri haklara miras hakkı; miras bırakanın ölümü veya gaipliğine karar verilmesi üzerine terekede hak sahibi olan kişiye de mirasçı denilmektedir. Kişiye bağlı olmayan ve mirasçılara intikal edebilen mal varlığına tereke denilmektedir. Yasal olarak miras bırakanın mirasçısı olmadığı halde, miras bırakanın iradesiyle mirasçı olma hakkına sahip olan kişilere de atanmış mirasçı denilmektedir.

Mirasçılıkta Zümre Sistemi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda zümre (derece) sistemi kabul edilmiş olup, yasal mirasçı olabilmek için bir zümreye dahil olmak gerekir. Bir önceki zümrede mirasçı bulunması, bir sonraki zümrenin mirasçılığını engeller. Yine aynı şekilde, zümre ve kök başı alt soyun mirasçılığını engeller.

1. Derece (zümre) mirasçılar: Miras bırakanın alt soyudur. Yani miras bırakanın çocukları, torunları ve sonrakiler sınırsız olarak mirasçıdır. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi alt soyları alır.

2. Derece(zümre) mirasçılarmiras bırakanın mirasçıları ana ve babasıdır. Ana ve baba eşit olarak mirasçıdırlar. Miras bırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi alt soyları alır. Yani miras bırakanın, ana ve babasının ölmüş olması halinde, mirasçıları halefiyet yoluyla kardeşleri ve kardeşlerinin alt soyu olacaktır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

3. Derece(zümre) mirasçılar: Miras bırakanın büyük ana ve büyük babasıdır. Miras bırakanın, alt soyunun, ana ve babasının alt soy bırakmaksızın miras bırakandan önce ölmeleri halinde, mirasçılar, büyük ana ve büyük baba olacaktır. Miras bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi alt soyları alır. Yani miras bırakanın büyük ana büyük babasının miras bırakandan önce ölmüşse, miras bırakanın amca, hala, teyze, dayıları ve onların alt soyları mirasçı olacaktır.

Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan biri alt soyu bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşse, ona düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır. Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisi de alt soyları bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.

Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması halinde, payı kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları halinde onların payları diğer tarafa geçer. Burada Kanun alt soyun halef olacağı kuralına sınırlama getirmiş, sağ kalan eş varsa, 3. derece mirasçı olarak yalnızca büyük ana, büyük baba ve çocuklarını kabul etmiştir.

Sağ kalan eşin miras payı

Sağ kalan eşin miras payı, birlikte mirasçı bulunduğu zümreye göre değişmektedir;

Miras bırakanın alt soyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,

Miras bırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,

Miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.

Ayrıca, Türk Hukukunda, evlilikte yasal mal rejimi olarak, edinilmiş mallara katılma rejimi benimsenmiş olup, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Mirasın İntikali ve Miras Ortaklığı

Miras, miras bırakanın ölümü anında kendiliğinden mirasçılara geçer. Mirasçılar ve tereke, ölüm anına göre belirlenir. Ölüm anının bilinmesi mirasçıların belirlenmesi bakımından önemlidir. Örneğin, evli bir çiftin bir trafik kazasında on dakika arayla vefat etmesi halinde, miras önce daha sonra ölen eşe geçecek daha sonra onun mirasçılarına geçecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, miras bırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler. Miras, mal varlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır. Miras bırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür.

15 yılı aşkın deneyimi ve alanında yetkin Kayseri miras avukatı kadrosu ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, müvekkillerimize avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Miras hukukuna ilişkin her türlü uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Miras Ortaklığı

Miras bırakanın, birden çok mirasçısı bulunması halinde, mirasçıların oluşturduğu topluluk miras ortaklığı olacaktır. Miras tamamen paylaştırılıncaya kadar, mirasçılar miras üzerinde el birliğiyle hak sahibi olacaktır. Miras üzerinde elbirliği mülkiyet hakkı bulunan mirasçılar, miras üzerinde yapılacak her türlü işlemi birlikte yapmak zorundadır. Mirasçılar, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Miras ortaklığı, mirasın tamamen paylaşılması veya elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete dönüşmesi ile sona erer.

Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır. Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.

Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler. Terekeyi ilgilendiren hususlarda da, dava tüm mirasçılara karşı açılmalıdır.

Evlilik dışı hısımlar mirasçı olabilir mi?

Evlilik dışında doğmuş ve soy bağı, tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.

Evlatlık mirasçı olabilir mi?

Evlatlık ve alt soyu, sadece evlat edinene, kan hısımı gibi mirasçı olurlar. Örnek olarak evlat edinenin babasının mirası, evlatlığa intikal etmez. Evlat edinen ve hısımları evlatlığa mirasçı olamaz. Evlatlığın kendi ailesinde mirasçılığı devam eder.

Cenin Mirasçı Olabilir mi?

Mirasçı olabilmek için; sağ olmak, hak ehliyetine sahip olmak ve mirastan yoksun olmamak gerekir. Cenin ise ancak sağ doğmak koşulu ile mirasçı olabilir. Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz. Bu nedenle, mirasçılar arasında cenin bulunması mirasın paylaştırılmasında bekleme sebebidir.

Boşanma, mirasçılığı etkiler mi?

Boşanma kararının kesinleşmesiyle, eş yasal mirasçı olamaz. Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.

Ayrılık kararı verilmesi, mirasçılığı etkilemez. Boşanma davası devam ederken ölüm halinde, ölen eşin mirasçılarının davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması halinde yasal mirasçı olamazlar.

Devletin mirasçı olması

Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer. Mirasçılar, 3. dereceye kadar sınırlandırılmış olup, miras bırakanın 3. dereceye kadar mirasçıları ve alt soyunun bulunmaması halinde, miras devlete intikal edecektir.

Veraset ilamı Nedir, Nasıl Alınır?

Yasal mirasçılara, mirasçı atananlara ve vasiyet alacaklıları, mirasçılık sıfatlarını gösteren resmi belgeyi, mirasın açıldığı sulh mahkemesinden veya noterliklerden talep edebilirler. Bu belgeye veraset ilamı veya mirasçılık belgesi adı verilir. Veraset ilamı aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir.

15 yılı aşkın deneyimi ve alanında yetkin Kayseri miras avukatı kadrosu ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, müvekkillerimize avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Miras hukukuna ilişkin her türlü uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Yasal Mirasçıların Saklı Payı

Kural olarak, miras bırakan mal varlığı üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahiptir. Ancak Kanun, alt soy, ana, baba ve eşin miras payının bir kısmını korumuştur. Saklı payı ihlal edilen mirasçılar, tenkis davası açarak, saklı payını alma hakkına sahiptir. Kanun’da 2007 yılında yapılan değişiklikle, kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır.

Saklı pay oranları:

Alt soy için yasal miras payının yarısı,

Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

Sağ kalan eş için, alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü.

Tenkis Davası

Miras bırakanın sağlığındaki ve ölüme bağlı tasarruflarının saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal ettiği oranda etkisizleştirilmesidir. Tenkis kural olarak dava yoluyla gerçekleştirilir. Örneğin üç çocuğu olan miras bırakan, tüm mal varlığını bir çocuğuna bırakmışsa, tüm çocukların miras eşit miras hakkı bulunduğundan ve miras paylarının yarısı saklı pay olduğundan, diğer çocukların saklı payları ihlal edilmiş olacaktır. Böyle bir ihtimalde saklı payı ihlal edilen çocuklar, diğer çocuğa karşı tenkis davası açarak, orantılı olarak saklı paylarını talep edebileceklerdir.

Tenkis davası, saklı paylı mirasçılar tarafından açılabilir. Davada sadece davayı açan saklı paylı mirasçının saklı payı tenkis edilecektir. Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf oranını aşarak lehine kazandırmada bulunduğu mirasçılar ve 3. kişilere karşı açılır.

Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlar arası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Tenkis davası ölenin son yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Tenkis davası veya muris muvazaası davası süreçlerine ilişkin detaylı bilgi edinmek için Kayseri Miras Avukatı kadromuz tarafından hazırlanan makalemizi okuyabilir; miras hukukuna ilişkin her türlü uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Ölüme Bağlı Tasarruf

Miras bırakan, ölümünden sonra mal varlığının kanunda öngörülen kurallara göre paylaştırılmasını istemeyebilir. Bu durumda ölümünden önce, mirasına uygulanacak paylaştırma kurallarını belirlemesi gerekir. Miras bırakanın ölümüne bağlı olarak verdiği emirlerine ölüme bağlı tasarruf denir. Medeni Kanun, ölüme bağlı tasarrufların belli şekillere göre yapılmasını kabul etmiştir. Aksi takdirde, miras bırakanın arzuları yerine getirilemeyecek veya mirasçılar tarafından iptal edilebilecektir. Miras bırakan, ölümüne bağlı tasarruflarını miras sözleşmesi veya vasiyetname şeklinde düzenleyebilir.

Vasiyetname ve Çeşitleri

Ölen bir kişiye ait menkul ve gayrimenkul tüm malları, kişi hayatta iken başka bir şekilde tasarrufta bulunmazsa, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen oranlara göre mirasçılara intikal edecektir. Ancak kişi, ölümü sonrasında kendisine ait menkul, gayrimenkul mal veya hak ve alacaklarının bu oranlara göre değil de kendi arzu ettiği şekilde mirasçılara veya başka kişilere geçmesine karar verme hakkına sahiptir.

On beş yaşını dolduran ve ayırt etme gücüne sahip herkes vasiyetname yapabilecektir. Ancak vasiyetnamenin geçerli olabilmesi ve hüküm ifade edebilmesi için kanunun öngördüğü şekillerde yapılması gerekir. Resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve istisnai hallerde sözlü vasiyetname olmak üzere üç çeşit vasiyetname vardır.

15 yılı aşkın deneyimi ile Kayseri miras avukatı kadromuz, vasiyetname hazırlanması ve sonrasında çıkabilecek vasiyetname iptali davalarında müvekkillerimize avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Vasiyetname hazırlanması ve vasiyetnamenin iptali davası açılması gibi hususlarda detaylı bilgi edinmek için Kayseri Miras Avukatı kadromuzun hazırladığı makale ve yargı kararlarına sitemizden erişebilir; miras hukukuna ilişkin her türlü uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Resmi Vasiyetname

Noter, sulh hâkimi ya da resmi memur önünde iki tanığın katılmasıyla yapılan vasiyetnameye resmi vasiyetname denir. Resmi vasiyetnamenin okunarak, imzalanarak veya okunmadan, imzalanmadan düzenlenmesi mümkündür. Okunarak ve imzalanarak düzenlenen vasiyetnamede, miras bırakan, arzularını resmi memura bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için miras bırakana verir.

Vasiyetname, miras bırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar. Sonraki aşamada, vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra miras bırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve miras bırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilmesine gerek yoktur.

Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, üst soy ve alt soy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Tanık olarak katılma yasağı bulunan kişilerin vasiyetnamenin düzenlemesine katılması vasiyetnameyi iptal edilebilir hale getirir.

Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üst soy ve alt soy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz. Kazandırmada bulunulmuşsa, vasiyetnamenin tamamı değil, sadece katılma yasağı bulunan kişiler lehine yapılan kazandırmalar iptal edilebilir hale gelecektir.

Okuma ve yazma bilmeyenler ise, okunmadan ve imzalanan vasiyetname düzenlemelidir. Okuma yazma bilenler, okunarak, imzalanarak veya okunmadan imzalanmadan vasiyetname düzenlenmesini isteyebilir. Okunarak ve imzalanarak düzenlenen vasiyetnameden farklı olarak, vasiyetname tanıklara okunur. Bundan sonraki aşamada, resmi okunarak ve imzalanarak düzenlenen vasiyetnamede olduğu gibi, vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve miras bırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.

El Yazısı ile Vasiyetname

Vasiyetnamenin resmi şekilde yapılma zorunluluğu yoktur. Vasiyetçi, dilerse kanunun öngördüğü şekil şartlarına uyarak kendi el yazısıyla da vasiyetname yapabilecektir. El yazılı vasiyetnamenin yazıldığı tarih açıkça belirtilerek başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. Aksi takdirde vasiyetname geçerli olmayacaktır.

Vasiyetnamenin Geri Alınması Mümkün müdür?

Tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf olan vasiyetnameyi geri almak her zaman mümkündür. Miras bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Miras bırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir.

Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır. Miras bırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır. Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, miras bırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.

Vasiyetnamenin Açılması

Miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslim edilmesi zorunludur. Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli ya da miras bırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kimse, ölümü öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür; aksi takdirde bu yüzden doğacak zarardan sorumludur. 

Sulh hâkimi, teslim edilen vasiyetnameyi derhâl inceler, gerekli koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya resmen yönetilmesine karar verir. Mahkemeye teslim edilen vasiyetname, hazır bulunan mirasçılara okunur. Böylece vasiyetname açılmış olur. İptal ve tenkis davası açma süreleri ve mirasın reddi süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.

Miras Sözleşmesi

Miras sözleşmesi, vasiyetnameden farklı olarak sadece resmi şekilde ve karşılıklı yapılabilen ölüme bağlı tasarruftur. Örneğin, mirastan feragat yalnızca miras sözleşmesi ile yapılabilir. Kural olarak miras sözleşmesinden tek taraflı dönülemez, taraflar anlaşarak sona erdirilebilir. Çıkarma sebeplerinin varlığı, ivazın yerine getirilmemesi veya miras bırakanın sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle tek taraflı iradesiyle dönülmesi mümkündür.

Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Mümkün müdür?

Ölüme bağlı tasarruflar bazı hallerde kanun gereği kendiliğinden hükümsüz hale gelebilir veya iptal sebeplerinin bulunması halinde iptali talep edilebilir.

Ölüme bağlı tasarrufların kendiliğinden hükümsüz hale geldiği durumlar haller; evlilik birliğinin ölüm dışında sona ermesi, lehine tasarruf yapılanın miras bırakandan önce ölmesi, lehine tasarruf yapılanın mirastan yoksun olması, şarta bağlı hallerde bozucu veya geciktirici şartın gerçekleşmesi halleridir.

Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:

Tasarruf miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,

Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,

Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise,

Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.

İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir.

İptal davası, kanunda öngörülen süreler içinde açılabilir. İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyi niyetli davalılara karşı on yıl, iyi niyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

Mirastan Yoksunluk ve Mirastan Çıkarma

Mirastan yoksunluk, miras bırakanın terekesinde mirasçı veya vasiyet alacaklısı olarak hak sahibi olamamak anlamına gelmektedir. Mirastan yoksunluk sebepleri, kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Bu nedenle ancak bu hallerin varlığı halinde yoksunluk söz konusu olacaktır. Mirastan yoksunluk, yalnız yoksun olanı etkiler. Mirastan yoksun olanın alt soyu, miras bırakandan önce ölen kimsenin alt soyu gibi mirasçı olur.

Kimler Mirasçı Olamaz?

Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi; ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:

Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,

Miras bırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler,

Miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,

Miras bırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.

Mirastan yoksunluk kendiliğinden hüküm ifade eder. Yoksunluk hallerinin varlığı halinde kişi, mirasçı veya vasiyet alacaklısı sıfatını kazanamaz. Yoksunluk miras bırakanın affıyla ortadan kalmaktadır.

Mirasçılıktan Çıkarma Şartları

Kanun, belirli şartların varlığı halinde, miras bırakana saklı paylı mirasçıları mirastan uzaklaştırma imkânı vermiştir. Miras bırakan, ancak Kanun’da belirtilen şu durumlarda saklı paylı mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarabilir:

Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Mirasçılıktan çıkarma vasiyetname ile yapılır. Çıkarmanın geçerli olması, çıkarma sebeplerinin vasiyetnamede gösterilmesine bağlıdır. Genel ifadeler kullanılması yeterli değildir. Sebebin gösterilmemesi veya sebebin yeterli olmaması halinde, saklı paylı mirasçı, tenkis davası açarak saklı payını alabilir.

Çıkarma, vasiyetname ile yapıldığından, iptal davası şartları bulunduğunda, iptal davası açılabilir. Ayrıca, miras bırakanın, çıkarma sebeplerinde esaslı hataya düşmesi halinde de, iptal davası açılabilir.

Mirasçılıktan çıkarılan kişi miras payı alamaz, tenkis davası açamaz. Miras bırakan, çıkarılanın miras payında tasarrufta bulunmamışsa, miras payı çıkarılanın yerini alan mirasçılara geçer.

Kanunda, cezai mirasçılıktan çıkarma dışında, koruyucu mirasçılıktan çıkarma öngörülmüştür. Miras bırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan alt soyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır. Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.

Mirasın Reddi Mümkün müdür?

Mirası kabul etmeyen mirasçının mirası reddetme hakkı vardır. Mirasın reddi beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh mahkemesine yapılır. Mirası reddetme süresi üç aydır. Süre, yasal mirasçılar için, ölüm ve kendi mirasçılığını öğrendiği andan itibaren başlar. Vasiyetname ile atanan mirasçının süresi ise, tasarrufun kendisine bildirilmesiyle başlar. Süresi içinde mirası reddetmeyen mirasçı, kayıtsız şartsız mirası kabul etmiş olur.

Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasın reddi, geçmişe etkili olarak, ölüm anından itibaren hüküm doğurur. Miras, mirası reddeden mirasçı, miras bırakandan önce ölmüş gibi paylaşılır.

Kanun, mirasçıların alacaklarına zarar verme kastıyla mirası reddetmesi ihtimalinde, alacaklıları korumuştur. Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Mirasın reddi veya mirasın reddinin iptali davası süreçlerinde Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, 15 yılı aşkın deneyimi ve alanında yetkin Kayseri miras avukatı kadrosu ile müvekkillerimize avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.

Mirasın reddi veya mirasın reddinin iptali davası süreçlerine ilişkin detaylı bilgi edinmek için Kayseri Miras Avukatı kadromuz tarafından hazırlanan makalemizi okuyabilir; miras hukukuna ilişkin her türlü uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Mirasçılar, Miras Bırakanın Borçlarından Sorumlu mudur?

Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsil olarak sorumludur. Miras bırakanın alacaklıları, mirasçılardan dilediğine giderek, borcu tamamını isteyebilecektir. Bu ihtimalde, borcu ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilecektir. Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.

Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer. Tereke borcundan sorumlu olmak istemeyen borçluların, süresi içerisinde mirası reddetmesi gerekir.

Kayseri Miras Avukatı - Hizmetlerimiz

Zülküf Arslan Hukuk Büromuz bünyesinde avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti veren Kayseri Miras avukat kadromuz, -bunlarla sınırlı olmamak üzere- müvekkillerimize şu hizmetleri sunmaktadır:

Veraset ilamı alınması

Vasiyetname düzenlenmesi

Vasiyetname iptali davası

Tenkis davası açılması

Mirastan feragat sözleşmesi hazırlanması

Mirasçılık belgesinin iptali davası

Mirasın reddi davası açılması

Muris muvazaası davaları açılması

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi

15 yılı aşkın deneyimi ile uzman Kayseri miras avukatı kadromuzdan veraset ilamı ve miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.