Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi: Tarafların Sosyal Durumu ile Paranın Alım Gücünün Gözetilmesi

Hizmetlerimiz

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi: Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumu ile Paranın Alım Gücünün Gözetilmesi - Kayseri Borçlar Hukuku Avukatı - Kayseri Tazminat Avukatı - Av. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Manevi tazminat – Madde 56

Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Hâkimin takdir yetkisi – Madde 4

Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi: Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumu ile Paranın Alım Gücünün Gözetilmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2017/17-1096 Karar No: 2018/1384 Karar Tarihi: 02.10.2018

Özet: Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Davalının aracı ile seyir hâlindeyken olay yerine geldiğinde direksiyon hâkimiyetini kaybederek gidişe göre sağ kaldırım üzerindeki ağaca, ardından kaldırımda yürüyen Duran Aslan’a arkadan çarptığı ve ilerleyerek evin bahçe duvarına çarparak ancak aracı durdurabildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesini ihlal ettiği, doğrultu değiştirdiği ve manevraları yanlış yaptığı anlaşılmaktadır. Kazanın meydana gelmesinde %100 oranda kusurlu olduğu hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Buna göre, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, olayın meydana geliş şekli, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenler ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları çok düşüktür.

(6098 S. K. m. 56) (818 S. K. m. 47)

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.04.2014 tarihli ve 2014/128 E., 2014/198 K. sayılı karar davacılar …, …, … vekili tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 16.09.2014 tarihli ve 2014/12985 E., 2014/11911 K. sayılı kararı ile;

“…Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında; davacılar için takdir olunan manevi tazminatların çok düşük olduğu, hakkaniyet uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, davacı … için 10.000 TL, davacı … ve Mustafa için 4.000’er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Mahkemece davacının manevi tazminat talebi yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; somut olayda, davacıların desteği kusursuz olup, meydana gelen olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalının sorumluluğun niteliği de göz önünde tutularak, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan çok düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili davalıların işleteni (sürücüsü) ve zorunlu trafik sigorta şirketi olan aracın davacıların kaldırımda yürümekte olan desteğine çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, kazanın davalı tarafın kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek davacı eş A. için 1.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 40.000,00TL manevi tazminatın, davacı … ve M. için ise 30.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş iken, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini yükseltmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili müvekkilinin sorumluluğunun işletenin kusuru oranında ve poliçe limitleri dâhilinde olduğunu, manevi tazminat taleplerinin sigorta poliçesi kapsamı dışında bulunduğunu belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

Davalı … vekili kazanın araçtaki teknik arızadan kaynaklandığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen miktarların fazla olduğunu öne sürerek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece maddi tazminat davasının kabulü ile, 51.373,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, eş A. için 5.000,00TL, Ç. ve M. için ayrı ayrı 2.000,00TL toplam 9.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsiline karar verilmiştir.

Hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğu, hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece uyulan bozma ilamı sonucu yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile davacı … için 10.000,00TL davacı … için 4.000,00TL, davacı … için 4.000,00TL olmak üzere toplam 18.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 08.09.2009 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece 15.04.2014 tarihli kararında hüküm altına alınan 18.000,00TL manevi tazminat tutarının 08.09.2009 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte aylık 810,00TL gelire sahip olduğu anlaşılan ve bu gelirle geçinmeye çalışan davalı … tarafından ödenmesinin mevcut ekonomik imkânlarıyla yeterince zor olacağı, davacıların tatmin duygusunu karşılamak amacıyla daha yüksek miktara hükmedilmesinin davalı …’in ekonomik mahvına sebep olacağı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacılar …, …, … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; kusur, zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir.

Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesi hükmüne göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.

Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355; 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları).

Yukarıda yapılan bu kısa açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; davalının 1978 model aracı ile seyir hâlindeyken olay yerine geldiğinde direksiyon hâkimiyetini kaybederek gidişe göre sağ kaldırım üzerindeki ağaca, ardından kaldırımda yürüyen D. A.’a arkadan çarptığı ve ilerleyerek evin bahçe duvarına çarparak ancak aracı durdurabildiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. maddesini ihlal ettiği, doğrultu değiştirdiği ve manevraları yanlış yaptığı anlaşılmaktadır. Kazanın meydana gelmesinde %100 oranda kusurlu olduğu hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Buna göre, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, olayın meydana geliş şekli, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenler ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları çok düşüktür.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacılar …, …, … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Dava sürecinde etkin bir temsil için hukuk alanında deneyimli ve güncel mevzuat ile içtihatlara hakim  bir avukattan hukuki destek almanız büyük önem arz etmektedir. Borçlar hukuku, sigorta ve tazminat hukuku alanında yetkin, maddi ve manevi tazminat davalarında uzman avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek hukuk davalarında sürece katılan taraflara avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermekte ve taraflara hukuki yardım sunmaktadır.

Dava sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir avukattan hukuki yardım almaları faydalı olacaktır. 

Kayseri tazminat avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.