Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun İşlenmesi Sırasında Başka Suçların İşlenmesi

Hizmetlerimiz

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun İşlenmesi Sırasında Başka Suçların İşlenmesi - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak – Madde 302

(1) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Madde Gerekçesi

Madde, Devletin ülkesine, egemenliğine ve birliğine karşı cürümlerden en ağırını cezalandırmaktadır; korunan hukukî yarar Devletin ülkesinin bütünlüğü ve egemenliğidir. Söz konusu suç, serbest hareketli bir suçtur.

Bu suçun oluşabilmesi için belli amaca yönelik fiillerin işlenmesi gerekir. Bu amaç, madde metninde,

1. Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,

2. Devletin birliğini bozmak,

3. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak,

4. Devletin bağımsızlığını zayıflatmak

olarak belirlenmiştir.

Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu bakımdan, fiillerin söz konusu neticeleri yaratabilecek nitelikte bulunması, suçun oluşması için şarttır. Devletin birliğini bozmak, topraklarının bir kısmını veya tamamını başka bir devletin egemenliği altına koymak, topraklarından bir kısmını Devlet egemenliğinden ayırmak, Devletin bağımsızlığını azaltmak sonuçlarını doğurması mümkün bulunmayan bir fiil, suçun maddî unsurunu oluşturmayacaktır. Fiilin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ise olayların özelliğine göre takdir edilecektir.

Bu fiillerin, cebrî nitelikli olması gerekir. Maddede ayrıca “yönelik cebrî fiiller” denilmesi gereksiz (lüzumsuz, zait) sayılmıştır; zira maddede belirtilen maksatlar çerçevesinde, fiillerin kendisinin nitelikleri gereği cebrî olması icap ettiği aşikârdır.

Suçun oluşabilmesi için, maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmiş bulunmasına ihtiyaç yoktur. Belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmiş bulunması yeterlidir.

Bu suçun işlenmesi sırasında örneğin kişiler öldürülmüş, kasten yaralanmış ya da kişilerin veya kamu mallarına zarar verilmiş olabilir. Maddenin ikinci fıkrasında, bu suçlardan dolayı da ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkrada yer alan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır.

Silâhlı örgüt – Madde 314

(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, bu fıkra kapsamına giren suçları işlemek amacıyla silâhlı örgüt kurmak veya yönetmek, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. İkinci fıkrada ise, bu nitelikleri taşıyan örgüte üye olmak, ayrı bir suç olarak yaptırım altına alınmıştır.

Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak, kanunda yaptırım altına alınmış olmasına rağmen; bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silâhlı olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, silâh, bu suçun bir unsurunu oluşturmaktadır. Ancak, örgütün bütün mensuplarının silâhlı olmaları zorunlu değildir; hedeflenen suçların işlenmesini sağlayabilecek derecede olmak üzere bazı üyelerin silâhlı olmaları, suçun oluşması için yeterlidir. Her hâlde silâh sayısının suçun oluşması bakımından yeterli olup olmadığının takdiri de hâkime aittir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümlerin, bu suç açısından da aynen uygulanacağı kabul edilmiştir.

Bu suça ilişkin diğer hususlar hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçuna ilişkin madde gerekçesi ile bu suçla bağlantılı etkin pişmanlık hükmünün gerekçesine bakılmalıdır. 

Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi Madde 174

(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası hükmüyle, yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi ülkeye sokmak, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakletmek, muhafaza etmek, satmak, satın almak veya üretmek, suç hâline getirilmiştir. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç niteliği taşımaktadır.

Bu madde, toplumu genel tehlikelere karşı korumanın yanı sıra; Uluslararası Nükleer Silâhların Yayılmasının Önlenmesi Andlaşması ve Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkındaki Sözleşme ile Türkiye’nin üstlenmiş bulunduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacını taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada yer alan fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, cezanın artırılması sebebini oluşturmaktadır.

Üçüncü fıkrada, ise, özellikle köy veya kırsal alanda yaşayan insanların çeşitli meşru ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması hâlleri göz önünde bulundurularak, hükmedilecek cezada önemli ölçüde indirim yapabilmek hususunda mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçunun İşlenmesi Sırasında Başka Suçların İşlenmesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Esas No: 2015/207 Karar No: 2017/351 Karar Tarihi: 04.07.2017

Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 9. Ceza Dairesi

Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi

İçtihat Metni

Sanık …’nın devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 302/1 maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 174/1-2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis, maktuller … ve …’a yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 82/1-c-g ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca altı kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, maktul …’a yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nın 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 82/1-c ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, tüm suçlar yönünden TCK’nın 53, 54, 58 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, mahsuba, müsadereye ve hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.09.2013 gün ve 42-64 sayılı kısmen resen temyize tâbi olan hükümlerin, sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 06.11.2014 gün ve 5845-11172 sayı ile;

“…Silahlı terör örgütü ile arasında organik bağ bulunduğuna, terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığına, bomba yüklü araca öncülük yaptığına ve bu araçta eylemde kullanılacak bomba bulunduğunu bildiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın, dosya kapsamı ile de doğrulanan silahlı terör örgütü mensuplarını birçok kez otomobiliyle taşımak şeklindeki eyleminin silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması…”

isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Karşı Oy Gerekçesi

Daire Başkanı E. Ertuğrul;

“Mahkemenin duruşmada ortaya konulan delilleri vicdani kanaatine göre değerlendirip; sanık …’ya ulaşılma biçimi, firari şüpheliler … ve … ile buluşması ve onlarla birlikte geçirdiği süre, sanığa ait aracın görüntülendiği yerler, bomba yüklü araçla sanığın kullandığı aracın değişik yerlerden önlü arkalı veya çok kısa aralıklarla geçmiş olması, bomba yüklü aracın park edildiği noktadan firari şüpheli …’ın sanığın aracına binmesi hususlarının tesadüfi olamayacağı yönündeki maddi olayın sübutu konusunda vardığı hükmün ve gösterdiği gerekçenin dosya kapsamı ile çelişmediği, sanığın mahkûmiyetine dair verilen hükümlerin bu nedenle onanması gerektiği…”

düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 04.12.2014 gün ve 60608 sayı ile;

“…Tunceli şehir merkezinde bombalı eylem gerçekleştirmek isteyen PKK/KCK terör örgütünün kim oldukları belirlenemeyen mensupları tarafından, köylerdeki rutin tesisat bakım işlerinde kullanılması nedeniyle dikkat çekmeyeceklerini düşündükleri Türk Telekoma ait … plakalı aracın … köyü kırsalında gasp edildiği, araç içerisinde bulunan Telekom çalışanı olan katılanlar … ile …’in sabah saatlerinden patlamanın gerçekleştiği saat sonrasına kadar zorla hürriyetlerinden yoksun kılındıkları, terör örgütü mensuplarınca gasp edilen araca neresi olduğu tespit edilemeyen bir yerde uzaktan kumandalı bomba düzeneğinin yerleştirildiği, gasp edilen araç üzerinde GPS sistemi bulunduğu için patlama sonrası aracın hangi koordinatlardan geçtiği ve ne şekilde hareket halinde olduğu hususlarının belirlendiği, bu kapsamda söz konusu aracın 34 dakika süreyle sanıklar … ve …’in birlikte işlettikleri K… Et ve Balık Lokantası civarında hareketsiz olarak beklediğinin tespit edildiği, araca bomba düzeneği yerleştirilmesinden sonra bomba yüklü aracın şehir merkezine doğru yola çıkarıldığı, bu sırada sanıklardan …’nın sevk ve idaresinde olan … plakalı ticari taksinin bomba yüklü araca öncülük yaptığının dosya arasında yer alan mobese görüntülerinden belirlendiği, sanık …’nın aşamalardaki savunmalarında patlamanın olduğu gün halen bu olay nedeniyle kaçak konumunda olan ve haklarında yakalama emri çıkarılan … ve … ile birlikte … köyü kırsalına gittiği hususunu ikrar ettiği, bomba yüklü … plakalı aracın Tunceli-Elazığ kara yolunun ‘Yeni Hastane Kavşağı’ olarak bilinen yerde hastane yolu tarafına park edildiği, sanık …’nın kullandığı … plakalı ticari taksinin de bu sırada söz konusu yerde bulunduğunun belirlendiği, saat 17.52’de askeri araçların geçişi sırasında bombanın patlatıldığı, patlama sonucu Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görev yapan altı güvenlik görevlisi ile olay yerinden geçmekte olan … isimli vatandaşın hayatlarını kaybettiği dosya kapsamı ile anlaşılmıştır.

Emniyet birimleri, terör örgütünce patlatılan ve Türk Telekoma ait olduğu anlaşılan … plakalı Ford Connect marka aracın görüntülerinin yer aldığı mobese kameraları ile çeşitli iş yerlerine ait güvenlik kameralarına ait görüntüleri incelemeleri neticesinde, sanık …’ya ait ve onun kullanımındaki … plakalı aracın Türk Telekoma ait araca öncülük ettiğini tespit etmişler ve adı geçen sanığa ulaşmışlardır.

Sanık …, sabah saatlerinde cep telefonuna gelen bir mesaj üzerine, olayın diğer failleri oldukları değerlendirilen …ile …’i arabasına almış ve günün önemli bir bölümünü de bu firari şüphelilerle geçirmiştir. Bu husus, sanık …’nın aşamalardaki savunmalarından da anlaşılmaktadır.

Sanık …’nın savunmalarına ve dosyadaki HTS raporlarına göre; …, suç tarihi olan 25.09.2012 günü, saat 07.15’te bahsi geçen mesajı göndermiştir.

Sanık …, saat 12.00 sularına kadar firari şüphelilerle birlikte olduğunu, onları önce…’a götürdüğünü ve daha sonra da … köyünün üst taraflarına bıraktığını ifade etmiştir. Görüntü tespit tutanağı ve sonrasındaki kamera görüntülerine göre; sanık …, (mobese kameralarının saatlerinin 12 dakika ileri olması da dikkate alındığında) saat 07.30.10’da stad yakınından geçerek SSK Hastanesi yakınlarında yol almış ve 202. Sokakta ise firari şüpheli …’ı, 07.31.18’de aracına almıştır. Daha sonra şehir merkezine doğru hareket etmiş, buradan ise Elazığ istikametine doğru seyretmiş, sanık … ile diğer firari şüpheliler … ve … 07.59.56 itibarıyla Fedaş uygulama kamerasının görüş alanına girmişlerdir. Dosyada bulunan uydu görüntülerinden ise sanık … ve beraberindeki firarilerin, şehir merkezinden tekrar dönerek Atatürk Mahallesinden geçmekle Elazığ-Tunceli kara yolunda oldukları anlaşılmaktadır.

Sanık …’nın sevk ve idare ettiği … plakalı aracın tekrar görüntüye girmesi üzerine yapılan görüntü tespitine göre ise; sanık …’nın kullanımındaki araç saat 15.42.00 itibari ile … Caddesinde, saat 15.46.30’da SSK Hastanesi yakınında, saat 15.37.13’de Mameki Caddesinde, 15.56.35’de Kalan Petrol önünde, saat 16.43.10’da dönüş yaparak yine Kalan Petrol önünde görüntülenmiştir. … plakalı aracın hemen arkasında ise olayda patlatılan … plakalı Ford Connect marka araç yer almaktadır. Saat 16.49.36’da Canmar Alışveriş Merkezi önünden sanık …’nın kullanımındaki … plakalı araç geçmiş ve yaklaşık beş dakika sonra aynı noktadan, bomba yüklü araç geçiş yapmıştır. Saat 16.51.30’da sanık …’nın kontrolündeki araç Timaş Blokları yakınından geçmiş ve yine dört beş dakika sonra bu noktadan bu kez bomba yüklü araç geçmiştir. Bu görüntü ve tespitlerden, her iki aracın arka arkaya gittikleri ve sanık …’nın aracının, olayda patlatılan araca öncülük ettiği anlaşılmıştır.

Kamera görüntülerine esas fotoğraflardaki ticari taksinin, sanık …’ya ait ve onun kullanımındaki … plakalı araç olduğu, Ankara Kriminal Polis Laboratuarının, SGD-12-01458 sayılı raporu ile de sübut bulmuştur.

Bomba yüklü araç, Jandarma Komutanlığı kameralarına göre saat 16.59.58’de, patlama noktasına park edilmiştir. Bundan yaklaşık 14 saniye sonra ise başka bir araç yavaşlayarak yaklaşık 30 saniye süre ile patlatılan aracın yanında durmuş ve sonrasında da Elazığ yönüne hareket etmiştir. Sanık …, müdafii huzurunda kolluk görevlilerine vermiş olduğu 03.10.2012 tarihli ifadesinde, kendisine sorulan ‘25.09.2012 günü, bomba yüklü olarak park edilen aracın yanından 16.57 sıralarında bir şahsı aracınıza aldığınız tarafımızca tespit edilmiştir. Bu konuda ifade veriniz’ sorusuna karşı, ‘Ben yolun soluna yanaştığımda yol tek yön olduğu için, sol dikiz aynasından sürekli arkayı kontrol ediyordum…. bana, …’ın burada olduğunu söyledi, o sırada …aracın sağ arka kapısından bindi…’ şeklinde cevap vererek, patlatılan aracın yanından, bu aracı olay yerine park eden…’ı kendi aracına aldığını ikrar etmiştir. Yine kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda yaptığı savunmasında ‘Yine ben patlamanın olduğu yerden ikinci kez …’i almıştım. Onu almak için kısa bir süre duraklamıştım.’ diyerek durumu teyit etmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere, Jandarma Komutanlığı kamerasındaki alıntıya göre; sanık …’nın firari şüpheli …’i aldığı yerde bomba yüklü araç bulunmakta olup, az önce buraya park edilmiştir.

Patlatılan araç üzerinde uydu üzerinden araç takip sistemi (GPS) mevcuttur. Yukarıda ayrıntıları verilen saatlerde, patlatılan … plakalı Ford Connect marka aracın Tunceli şehir merkezinde hareket halinde olduğu, sanık … yönetimindeki aracın hemen arkasında seyreden bomba yüklü aracın saat 16.56.55’de, konum itibarıyla 39.0864, 39… koordinatlarında olduğu tespit edilmekle sanığın öncülük ettiği ve fotoğrafları elde edilen Ford Connect marka aracın gerçekten de patlatılan araç olduğu ve sanık …’nın yönetimindeki aracın, hemen arkasında seyrettiği anlaşılmıştır.

Sanık … savunmalarında, çekmediği yerlerde telefonunu kapattığını ifade etmiş ve buna gerekçe olarak da telefonunun şarjının bitmesini göstermiştir. Sanığın telefon kapattığı güzergâhın, bomba yüklü aracın şehir dışı güzergâhı ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Oysa sanığın aracında şarj aleti mevcuttur. Bunu kendisi de ifade etmiş olduğundan eylem hazırlıkları sırasında, dinlemeye ya da teknik takibe takılmamak amacıyla, bir önlem olarak telefonunu kapalı tuttuğu sonucuna varılmıştır.

Sanık …, olay sonrasında taksi durağına haber vermeksizin Elazığ iline gitmiştir. Her ne kadar sanık …, aracının bakımını yaptırmak için Elazığ’a gittiğini ve aracına bakım da yaptırdığını ifade etmiş ise de; buna dair fatura sunamadığı gibi sair şekilde de bu hususu kanıtlayamamıştır. Oysa kendisi vergi mükellefi olup harcamalarına karşılık fatura almak ve kendi lehine olmak üzere masraflara ilişkin faturaları da vergi iadesinde kullanmak üzere maliyeye sunmak zorundadır.

Sonuç olarak; PKK/KCK terör örgütü tarafından, yargılamaya konu bombalama eyleminin planlandığı, plan gereğince örgüt mensuplarınca sabahın erken saatlerinde Türk Telekom’a ait … plakalı Ford Connect marka aracın, …’dan, … köyü yakınlarında silah zoruyla yağmalandığı, … ile …’in eylem saati sonrasına kadar alıkonulduğu, aracı buradan teslim almak ve üzerine bomba düzeneğini kurmak üzere görevlendirilmiş oldukları anlaşılan firari şüpheliler …ve …’in, sanık … tarafından ticari taksi ile taşındıkları, bu taşıma sırasında bir önlem olarak sanık …’nın cep telefonunu kapalı tuttuğu, aracın adı geçen şahıslarca silahlı örgüt mensuplarından teslim alınarak bomba düzeneğinin kurulacağı noktaya götürüldüğü, bu sırada sanık …’nın bu araca öncülük yaparak kontrol noktalarında yakalanmasını önlediği, bomba düzeneğine son halinin, sanıklar … ve …’in işlettikleri Kanoğlu köyü girişindeki Kanoğlu Et Lokantası civarında verildiği, bu hususun araca takılı olan GPS cihazı kayıtları ile üzerinde ‘Seçkin Kablo TS 9760 H 03 VH-H 2X0,75 MM2 35 Mt’ ibareli ve düzenekte kullanılan kablonun lokanta civarına atılmasından anlaşıldığı, bomba yüklü aracın eylem noktasına götürülmesi sırasında sanık …’nın bu araca yine öncülük ederek kontrol noktalarında yakalanmasına engel olduğu, aracın bu şekilde eylem yerine …tarafından getirildiği ve…’ı buradan sanık …’nın aracına aldığı, sanık …’nın tahkikata uğramamak için Tunceli’yi terk ederek Elazığ iline gittiği ve oradan da Malatya’ya geçtiği, bomba yüklü aracın askeri araçların geçişi sırasında saat 17.55 sıralarında patlatıldığı ve altı güvenlik görevlisi ile bir sivil şahsın şehit oldukları anlaşılmıştır.

Mahkemenin duruşmada ortaya konulan delilleri vicdani kanaatine göre değerlendirip; sanık …’ya ulaşılma biçimi, firari şüpheliler … ve … ile buluşması ve onlarla birlikte geçirdiği süre, sanığa ait aracın görüntülendiği yerler, bomba yüklü araçla sanığın kullandığı aracın değişik yerlerden önlü arkalı veya çok kısa aralıklarla geçmiş olması, bomba yüklü aracın park edildiği noktadan firari şüpheli …’ın sanığın aracına binmesi hususlarının tesadüfi olamayacağı yönündeki maddi olayın sübutu konusunda vardığı hükmün ve gösterdiği gerekçenin dosya kapsamı ile çelişmediği, sanığın mahkumiyetine dair verilen hükümlerin bu nedenle onanması gerektiği…”

görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince, 22.01.2015 gün, 8843-234 sayı ve oyçokluğuyla, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık … hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararları temyiz edilmeksizin, sanıklar … ve … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından verilen beraat kararları ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

25.09.2012 tarihinde PKK/KCK terör örgütünün hem Tunceli kırsal alanında bulunan gruplarının, hem de şehir içinde bulunan ve kendilerine ”Şehir İntikam Timleri” ismini veren Kurye/Milis yapılanmasının ortak bombalı eylem planlaması yaptıkları, bu doğrultuda örgüt mensuplarının, ilk olarak sabah saatlerinde Tunceli-… köyünde Türk Telekoma ait … plakalı Ford Connect marka aracı yağmaladıkları, ardından bu araca yine kırsal alanda bomba düzeneği yerleştirdikleri, sonrasında bomba yüklü aracı önceden keşfini yapmış oldukları Tunceli-Elazığ kara yolunun Tunceli şehir merkezinden geçen bölümü üzerindeki “Yeni Hastane Kavşağı” olarak bilinen yere park ettikleri, saat 17.55 civarında Tunceli-Elazığ kara yolunda Tunceli istikametine seyir halinde bulunan 62 AF 593 plakalı sivil Ford Transit marka askeri servis aracı ile aynı kara yolunda karşı yönden Elazığ istikametine seyir halinde olan Land Rover marka askeri aracın geçişi sırasında uzaktan kumanda ile aracın içerisindeki bombanın patlatıldığı, patlamanın etkisiyle söz konusu noktadan geçmekte olan bahse konu iki askeri aracın içerisindeki altı askeri personelin şehit olduğu, yoldan geçmekte olan …’ın da yaşamını yitirdiği,

25.09.2012 tarihinde sabah saatlerinde Tunceli İl Telekom Müdürlüğünde elektrik teknikeri olarak çalışan …’ın, arkadaşı … ile birlikte … plakalı Ford Connect marka araçla jeneratör bakımı için Tunceli’nin ilçelerine görevli gittiği, … köyünü yaklaşık on km geçmelerini müteakip silahlı PKK/KCK terör örgütü mensuplarınca …’ın kullanımındaki aracın yağmalandığı, … ve …’in örgüt mensuplarınca saat 10.00-19.00 arası kırsal alanda alıkonuldukları,

Olay yeri basit krokisi ile inceleme raporuna göre; olay yerinin, Tunceli il merkezinde Tunceli-Elazığ kara yolunun Yeni Devlet Hastanesi inşaatı yolu ile kesiştiği yer olduğu, normalde bölünmüş yol olan söz konusu kara yolunun Tunceli istikametindeki yol yapım çalışması nedeniyle kapatıldığı, bu sebeple Yeni Devlet Hastanesi tarafındaki Elazığ istikametine giden yolun gidiş geliş olarak kullanıldığı, patlama sonucu Elazığ istikametine seyir halinde olan Land Rover marka askeri aracın patlama merkezinden on beş metre uzağa yolun diğer tarafına savrulduğu ve yandığı, patlama merkezinden doksan metre uzaklıktaki 62 AF 593 sivil plakalı Ford Transit marka askeri servis aracının sol tarafında patlamadan ötürü içe doğru göçük ve yüzeyinde çok sayıda delik ile yırtıkların oluştuğu, aracın içerisinde yoğun kan birikintilerinin yer aldığı, Land Rover marka askeri aracın olay yerinden kaldırılmasından sonra aracın çevresinde yapılan araştırmada farklı büyüklüklerde doku parçalarının bulunduğu,

Tunceli Emniyet Müdürlüğünün olay yerinde elde edilen delillere ilişkin 15.01.2013 tarihli yazısına göre; ”RDX” kalıntıları tespit edilen kimyasal maddenin, ana patlayıcı madde olarak hazırlanan el yapımı parça basınç etkili otomobil bombası olduğu, bu haliyle canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özelliğe sahip olduğu,

02.10.2012 tarihinde düzenlenen görüntü tespit tutanaklarına göre; mobese kameralarının saatlerinin normal saate göre yaklaşık 12 dakika ileri olduğu, bomba yüklü … plakalı araca … plakalı ticari taksinin öncülük yaptığının değerlendirildiği, … plakalı ticari taksinin 25.09.2012 tarihinde saat 07.43.18 sıralarında Timaş Blokları kamerasında gölgesinin göründüğü, ardından 202. Sokaktan firari şüpheli…’ı aldığının değerlendirildiği, saat 07.49.35 sıralarında karayolları kavşağı sabit 1 kamerasının görüş alanına girdiği, saat 07.57.12 sıralarında ise Seyran Sokak-Kışla Meydanını takiben Behice Boran Caddesine doğru ilerlediği, ardından bu cadde üzerinde bulunan Cumhuriyet Taksi Durağı karşısındaki marketin yanında durduğu ve saat 07.57.31’de aracın sağ tarafından bir şahsın indiği, saat 07.59.23 sıralarında siyah giysili bir erkek şahsın aracın sol arka koltuğuna bindiği, saat 08.00.37 sıralarında aracın Seyran Sokağı takiben otogara girdiği, saat 08.01.10 sıralarında aracın otogar istikametinden Seyran Sokağı takiben Behice Boran Caddesine gittiği, sonrasında Tunceli şehir merkezinden Elazığ istikametine harekete geçtiği ve saat 08.11.56 sıralarında Fedaş uygulama kamerasınca görüntülendiği,

29.09.2012 tarihli görüntü tespit tutanağında;

Patlama olayına ilişkin olarak Tunceli ilinde bulunan mobese, Jandarma Bölge Komutanlığı ve iş yerlerine ait kamera görüntülerinin incelendiği, bombalı saldırı olayında kullanılan ve infilak ettirilen aracın … plakalı Ford Connect marka gri renkli araç olduğu, … plakalı ticari taksinin ise olayda patlatılan araç ile iltisaklı olduğu,

… plakalı ticari taksinin olay günü saat 15.56.27’de Tunceli il merkezinden Elazığ istikametine doğru hareket ettiği, … köyü mevkinde bulunan Kalan Petrol Akaryakıt İstasyonuna ait kamera kayıtlarına göre ticari taksinin saat 15.56.35’de Elazığ istikametine seyrettiği, aynı akaryakıt istasyonuna ait kamera görüntülerine göre bahse konu ticari taksinin ve eylemde kullanılan bomba yüklü aracın saat 16.43.10’da bu sefer Tunceli istikametine doğru gittikleri, dolayısı ile öncü ve artçı araç olarak hareket ettikleri, SSK Hastanesi ve Timaş Blokları mobese görüntülerinde de, her iki aracın öncü ve artçı şeklinde olay mahalline doğru hareket ettikleri, SSK Hastanesi mobese görüntülerinde Canmar AVM önünden ticari taksi geçtikten 4 dakika 29 saniye sonra Ford Connect marka aracın geçtiği, Timaş Blokları mobese görüntülerinde ise ticari taksinin geçtiği noktadan Ford Connect marka aracın 4 dakika 19 saniye sonra geçtiği, bomba yüklü aracın GPS verilerine göre saat 16.58.51’de Fedaş trafo merkezinin 250 metre sonrasında Atatürk Mahallesi istikametine doğru “U” dönüşü yaptığı, karayolları kavşağında bulunan mobese kamera kayıtlarında öncü olarak hareket eden ticari taksinin karayolları kavşağından geçtiğine dair görüntülere rastlanılmadığı, bu nedenle bomba yüklü araç ile birlikte “U” dönüşü yapmış olabileceği,

Jandarma Bölge Komutanlığı kamera görüntülerinde bomba yüklü aracın saat 16.59.58’de patlama noktasına park edildiği, 14 saniye sonra bir başka aracın yavaşlayıp 30 saniye kadar bomba yüklü aracın yanında beklediği, bu süre zarfında bomba yüklü araç sürücüsünün diğer araca bindiğinin değerlendirildiği, daha sonra bekleme yapan ticari taksinin çimento mikseri bir kamyonun ardından Elazığ istikametine hareket ettiği, sonrasında… Sokağa giren ticari taksinin mobese kameralarının arızalı olması sebebiyle hangi yöne hareket ettiğinin belirlenemediği, söz konusu ticari taksinin Elazığ ili Keklik Tepe kavşağı PTS kayıtlarına göre saat 21.20.59’da Elazığ’a giriş yaptığı,

Olay yerine park edilen Ford Connect marka aracın bırakıldığı andan patlamanın gerçekleştirildiği ana kadar 55 dakika boyunca hareket ettirilmediği, Jandarma Bölge Komutanlığı kameralarına göre askeriyeye ait iki aracın olay mahallinden geçişi sırasında saat 17.52.22’de Ford Connect marka aracın patlatıldığı, polisevi arka kamerasına göre Kanoğlu mevkiinde bir bayan şahsın sürekli olay yerine bakarak Cumhuriyet Mahallesi istikametine doğru yürüdüğü,

25.09.2012 tarihli PTS kayıtlarına göre; hareket halinde olduğu görülen ticari taksi ile bomba yüklü aracın Tunceli’ye artçı ve öncü olarak birlikte geldikleri, akabinde Tunceli iline 4 dakika aralıkla giriş yaptıkları, “U” dönüşü yapmak suretiyle Yeni Hastane istikametine yöneldikleri, patlamada kullanılan aracın hastane önündeki stabilize alana park edildiği, sonrasında … plakalı ticari taksinin … plakalı Ford Connect marka aracın yanında bir müddet beklediği ve beton mikseri kamyonun arkasından eski SSK Hastanesi istikametine doğru yöneldiği, … plakalı ticari taksinin kurye ve öncü olarak söz konusu eylemde kullanıldığı, … plakalı araçta bulunduğu düşünülen terör örgütü mensuplarıyla birlikte hareket ettiği, patlayan aracın mekanizmasının taksinin bekleme yaptığı 30 saniyelik süre içerisinde aktif hale getirildiği, patlayan Ford Connect marka aracı olay yerine park eden şahıs veya şahısların söz konusu ticari taksi ile uzaklaştığı, ticari taksinin akşam saatlerinde Kekliktepe-Elazığ’a gittiğinin PTS kayıtlarından anlaşıldığı, sanığın, olayla ilgisi olduğunun ortaya çıkması ihtimaline binaen ve diğer örgüt mensuplarını bırakmak amacıyla Tunceli’den Elazığ’a gittiği, dolayısıyla olay günü ticari taksiyi kullanan sanık ile Ford Connect marka araçta bulunan şahıs veya şahısların örgütlü olarak hareket etmek suretiyle asker ve sivil şahısların ölümünden sorumlu oldukları, Kanoğlu Mevkiinden Cumhuriyet Mahallesine yürüyerek giden bayan şahsın da bu şahıslarla birlikte örgütsel faaliyet içerisinde hareket etmiş olabileceği,

Yönünde değerlendirilmelere yer verildiği,

Kamera görüntülerini içeren DVD’ler incelendiğinde; Kalan Petrol Akaryakıt İstasyonuna ait kamera kayıtlarına göre saat 16.43.10’da ticari taksinin ve bomba yüklü Ford Connect marka aracın birbirlerine oldukça yakın mesafede önlü arkalı gittikleri, Jandarma Bölge Komutanlığı kamera kayıtlarına göre saat 16.57.37’de bomba yüklü aracın yavaşladığı ve Tunceli-Elazığ kara yolunda yapımı devam eden Yeni Devlet Hastanesi tarafındaki kavşağa park edildiği, saat 16.57.51’de başka bir aracın gelerek bomba yüklü aracın yanında bekleme yaptığı, saat 16.58.05’te yoldan geçen çimento mikserine benzeyen kamyonun Elazığ istikametine seyrettiği, patlatılan aracın yanında bekleyen otomobilin saat 16.58.20’de… Sokak üzerinde ilerlediği, saat 17.52.22’de ise bomba yüklü aracın iki askeri aracın geçişi sırasında infilak ettirildiği,

Dosyada ismi geçen yer ve mevkilere ilişkin “google.maps” isimli internet sitesinde yapılan incelemede; Cumhuriyet Taksi Durağı-… Jandarma Komutanlığı arasındaki mesafenin 600 metre olduğu ve 2 dakikada kat edilebileceği, … köyü-Cumhuriyet Taksi Durağı arasının Elazığ-Tunceli karayolu üzerinden yol mesafesinin 12,1 km olduğu ve 18 dakikada kat edilebileceği, … Jandarma Komutanlığı-… köyü arasının Tunceli-Elazığ karayolu üzerinden yol mesafesinin 13,7 km olduğu ve 23 dakikada kat edilebileceği, Tunceli Devlet Hastanesi- … Jandarma Komutanlığı arasının Elazığ-Tunceli karayolu üzerinden yol mesafesinin 5,6 km olduğu ve 11 dakikada kat edilebileceği, … köyü-Tunceli Devlet Hastanesi arasının Elazığ-Tunceli karayolu üzerinden yol mesafesinin 8,4 km olduğu ve 11 dakikada kat edilebileceği, Canmar AVM-Tunceli Devlet Hastanesi arasının Elazığ-Tunceli karayolu üzerinden yol mesafesinin 850 m olduğu ve 2 dakikada kat edilebileceği, 202. Sokak-Tunceli Devlet Hastanesi arasının Tunceli-Elazığ karayolu üzerinden yol mesafesinin 1,3 km olduğu ve 3 dakikada kat edilebileceği, Tunceli Devlet Hastanesi-Mahmut Tan Sokak arasının Tunceli-Elazığ karayolu üzerinden yol mesafesinin 1 km olduğu ve 2 dakikada kat edilebileceği,

Patlatılan … plakalı sayılı Ford Connect marka araç üzerinde uydu ile araç takip sistemi (GPS) mevcut olduğu, Tunceli İl Telekom Müdürlüğünün 28.09.2012 tarihli yazısıyla gönderilen koordinat raporuna göre; bomba yüklü aracın saat 16.56.55’te Tunceli şehir merkezi Tunceli-Elazığ kara yolu üzerinde, konum itibarıyla 39.0864, 39… koordinatlarında olduğu, saat 16.56.38’de aynı yol üzerinde kontak kapattığı, saat 16.59.53’te açılan kontağın saat 16.59.58’de tekrar kapatıldığı,

29.09.2012 tarihli mukayeseli görüntü çözüm tutanağına göre; sanık …’in kullanmış olduğu … plakalı ticari taksinin, olay günü kullanılan ticari taksi olup olmadığı ile ilgili mobese kameralarından alınan fotoğraflar doğrultusunda yapılan çalışmalarda, bahse konu ticari taksinin Cumhuriyet Taksi Durağına kayıtlı … plakalı Tofaş Şahin marka araç olduğu, GPS verilerine göre söz konusu ticari taksi ile patlatılan aracın güzergâhının aynı olduğu,

Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.10.2012 tarihli uzmanlık raporuna göre; güvenlik kamerası kayıtlarında yapılan iyileştirmeler ile mukayese fotoğraflarında yapılan karşılaştırılmalı incelemeler neticesinde, aracın plakasının … olduğu ve aracın pek çok yeri ile aksamı yönünden mukayese fotoğraflardakiler ile tam uyumluluk derecesinde olduğu,

Elazığ ili Keklik Tepe kavşağı PTS kayıtlarına göre; … plakalı ticari taksinin 25.09.2012 tarihinde saat 21.20.59’da Elazığ il merkezine girdiği,

Elazığ ilinde faaliyet gösteren … Palas Otelinin kayıtlarına göre; sanık …’in, adı geçen otele 25.09.2012 tarihinde saat 22.29.51’de giriş yaptığı,

03.10.2012 tarihinde sanık …’e yaptırılan fotoğraf teşhis tutanağına göre; sanığın, isminin … olduğunu emniyet görevlilerinden öğrendiği şahsın olay günü kendisinin kullandığı ticari taksiye binen şahıs olduğunu, araçta bulunan diğer şahsın ise daha önceden de tanıdığı firari şüpheli … olduğunu beyan ederek bu şahısları teşhis ettiği,

06.10.2012 tarihinde tanık …’e yaptırılan fotoğraf teşhis tutanağına göre; tanığın, … olarak bildiği şahsın …, … olarak tanıdığı şahsın ise … olduğunu beyan ve teşhis ettiği,

Firari şüpheli …’ı yakalama çalışmalarının devam ettiği sırada tanzim edilen 28.08.2013 tarihli Cumhuriyet savcısı görüşme formu, görüntü inceleme ve tespit tutanağı ile eklerinde; PKK/KCK terör örgütü güdümündeki “fıratnews” isimli internet sitesinde 26.08.2013 tarihinde, PKK/KCK terör örgütü mensuplarının Kandil bölgesinde çekilmiş bir fotoğrafının yayımlandığı, örgütsel kıyafetleriyle askeri nizamda toplu halde duran örgüt mensupları arasında firari şüpheli…’ın da bulunduğu,

Arama tutanaklarına göre; 30.09.2012 tarihinde sanık …’in evinde yapılan aramada, 1 adet Samsung marka cep telefonu ile hafıza kartı ele geçirildiği,

Malatya Emniyet Müdürlüğü Bilişim Suçları İle Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından 24.11.2012 tarihinde düzenlenen inceleme raporuna göre; sanık …’in telefon rehberinin 173. sırasında “H tutman, 0542 677 03 14” şeklinde…’ın telefonunun kayıtlı olduğu,

Tunceli Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından sanık … hakkında düzenlenen 30.09.2012 tarihli arşiv tetkiki raporuna göre;

1- Askerlik Şubesi Başkanlığının 05.08.1998 tarih ve 1977/529 sayılı yazısında; sanık …’in terör örgütü tarafından dağa götürülme tehdidi ile karşı karşıya olduğundan bahisle dilekçe verip sevk tehirinden feragat ederek askere gitmek istediğine dair müracaatının bulunduğunun ifade edildiği,

2- Mazgirt İlçe Jandarma Komutanlığının 31.07.2003 tarih ve 0621-206-03/1105 sayılı yazısında; Elazığ Cezaevinde PKK/KADEK terör örgütü üyesi olmaktan hükümlü … kod isimli …’ın, kırsal alanda faaliyet gösterdiği sırada sanık …’in terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığına dair 29.07.2003 tarihinde dilekçe ve ifade verdiğinin, bunun üzerine sanık …’nın gözaltına alınıp mevcutlu olarak Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildiğinin belirtildiği,

UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; … kod isimli …’ın iddiaları nedeniyle yasa dışı silahlı terör örgütüne yardım suçundan sanık … hakkında kamu davası açıldığı, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesince 20.06.2007 gün ve 189-64 sayı ile sanık … hakkında 4959 sayılı Kanunun 4/son maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.09.2010 gün ve 5223-9376 sayı ile zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Tanık … şüpheli sıfatıyla alınan kolluk ifadesinde; taksi şoförü olduğunu, … ve …’i tanıdığını, …’i kesinlikle … köyü mevkiine bırakmadığını, Tunceli-Elazığ kara yolu üzerinde bulunan … yol ayrımına bıraktığını, orası ile … köyü arasının yürüme mesafesinin fazla olduğunu, yolda sanık …’i gördüğünü hatırlamadığını, gün içerisinde … ile sadece çarşıda karşılaştığını, internet kafede görüşüp görüşmediğini hatırlamadığını, 25.09.2012 günü akşamı …’nın “Kadir, ben …, beni bıraktığın yerden… yol ayrımından gel, beni al” şeklinde mesaj attığını, ancak bu şahsı almaya gitmediğini, 06.10.2012 tarihinden yaklaşık on-on beş gün önce öğle vakitlerinde …’i taksi durağının yanından aldığını, taksiye bindiğinde …’in büfeden iki-üç tane bira aldığını, hiç durmadan ve başka kimseyi almadan …’i… yol ayrımındaki Bardak Tepe mevkisine bıraktığını, dönüş yaptığı sırada Tunceli-Elazığ kara yolu … yol ayrımında yaşlı bir çiftin el kaldırması üzerine bu çifti Demirkapı köyüne bıraktığını, daha sonra Tunceli şehir merkezine döndüğünü,

Cumhuriyet savcılığı ve sorguda; 25.09.2012 tarihinde kimi nereye götürdüğünü hatırlamadığını, yaşlı çifti Demirkapı köyüne götürürken kullandığı yolun kestirme stabilize bir yol olduğunu, bu istikamete çok sayıda aracın gidip geldiğini, ancak gidiş gelişlerde sanık … ile karşılaşıp karşılaşmadığını hatırlamadığını, hatırladığı kadarıyla… ile en son Florya İnternet Kafe’de karşılaştıklarını, ayaküstü konuştuktan sonra ayrıldığını, kısa bir süre sonra duraktan aradıklarını ve bir müşterisi olduğunu söylediklerini, durağa gittiğinde…’i gördüğünü ve isteği üzerine bu şahsı öğle vakitlerinde … yol ayrımına bıraktığını, gün içerisinde … ile telefonla görüşüp görüşmediğini hatırlamadığını, ancak bu şahsın akşam üstü mesaj atıp kendisini … yol ayrımına çağırdığını, parasız ve alkollü olduğunu bildiği için bu şahsa geri dönüş yapmadığını ve oraya da gitmediğini,

Talimat yoluyla alınan mahkeme ifadesinde; sanık … olay günü kendisini yolda gördüğünü söylemiş ise de, sanığı görmediğini,

Tanık …; sanık … ile aynı taksi durağında şoförlük yaptığını, ikamet adresi Elazığ olduğu için sık sık bu şehre gidip geldiğini, olay günü de Elazığ’da evindeyken televizyondan patlama olayını öğrendiğini, daha sonra sanık …’in kendisini arayıp Elazığ’a arabanın bakımı için geleceğini söylediğini, 25.09.2012 tarihinde saat 20.00 sıralarında Elazığ-Hozat dolmuşlarının kalktığı yerde buluşup çay içtiklerini, sanık …’e Tunceli’deki olayı sorduğunda “ben de evdeydim, patlama sesini evde duydum” şeklinde cevap verdiğini, daha sonra sanık …’in bayan arkadaşının yanına gideceğini söyleyip arabasını kendisine bıraktığını, aracın sanayideki bakımı bittikten sonra Tunceli’ye geldiğini, 27.09.2012 tarihinde sanık … Elazığ’a dönünce aracı teslim ettiğini,

Tanık …; sanık … ile aynı taksi durağında çalıştıklarını, patlamadan sonra sanık … ile telefonda görüştüklerinde sanığın, Atatürk Mahallesinde olduğunu, patlama sebebiyle durağa gelemediğini söyleyip, işlerin nasıl olduğunu sorduğunu, sanık …’in daha önceki bir tarihte aracının problemleri olduğunu ve tamiri için Elazığ’a götüreceğini söylediğini, patlamanın olduğu gün bu konuyu konuşmadıklarını, firari şüpheli…’ın madde bağımlısı, işsiz güçsüz biri olduğunu ve bu özelliklerini Tunceli’de herkesin bildiğini, fakat bu şahsın örgütsel bir bağı olup olmadığını bilmediğini,

Tanık …; sanık … ile aynı taksi durağında çalıştıklarını, patlamadan sonra sanık … ile yaptıkları telefon görüşmesinde sanığın, evde olduğunu söyleyip işlerin nasıl olduğunu sorduğunu, kendisinin ise patlama dolayısıyla iş olmadığını söylediğini, sanık …’in aracının bakımı için Elazığ’a gideceğini beyan ettiğini, sonraki günlerde yaptıkları görüşmelerde sanık …’in Elazığ’da olduğunu söylediğini, firari şüpheli…’ı tanıdığını, bu kişinin herhangi bir örgütle bağı bulunup bulunmadığını veya ağaç kesimiyle ilgili bir işi olup olmadığını bilmediğini,

Tanık …; sanıkla aynı durakta şoförlük yaptığını, 25.09.2012 tarihinde kendisini arayan 0535 597 14 77 numaralı GSM hattının telefonunda kayıtlı olmayıp, kime ait olduğunu da bilmediğini, esnaf olduğu için gün içinde birçok kişinin taksi istemek için kendisini aradığını,

Tanık …; Malatya’da ikamet edip şarkıcılık yaptığını, sanık … ile bir dönem arkadaşlıklarının olduğunu, sanık … cezaevinden çıktıktan sonra tekrar telefonla görüşmeye başladıklarını, 24.09.2012 tarihinde sanık …’in Malatya’ya gelip yanında kaldığını, tartışmaları üzerine sanık …’in 28.09.2012 tarihinde yanında ayrılıp gittiğini,

Tanık …; Munzur Su’da taşıyıcı olarak çalıştığını, 21.09.2012 tarihinde aldığı maaştan 100-150 Lira kadarını oğlu olan…’a verdiğini, İstanbul’a gideceğini söyleyen …’i o günden beri hiç görmediğini, 25.09.2012 tarihinde oğlu …’in iş yerine gelmediğini,

Tanık …; olay günü kara yolu yapımında asfalt serimi yaptıklarını, patlamadan önce yol üzerinde çalıştıkları sırada kaldırımda yürüyen ve elinde beyaz poşet olan bir kadının önce Elazığ istikametine, bir süre sonra geri dönüp Tunceli istikametine, kısa bir süre sonrada patlama noktasına doğru yürüdüğünü gördüğünü, 3-5 dakika sonra patlamanın gerçekleştiğini,

Tanık …; olay günü patlamanın olduğu mevkideki kara yolu yapımında silindir operatörü olarak çalıştığını, patlamadan yaklaşık 25-30 dakika sonra Erzincan istikametine doğru bir bayanın sakin vaziyette yürüğünü gördüğünü,

İfade etmişlerdir.

Sanık … kollukta;

25.09.2012 tarihinde saat 07.00-07.30 sıralarında kalktığını, telefonuna “bu numarayı ya da beni arayın” şeklinde bir mesaj geldiğini, mesaj gönderen numaranın telefonunda kayıtlı olmadığını, bu numarayı aradığında karşıdaki şahsın sesinden firari şüpheli … olduğunu anladığını, …’ın “abi çıkıyor musun” diye sorduğunda, “evet” yanıtı vermesi üzerine, …’in “bizi mahalleden al” dediğini, evden çıktıktan sonra Tunceli-Elazığ kara yolundan yeni hastaneyi geçip 202. Sokağa girdiğini ve …’in evinin önüne geldiğini, … ve yanında bulunan ismini hatırlayamadığı ancak görse tanıyabileceği şahsın taksisine bindiğini, ismini bilmediği şahsın sağ ön koltuğa, …’in ise sağ arka tarafa oturduğunu, yola çıkıp Duotırs isimli iş yerinin önüne geldiklerini, burada yaklaşık 5-10 dakika beklediklerini, iş yerinin önünde beklerken araçtaki şahısların arabadan inip inmediklerini hatırlamadığını, buradan hareket ettikten bir müddet sonra Behice Boran Caddesi üzerindeki büfenin yanında durduğunu, kendisinin araçtan inmediğini, ancak bu iki şahıstan birisinin indiğini, yaklaşık 3-5 dakika bekledikten sonra …’in “abi bizi…’a bırak” demesi üzerine Tunceli-Elazığ kara yolunu takiben hiç kimseyi almadan…’a kadar geldiklerini, …’a gelince “abi bizim odun işi var, … li’nin üst tarafına bizi götür” dediklerini, bunun üzerine … yolundan girip yaklaşık 2 km gittiğini, yolculuk esnasında jandarma karakolunun görünmediğini, bu şahısların kendisine “iki-üç gündür … tarafından odun kesiyoruz” dediklerini, saat 08.00-08.30 sıralarında …li’ye gelip yaklaşık 50 metre içeriye bir köy yoluna girdiklerini, ayrılırken arabanın yanında konuşmaya başladıklarını, bu şahıslardan birisinin kendisine “öğlen saat 13.00 gibi gel, beni al, kamyon getirecem, bana numaranı ver, kaydedeyim” diyerek numarayı telefonuna kaydetmeye çalıştığını ancak beceremediğini, aynı yerde buluşmak için sözleşerek doğruca taksi durağına gittiğini, ablasının araması üzerine onu Dikilitaş’tan alıp kendi evlerine bıraktığını,

Saat 12.00 sıralarında önce … Petrole sonrasında buluşma yerine gittiğini, firari şüpheli …’in orada olmadığını, ancak sabahleyin aracına binen diğer şahsın bulunduğunu, bu şahsa …’i sorduğunda, …’in Demirkapı tarafına su almaya gittiğini, birazdan geleceğini söylediğini, biraz fazla bekleyince sıkıldığını, bunun üzerine şahsın, …’ın kendisi için “eğer ben gelmezsem gitsin, tekrar gelirken bize biraz yiyecek içecek getirsin” dediğini söylediğini, bir süre daha beklemesine rağmen … gelmeyince ayrılmak istediğini, şahsın “abi sen git, ama 16.30-17.00 gibi aynı yerden beni al” dediğini, “böyle gidip geliyoruz, para ne olacak” diye sorduğunda şahsın “merak etme abi, hallederiz” şeklinde cevap verdiğini, saat 16.00 sıralarında taksi durağına yakın bir marketten biraz sebze ve üç tane ekmek alıp malzemeleri hazırladığını, saat 16.30 sıralarında firari şüpheli … ile … yolu üzerinde buluştuklarını, aldığı erzakları saat 16.30-17.00 arasında bu şahsa teslim ettiğini, … ile yola çıktıklarını, …’nın “abi yavaş yavaş yola çıkalım, kamyon gelebilir belki, yolda karşılaşabiliriz” demesi üzerine yavaş gittiğini, daha sonra …’nın isteği ile kime ait olduğunu bilmediği bir numarayı aradığını, GSM hattının açık olduğunu söylediğinde …’nın “tamam o zaman kapat” dediğini, aradığı şahısla görüşme yapmadan çağrıyı sonlandırdığını, …’nın “… abiyi almaya gidelim, muhtemelen evinin oralardadır” dediğini, yol boyunca arkasına çok dikkat etmediğini ve hiç durmadığını, bu şekilde Tunceli şehir merkezine kadar geldiklerini, firari şüpheli …’ın evinin olduğu Kanoğlu mevkiindeki 202. Sokağa girip evin olduğu yerden dönüş yaptıklarını, …’nın arabadan inmeden etrafına bakındığını, burada yaklaşık beş dakika beklediklerini, ancak …’in gelmediğini, bu sırada …’nın …’i telefonla arayıp aramadığını hatırlamadığını, daha sonra …’nın “gidiyoruz” dediğini, ne tarafa gideceklerini sorduğunda …’nın biraz düşünüp “Munzur Suya doğru gidelim” dediğini, Elazığ tarafına döndüklerini, biraz ilerledikten sonra Yeni Hastane yoluna geldiklerinde …’ı yol kenarında gördüklerini, …’nın “dur” demesi üzerine durduğunu, aracın arka sağ kapısından binen …’in “abi depoya gidelim” dediğini, daha sonra depoya gitmek için hareket ettiklerini, Canmar’a gelmeden … Sokaktan girip Yurtkur tabelasının olduğu yola döndüklerini, Munzur Su deposunun önünde arabayı durdurduğunu, yaklaşık beş-on dakika beklediğini, bu sırada …’in arabadan indiğini ve depoya girdiğini, deponun dışında çalışan olup olmadığına dikkat etmediğini, şüpheli …’in içeride ne yaptığını da bilmediğini, sonrasında Tunceli-Elazığ kara yoluna çıkış yaptıklarını,

Saat 17.00 sıralarında … Petrole geldiklerinde durmasının söylendiğini, marketten alışveriş yaptıktan sonra tekrar arabaya binip “…’a doğru devam et” demeleri üzerine hareket ettiğini, firari şüpheliler … yoluna gitmek isteyince “yeter, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz, benim de işim gücüm var” dediğini, fakat yine de yola devam ettiğini, tepede bulunan Meytan köyü mevkiinde aracı durdurduğunda firari şüphelilerin “abi kamyon gelecek, sen buradan dönersin” dediklerini, bu sırada şahısların yüklü miktarda esrar hasatı yapıp götüreceklerini düşündüğünü, yaklaşık yirmi dakika bekletilince kızıp gideceğini söyleyerek arabayı aşağıya doğru sürmeye başladığını, …’in “tamam, bize duraktan bir taksi çağır” dediğini, bunun üzerine tanık …’ın numarasını verdiğini, … ile tanık …’ın görüştüklerini ancak anlaşamadıklarını, …’in kendisine “o zaman beni yukarı bırak” dediğini, …’nın ise “sen de Elazığ kara yolu üzerindeki … yol ayrımına kadar git, orada kamyonu bekle, gelince biner gelirsin” dediğini, …’i … tarafına, …’yı ise … yol ayrımına bıraktığını, ardından Elazığ tarafına döndüğünü, saat 19.00-20.00 sıralarında Burmageçit yol ayrımına yakın yerde çiftliği olan akrabası …’ın yanına peynir almak için gittiğini, yaklaşık yarım saat kaldıktan sonra merkeze döndüğünü,

25.09.2012 tarihinde meydana gelen patlama olayını Tunceli’de bulunduğu sırada saat 19.00’da yeğeni …’nın araması üzerine öğrendiğini, … plakalı Şahin marka ticari taksiyi kendisinden başka hem Elazığ hem de Tunceli’de ikamet eden …’ın kullandığını, olay günü saat 20.00 sıralarında Atatürk Mahallesindeki evine gidip biraz oturduğunu, sonra dışarı çıktığını, şehir içinde iş olmayacağını düşünerek arabasının tamir ve bakımını yaptırmak için Elazığ’a gittiğini, Elazığ’da numarası telefonunda kayıtlı olan bir hayat kadınıyla … Otelin arka kısmındaki evde buluştuğunu, saat 22.00-23.00 arasında buradan ayrılıp tanık … ile bir çay ocağında buluştuklarını, tanık …’tan arabanın tamiratını yaptırmasını, tamirattan sonra arabayı Tunceli’ye götürüp taksiye çıkmasını isteyerek, birkaç gün bayan arkadaşının yanında takılacağını söylediğini, daha sonra … Otele gidip tek başına kaldığını, 26.09.2012 tarihinde saat 09.00 sıralarında otelden ayrıldığını, tanık … ile sanayide buluşup aracın tamir işlerini hallettiklerini, öğlen saatlerinde Malatya’daki bayan arkadaşının evine gidip iki gün hiç dışarı çıkmadığını, üçüncü gün Malatya’dan ayrılıp Tunceli’ye döndüğünü, burada tanık … ile buluştuktan sonra taksisini geri alıp işine devam ettiğini, normal şartlarda işe gitmediklerinde taksi durağına bilgi vermediklerini, ancak gidilen yer ya da götürdükleri müşteriden şüphelendiklerinde arkadaşlarına bilgi verdiklerini, araçlarında GPS ya da telsiz bulunmadığını, kendilerinin herhangi bir güvenlik endişesi olmadığını,

Olay günü … mevkinde … ile buluşmaya giderken, …tarafından tanık Kadir’in sevk ve idaresindeki 62 … plakalı aracın geldiğini gördüğünü, …’yı tanık Kadir’in götürmüş olabileceğini, taksi ücretini …li’ye ilk gidişinde …’in verip “akşam tekrar görüşürüz, bizi tekrar götüreceksin” dediğini, …’i önceden tanıdığını, …’yı da önceden tanıdığını ancak ismini bilmediğini,

… plakalı gri Ford Connect marka araç ile Elazığ-Tunceli istikametinden şehir merkezine doğru son 15 km boyunca neden önlü arkalı seyrettikleri sorulduğunda; ya tesadüf olduğunu ya da bunu yanında bulunan firari şüpheli …’nın ayarlamış olabileceğini,

Cumhuriyet savcılığında ve sorguda; firari şüpheli …’den 25.09.2012 tarihinde saat 07.38 sıralarında mesaj geldiğini, buluştuktan sonra Duotırs adlı kafenin yanına geldiklerini, burada 5-10 dakika beklediklerini, firari şüpheliler … ve …’nın bir tarafa bakınarak sanki birini aradıklarını, …’a gittiklerinde odun işlerinin olduğunu söyleyip “…li’nin üst tarafına bizi bırak” ”dediklerini, bunun üzerine … karakolundan yaklaşık 2 km ileriye gittiğini, …’in elindeki telefona kendisinin numarasını kaydetmeye çalıştığını, ancak beceremediğini, bu numaranın sabahleyin kendisine mesaj atan numara olmadığını, saat 13.00 sıralarında şahısların tarifi üzerine … köyü yol ayrımına girdiğini, yolda 62 T 0074 plakalı araçla tanık Kadir’i gördüğünü, ancak yanında herhangi bir müşteri görmediğini, … ve …’e yiyeceklerini öğlen mi yoksa saat 16.00’da mı götürdüğünü hatırlamadığını, akşam saatlerinde firari şüpheli … ile yola çıktıktan sonra diğer firari şüpheli …’in evinin olduğu Kanoğlu mevkiine geldiklerini, sonrasında Elazığ tarafına döndüklerini, yeni hastane inşaatının olduğu yerde yolun kenarında firari şüpheli …’i görünce durduklarını, …’in sağ arka kapıdan araca bindiğini, Meytan köyü mevkiinde …’in 35 Lira verip kalan ücreti daha sonra vereceğini söylediğini, …’ın yanına peynir almak için gittiği sırada yeğeni …’nın araması üzerine Tunceli’deki patlama olayını öğrendiğini, tanık … ile görüştüğü esnada evde olmadığını, saat 16.30 sıralarında …’yı Tunceli il merkezine götürürken ya da …’i aldıkları sırada gri renkli Ford Connect marka aracı görmediğini, gün içinde de böyle bir aracın kendilerini takip ettiğini hatırlamadığını,

Mahkemede; firari şüpheli …’in su bayiliği yaptığını, sabah saatlerinde firari şüpheliler … ve …’i … mevkiinde bırakıp saat 13.00’de yeniden aynı yere gittiğinde, burada firari şüpheli …’in olduğunu gördüğünü, …’in kendisine …’nın suya gittiğini ve beklemesini söylediğini, …’e işi olduğunu söylemesi üzerine saat 16.30’da aynı yere gelip kendilerini almasını, gelirken de zeytin ve ekmek gibi yiyecekler getirmesini, geldiğinde taksi ücretini vereceğini söylediğini, bunun üzerine Tunceli’ye döndüğünü, adı geçenlere zeytin, peynir, domates, biber ve ekmek alarak götürdüğünü, kendisini bekleyen …’nın, …’in kamyon getirmeye gittiğini, ancak geciktiğini söylediğini, sabah bu şahısları … köyü civarına bıraktığında ellerinin boş olduğunu, birkaç gündür odun kestiklerini söyledikleri için malzemelerinin köyde olabileceğini düşündüğünü, … ile birlikte firari şüpheli …’in oturduğu mahalleye gidip etrafa baktıklarını, …’nın, …’in telefonu olmadığını söyleyerek “dükkânına bakalım” dediğini, dükkâna doğru giderken yolda …’i görüp arabaya aldıklarını, …’in dükkânına gittiklerini, bu şahsın tek başına dükkâna girdiğini, 5-10 dakika beklediklerini, …’in gelmesi üzerine bu şahısları odun kestiklerini söyledikleri yere götürdüğünü, sonrasında telefonla görüştüğü…’nın SSK civarında patlama olduğunu söylediğini, bu sırada peynir almak için akrabası …’ın çiftliğine gitmeye karar verdiğini, Elazığ’a gittiğinin ertesi günü tanık … ile sanayide buluştuklarını, aracın triger kayışı işini hallettiklerini, tamiratı yaptırdıkları ustayı ve iş yerini bilmediğini, fatura da almadığını, sabah saatlerinde firari şüpheliler … ve Atila’yı aldığı yerin patlamanın meydana geldiği yere 100-150 metre mesafede olduğunu, yine patlamanın olduğu yerden firari şüpheli …’i aldığını, onu almak için kısa bir süre durakladığını, olay günü bu şahısları belirtilen yere sadece taksici olarak götürdüğünü,

Savunmuştur.

Öncelikle, uyuşmazlığa konu suçlarla ilgili kanuni düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır.

Devletin varlığı ya da bütünlüğü öncelikle Anayasada teminat altına alınan değerdir. Anayasa’nın 3. maddesinde, Türk Devleti’nin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğu ifade edilmiş, 14. maddesinde, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlüklerin, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamayacağı, üçüncü fıkrasında ise, bu amaca aykırı faaliyetlerin yaptırımlarının yasa ile belirleneceği hüküm altına almıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak başlıklı 302. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.”

Türk Ceza Kanunu’nda

1. Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,

2. Devletin birliğini bozmak,

3. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak,

4. Devletin bağımsızlığını zayıflatmak,

amacına yönelik fiiller yaptırıma bağlanmıştır.

01.06.2005 tarihinden önce bu maddenin karşılığını oluşturan 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinden farklı olarak, suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunması gerekeceği belirtilmiştir. Böylelikle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 302. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan amaç suçun işlenmesi sırasında işlenen araç suçlardan dolayı TCK’nın 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği ayrıca cezaya hükmolunacağı kabul edilmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 302. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçun, söz konusu maddede belirtilmiş fiileri geçekleştirmek amacıyla kurulmuş silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde, örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi veya üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen bir kişi tarafından da işlenmesi mümkündür. Bu bakımdan silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmaksızın örgüt adına işlenen ve amaç suçu işlemeye elverişli araç suçlar da TCK’nın 302. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacaktır.

Uyuşmazlık konusu ile ilgili diğer suçlardan;

Kasten öldürme suçunun temel hâli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 81.maddesinde; Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş, suçun nitelikli hâlleri ise on bir bent hâlinde 82. maddede düzenlenmiştir;

“Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle,

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Uyuşmazlık konusuyla ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 82. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; öldürmenin genel tehlike yaratmak ya da tehlikeli araçlar kullanılmak suretiyle işlenmesi, suçun nitelikli hâli olarak tanımlanmıştır.

Bu bendin nitelikli hâl olarak kabul edilmesinin nedeni, belli bir kimsenin öldürülmesi amacıyla icra edilen fiilin, belirli olmayan kimseler hakkında da genel bir tehlike yaratmış olmasıdır. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için genel tehlike yaratan fiillerin veya tehlikeli araçların bir kimsenin öldürülmesine yönelik kullanılması gerekir.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, kasten öldürme suçunun genel tehlike yaratmak suretiyle işlenmesi hâlinde, hem genel tehlike yaratma suçu hem de kasten öldürme suçu birlikte gerçekleşmiş olur. Bu durumda, tek fiille kanunun farklı hükümleri ihlal edildiği için farklı neviden fikri içtima kuralı gereği, faile sadece nitelikli kasten öldürme suçundan dolayı ceza verilmesi gerekir. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 4. Baskı, Ankara, 2017, s.60-61)

Aynı fıkranın (g) bendinde de, kasten öldürme suçunun, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi bir diğer nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için suçun salt kamu görevlisine karşı işlenmesi yeterli olmayıp, mağdurun, görevinin gereklerine uygun davranması nedeniyle öldürülmesi gerekmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi başlıklı174. maddesinde suç tarihi itibarıyla yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddelerin imalinde, işlenmesinde veya kullanılmasında gerekli olan malzeme ve teçhizatı ihraç eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Suç niteliği itibarıyla, topluma zarar verme tehlikesi yaratan maddeler ile ilgili faaliyetlerin izinsiz olarak yürütülmesi yasaklanmıştır. Ayrıca bir zararın gerçekleşmesi şartı aranmamaktadır. Bu nedenle suç genel tehlike suçu niteliğindedir. Topluma zarar verici ve bu nedenle de toplum için tehlike oluşturan nitelikteki maddelerin kontrol altına alınabilmesi için, üretimi, satışı ve nakli izne tabi tutulmuştur. Suç ile toplumun hayat, sağlık ve malvarlığı değerleri ile Anayasanın 56. maddesinde düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı korunmaktadır. Suçun mağduru toplum ve bireylerdir. Suçun oluşabilmesi için maddede yazılan seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu suçun, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi cezayı artıran bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Suçun oluşabilmesi için genel kast yeterli olup özel kast aranmamıştır. (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 1. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2010, s. 4920-4925)

Silahlı terör örgütüne yardım etme suçuna ilişkin olarak;

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör örgütleri” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.” hükmü ile Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesine atıf yapılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nunSilâhlı örgüt başlıklı 314. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

Aynı Kanunun “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı 220. maddesinin yedinci fıkrası Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır…” şeklinde iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 85. maddesiyle fıkraya; “Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. cümlesi eklenmiştir. Anılan fıkraya ilişkin madde gerekçesinde “Örgüte hâkim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin, örgüt üyesi kabul edilerek cezalandırılması öngörülmüştür” açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hükümler göz önüne alındığında, silahlı terör örgütü mensubu olmasa bile bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım edenler, Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılacaklardır.

765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda, örgütün faaliyetleri doğrultusunda işlenen suçlardan da ayrıca sorumluluk esası kabul edilmiş, yardım etme eylemleri de yaptırım açısından örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiş, gösterdiği vahamet dikkate alınarak örgüte silah sağlama şeklindeki yardım fiilleri 5237 sayılı TCK’nın 315. maddesinde bağımsız olarak, diğer yardım fiilleri ise örgütün niteliğine göre anılan Kanunun 220 ile 314. maddeleri kapsamında yaptırıma bağlanmıştır.

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişilerin örgüt üyesi olarak cezalandırılacağı hüküm altına alınırken, örgüte yardım sayılan eylemlerin nitelik bakımından örgüt üyeliğine denk sorumluluğu gerektirdiği kabul edilmiştir. Buna göre, örgüt üyesi olmaksızın, bilerek ve isteyerek örgütün bir iş, görev ya da hizmetinin yerine getirilmesi eylemi örgüt üyeliği olarak cezalandırılmakta iken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220. maddesinin 7. fıkrasında 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, yapılan yardımın niteliğine göre cezanın üçte birine kadar indirilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Silahlı terör örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kollektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. (Osman Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 6. Cilt, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 8934)

Yardım edenler zamanlarının büyük bir bölümünü örgüte hasretmiş kişiler olmayıp kendi hayatlarının akışı içerisinde bazen örgüte ait işleri kabul eden şahıslardır.

Örgüte yardım etme suçuna ilişkin olarak öğretide yer verilen görüşlere göre;

Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen ‘bilerek’ ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir” (İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, Seçkin Yayıncılık, 7. Baskı, s. 38-39);

Yardımın maddî bir yardım olması gerekli değildir. Örneğin suç örgütüne belli bir hususta bilgi ve belge sağlanması da yardım olarak kabul edilmelidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus yardımın örgüte yapılmasıdır. Kanun koyucu, yardımın niteliğini belirlemediği için örgüte bilerek ve isteyerek herhangi bir yardımda bulunan kişi bile bu durumda örgüt üyesi olarak cezalandırılacaktır. Örgüte sadece bir kez önemsiz nitelikte bir yardımda bulunan kişi bile, örneğin örgüt üyeleri arasında bir kez iletişim sağlayan kişi, bu hüküm nedeniyle örgüt üyesi gibi cezalandırılabilecektir” (Feridun Yenisey, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Eğitim Modülü, s. 70)

Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için iştirak kavramı üzerinde de durulması gerekmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Faillik 37. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.

(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.”

Anılan maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.

Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.

Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.

2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.

Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Yardım etme başlıklı 39. maddesinde yer alan düzenlemeye göre ise;

“(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:

a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.

b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.”

Aynı Kanunun “Bağlılık kuralı” başlıklı 40. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.

(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.

(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.”

Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.

Bir suçun işlenmesine yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte;

1- Maddi yardım;

a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,

b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,

2- Manevi yardım;

a) Suç işlemeye teşvik etmek,

b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,

c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,

d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,

Şeklinde belirtilmiştir.

Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Türkiye topraklarının bir kısmı üzerinde Marksist-Leninist ideolojiye dayalı bağımsız bir devlet kurmak amacıyla silahlı eylemlere girişen yasadışı PKK terör örgütünün hem Tunceli kırsal alanında bulunan gruplarının, hem de şehir içinde bulunan ve kendilerine ”Şehir İntikam Timleri” ismini veren Kurye/Milis yapılanmasının ortak bombalı eylem planlaması yaptıkları, bu kapsamda silahlı terör örgütü mensuplarınca 25.09.2012 günü sabah saatlerinde … köyü yakınlarında Türk Telekom’un kullanımında olan … plaka sayılı Ford Connect marka aracın, … ve …’den silah zoruyla yağmalandığı ve adı geçen şahısların alıkonulduğu, sonrasında da bu araca kırsalda bomba yüklendiği,

PKK/KCK terör örgütünün şehir grubunun bu eylemdeki görevinin, bomba yüklü aracın patlatılacağı yere kadar yakalanmadan ulaştırılması olduğu, bunun için bomba yüklü araca bir başka aracın öncülük yapmasının kararlaştırıldığı, bu doğrultuda olay günü sabah erken saatlerde sanık …’in, Türk Telekom’a ait araca bomba düzeneği kurulması ile görevlendirildikleri anlaşılan örgüt mensubu iki şahsı şehir merkezinden ticari taksisine aldığı, şehir merkezinde birkaç yere uğradıkları, buralarda örgüt mensuplarının birileriyle görüştükleri, ardından sanık ile yanındaki şahısların önce… köyüne, daha sonra anılan köyün ters istikametinde bulunan … köyü kırsalına gittikleri, burada örgüt mensubu şahısların ticari taksiden inip, bomba yüklü aracı diğer örgüt mensuplarından teslim aldıkları, sanık …’in kendisine ait ticari taksiyle Tunceli’ye döndüğü, aracı teslim alan örgüt mensubu iki şahsın ise aracı bomba düzeneğinin kurulacağı noktaya götürdükleri, öğlen saatlerinde sanık …’in önceden anlaştıkları şekilde aldığı erzak ile örgüt mensubu iki şahısla buluşmak için Tunceli kırsalına gittiği, burada örgüt mensubu şahıslardan birisi ile buluştuğu, ardından sanığın Tunceli il merkezine döndüğü,

Tunceli il merkezinde belli bir zaman geçiren sanık …’in, ticari taksisi ile… köyüne doğru hareket edip saat 16.30 civarında Tunceli kırsalında bomba yüklü aracı teslim alan şahıslardan birisini aracına aldığı, saat 16.43.10’da sanığın kullanımındaki ticari taksinin ve bomba yüklü aracın Tunceli istikametine doğru birbirlerine oldukça yakın mesafede önlü arkalı olarak hareket ettikleri ve olay mahalline bu şekilde geldikleri, saat 16.59.58’de, bomba yüklü aracın patlama noktasına park edildiği ve bomba düzeneğinin aktif hale getirildiği, aracın park edilmesinden 14 saniye sonra sanık …’in kullandığı ticari taksinin yavaşlayarak 30 saniye kadar patlatılan aracın yanında beklediği, bu süre zarfında bomba yüklü aracın park edildiği noktadan bomba yüklü aracı kullanan örgüt mensubu şahsın sanık …’in aracına bindiği, sanık …’in ticari taksisi ile önünde bulunan çimento mikseri kamyonunun ardından Elazığ istikametine doğru yola devam ettiği, sanık …’in örgüt mensubu şahıslarla birlikte Tunceli-Elazığ kara yolu üzerinden şehir merkezinden çıktığı, sanığın önce… köyü istikametine, ardından … mevkine hareket ederek örgüt mensubu iki şahsı … köyü civarında taksiden indirdiği, saat 17.55.22’de ise bomba yüklü aracın, iki askeri aracın geçişi sırasında firari diğer örgüt mensuplarınca patlatılması sonucu altı askeri personel ile yoldan geçmekte olan …’ın yaşamını yitirdiği, olay sonrasında sanık …’in Tunceli’yi terk edip saat 21.20.59’da Elazığ iline giriş yaptığı, Elazığ’da bir gün kalan sanık …’in daha sonra Malatya’ya geçip burada bir evde saklandığı, iki gün sonra Tunceli il merkezine döndüğünde kolluk görevlilerince yakalandığı olayda; sanık …’e ulaşılma biçimi, sanık …’in örgüt mensubu şahıslar ile suç tarihinde birden fazla buluşup uzunca bir süre birlikte bulunması, sanığa ait aracın Tunceli il merkezi dışında görüntülenmesi, güvenlik kamerası görüntüleri ile mobese kayıtlarından bomba yüklü araçla sanığın kullandığı aracın farklı yerlerden önlü arkalı veya çok kısa aralıklarla geçmiş olması, örgüt mensubu şahıslardan birisinin bomba yüklü aracın park edildiği yerden sanığın aracına binmesi karşısında, sanık …’in PKK terör örgütünün milis grubunda yer aldığı ve söz konusu planlı eylemin gerçekleştirilmesi için örgüt mensubu diğer kişilerle birlikte hareket etiği, bomba yüklü aracın nakline ve bölgede görev yapan güvenlik görevlilerine gözdağı vererek çalışmalarını engelleyip devletin otoritesini yok etmek amacıyla altı asker ile bir sivil vatandaşı öldürmek suretiyle gerçekleştirilen vahim eyleme, Türk Telekom’a ait yağmalanan aracı teslim almaları için örgüt mensubu iki şahsı … köyü yoluna götürmek, öğle vakitlerinde bu şahısları almak ve erzak götürmek için kırsal alana tekrar gitmek, saat 16.30 sıralarında kırsal alana yeniden giderek bu şahıslardan birisini aracına alıp, bomba düzeneği kurulu aracın patlatma noktasına götürülmesine öncülük ederek muhtemel bir kontrolde yakalanmasını önlemek, patlatılan bomba düzeneği kurulu aracı olay mahalline bırakan örgüt mensubunu olay yerinden aracına almak ve kaçmaları için her iki örgüt mensubunu kırsal alanda bırakmak şeklinde gerçekleştirdiği olay öncesinde, olay sırasında ve olay sonrasında sergilediği davranışlar birlikte değerlendirildiğinde, diğer örgüt mensubu şahıslar ile aldıkları birlikte suç işleme kararının icrası kapsamında, eylem ve irade birliği içerisinde hareket edip fiil üzerinde diğer şahıslarla birlikte hakimiyet kurduğu açıkça anlaşılan sanığın eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 302. maddesindeki suçu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.

Sanık …’in eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesinde düzenlenen suçu oluşturması nedeniyle, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bu suçun işlenmesi sırasında işlediği araç suçlardan dolayı da cezaya hükmolunması gerektiğinden, sanık …’in, yukarıda belirtilen gerekçelerle, TCK’nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığı nitelikli kasten öldürme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından da cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir.

Ancak, yerel mahkeme tarafından sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58/9. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca adli sicil kaydında yer alan mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğundan bahisle TCK’nın 58/6. maddesinin de uygulanmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sanığın devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından mahkûmiyetine ilişkin yerel mahkeme hükmü isabetli olduğundan Yargıtay Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün tekerrür hükümlerinin uygulanması yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.

Sonuç:

Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.11.2014 gün ve 5845-11172 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.09.2013 gün ve 42-64 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58/9. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, ayrıca adli sicil kaydında yer alan mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğundan bahisle TCK’nın 58/6. maddesinin de uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

Ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı (mülga) CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, sanık … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlerden “Sanığın, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/25 esas ve 2009/77 karar sayılı ilamı nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından, hükmolunan cezanın TCK’nın 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibarelerinin çıkarılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Kayseri Ağır Ceza Avukatı

Alanında yetkin Kayseri ağır ceza avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Alanında yetkin Kayseri Avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak; Yalçınkaya Kararı başta olmak üzere AİHM kararlarının Türkçe çevirilerini yapan Eski AİHM Hukukçusu Dr. Orhan Arslan koordinatörlüğünde müvekkillerimize Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusunun yanı sıra emsal AYM ve AİHM Kararları çerçevesinde yeniden yargılama başvurusu hususunda da hukuki destek vermekteyiz.

Kayseri ceza avukatı veya Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapmak ve süreci takip etmek için bir avukat arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.