Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu ve Cezası

Hizmetlerimiz

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu ve Cezası - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik, ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesidir.

Bu suçun oluşabilmesi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilerin huzur ve sükununu bozma” başlıklı 123 maddesinde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılması yeterli değildir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşması için eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir. Bu suçun başka suçların parçası halinde işlenmesi durumda ise, fail sadece tek bir eylemi nedeniyle cezalandırılmaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi

Esas No: 2018/3476 Karar No: 2021/12694 Karar Tarihi: 08.04.2021

Özet: Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, katılanın ev ve işyeri önünde beklediği, katılanı takip ettiği, birlikte çektirdikleri fotoğrafları Facebook üzerinden katılanın akrabaları ile paylaştığı ve mesaj göndererek katılanın huzur ve sükununu bozulduğunun kabul edilmesi karşısında, dosyaya sunulan ekran görüntülerinden sanığın 4 şubat ve 23 kasım tarihlerinde toplam 2 adet fotoğrafı, katılanın bir akrabasına mesaj olarak göndermeksizin yalnızca kendi sayfasında paylaştığı anlaşılmakla, ısrarla mesaj gönderildiği iddiasının doğruluğunun araştırılması bakımından suç tarihlerini kapsayan arama, aranma, mesaj alma, mesaj gönderme bilgilerini gösterir HTS kayıtları getirtilip, kanıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın katılanı takip edip ev ve iş yeri önünde bekleyerek rahatsız ettiği iddiasına ilişkin ise tanık …’ın tanıklığının görgüye dayalı olup olmadığı açıklattırılıp sanık savunmasına ne suretle itibar edilmediği tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması isabetsizdir.

(2709 s. K. m. 38) (5237 s. K. m. 7) (5271 s. K. m. 251, Geç. m. 5) (ANY. MAH. 14.01.2021 T. 2020/81 E. 2021/4 K.)

Dava: Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde;

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, katılanın ev ve işyeri önünde beklediği, katılanı takip ettiği, birlikte çektirdikleri fotoğrafları Facebook üzerinden katılanın akrabaları ile paylaştığı ve mesaj göndererek katılanın huzur ve sükununu bozulduğunun kabul edilmesi karşısında, dosyaya sunulan ekran görüntülerinden sanığın 4 şubat ve 23 kasım tarihlerinde toplam 2 adet fotoğrafı, katılanın bir akrabasına mesaj olarak göndermeksizin yalnızca kendi sayfasında paylaştığı anlaşılmakla, ısrarla mesaj gönderildiği iddiasının doğruluğunun araştırılması bakımından suç tarihlerini kapsayan arama, aranma, mesaj alma, mesaj gönderme bilgilerini gösterir HTS kayıtları getirtilip, kanıtlar bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın katılanı takip edip ev ve iş yeri önünde bekleyerek rahatsız ettiği iddiasına ilişkin ise tanık …’ın tanıklığının görgüye dayalı olup olmadığı açıklattırılıp sanık savunmasına ne suretle itibar edilmediği tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince;

17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

Sonuç: Bozmayı gerektirdiğinden, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi

Esas No: 2015/9302 Karar No: 2019/8740 Karar Tarihi: 03.04.2019

Mahkemesi: Sulh Ceza Mahkemesi

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Katılan beyanı, sanık savunmaları, tanık anlatımları ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın, değişik tarihlerde katılana cinsel amaçla … göndermesi, mail atması, onu takip ederek ‘Dünyanın en güzel kadını, sana sırılsıklam aşığım, seni görmek istiyorum.’ demesi ve Facebook profilinde yer alan paylaşımların altına ‘Beğendim, hoşuma gitti.’ gibi mesajlar yazması şeklindeki eylemlerinin, bir bütün halinde zincirleme biçimde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde cinsel taciz ve kişilerin huzun ve sükununu bozmak suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması,

Kabule göre;

Sanığın, katılan …’nun teknik ressam olarak çalıştığı işyerinin müşterisi olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın katılan üzerinde hizmet ilişkisinden kaynaklanan bir nüfuzunun bulunmadığı gözetilmeden, ile Türk Ceza Kanunu’nun 105/2. maddesinin tatbiki suretiyle sonuç cezanın fazla tayini,

Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin aleyhe temyiz bulunmadığı nazara alınıp 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kayseri Ceza Avukatı

Alanında yetkin Kayseri ceza avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Alanında yetkin Kayseri Avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak; Yalçınkaya Kararı başta olmak üzere AİHM kararlarının Türkçe çevirilerini yapan Eski AİHM Hukukçusu Dr. Orhan Arslan koordinatörlüğünde müvekkillerimize Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusunun yanı sıra emsal AYM ve AİHM Kararları çerçevesinde yeniden yargılama başvurusu hususunda da hukuki destek vermekteyiz.

Kayseri ceza avukatı veya Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapmak ve süreci takip etmek için bir avukat arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.