Sigortalılık Başlangıç Tarihinin ve Fiili Çalışmanın Tespiti

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin ve Fiili Çalışmanın Tespiti - Kayseri İş Hukuku Avukatı - Kayseri İşçi Avukatı - Kayseri Sosyal Güvenlik Hukuku Avukatı - Kayseri Avukat Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin ve Fiili Çalışmanın Tespiti

Sigortalılık Başlangıç Tarihinin ve Fiili Çalışmanın Tespiti: Mahkemece öncelikle işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu işyerlerinin emniyet, vergi dairesi, belediye ve Kurumdan araştırılarak tespit edilen komşu işyeri sahipleri ve sigortalı çalışanlarının tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ayrıca bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları adına dava konusu çalışmanın yapıldığı iddia olunan işyerinden işe giriş bildirgesi verilip verilmediği davalı Kurumdan sorulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulmalıdır.

(5510 s. K. Geç. m. 7) (506 s. K. m. 2, 6, 79)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2025/10-11 Karar No: 2026/14 Karar tarihi: 21.01.2026

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı davalı … vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. Dava

Davacı vekili; müvekkilinin … Özel İnşaat ünvanlı işyerinde 20.09.1977 tarihinde vasıfsız işçi olarak çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen 1977/3. dönem bordrosunun işverence Kuruma verilmemesi sebebiyle sigortalı çalışmasının görünmediğini ileri sürerek müvekkilinin 20.09.1977 tarihinde (1) gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. Cevap

Davalı … (SGK/Kurum) davaya cevap vermemiştir.

III. İlk Derece Mahkemesi Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2019/18 Esas, 2021/140 Karar sayılı kararı ile; iddia edilen çalışmanın üzerinden uzun zaman geçmesi nedeniyle tüm araştırmalara rağmen komşu işyeri tanığı tespit edilemediği, aynı işveren tarafından verilmiş işe giriş bildirgeleri bulunup bulunmadığının araştırıldığı ancak Kuruma yazılan yazılara cevap verilmemesi karşısında davacı tanık anlatımlarının inandırıcı bulunduğu, celbedilen kayıtlardan da işyerinin 20.09.1977 tarihinde inşaat işi yapmak üzere Kanun kapsamına alındığı, işyeri adresinin … Caddesi Belediye karşısı Şereflikoçhisar olduğu, davacıya ait işe giriş bildirgesinin de aynı işverenlikten aynı adresteki çalışma nedeniyle verildiği, işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal tarihi, davacının işe giriş bildirgesinin Kurumda kayıtlı olduğu, bildirgenin sahteliğinin ileri sürülmediği ve işe başlama tarihinden yaklaşık bir ay sonra bildirgenin verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 20.09.1977 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İstinaf

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2023 tarihli ve 2021/1718 Esas, 2023/471 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

“…Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve açıklamalara göre somut dava irdelendiğinde, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre somut olay irdelendiğinde, iş yerinden dava konusu talep dönemi olan 1977 yılında iş yerinden hiç dönem bordrosu verilmediği, iş yerinden sigortalı bildirimleri olmayan iki davacı tanığının beyanları doğrultusunda yazılı şekilde karar verildiği, öte yandan dava konusu dönemde sigortalı çalışanın bulunmaması nedeniyle mahkemece yöntemince komşu iş yeri sahipleri ve çalışanlarının tanık olarak dinlenmesi yönünde araştırma yapılmadığı ve buna göre eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla, öncelikle işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu iş yerlerinin emniyet, vergi dairesi, belediye ve SGK’dan araştırılarak, komşu işyeri sahipleri ve sigortalı çalışanları yöntemince tespit edilerek bilgi ve görgülerine de başvurulmalı, ayrıca bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları adına dava konusu çalışmanın yapıldığı iddia olunan iş yerinden işe giriş bildirgesi verilip verilmediğinin davalı Kurumdan sorulmak suretiyle istenilmesi, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.

Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…”

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı işyerinden Kurum kayıtlarına intikal etmiş dönem bordrosu bulunmadığı, emniyet aracılığı ile yapılan araştırmanın 1977 yılındaki işyerine komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının bulunamaması sebebiyle olumsuz sonuçlandığı, dinlenen davacı tanıkları adına hizmet bildirimi yapılmamış olması karşısında işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi bildirgenin sahteliğinin ileri sürülmemiş olması nedeniyle toplanan kanıtların yeterli görüldüğü, yeniden araştırılacak husus bulunmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir.

VI. Temyiz

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili, sigortalı sayılabilmek için işe giriş bildirgesinin tek başına yeterli olmadığını, hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığının ortaya konulması gerektiğini, davacı tanıklarının beyanı doğrultusunda karar verilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece tanık olarak dinlenecek kişilerin tespiti için araştırma yapılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının sigorta başlangıç tarihinin tespitine yönelik mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun geçici 7/1. maddesi.

Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2., 6. ve 79/10. maddeleri.

2. Değerlendirme

1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 20’inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının mülga 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.

2. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden aynı Kanun’un 79. maddesinin 10. fıkrasına dayalı olan ve hizmet tespiti davası olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmekte olup bunun doğal sonucu olarak da söz konusu (1) bir günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davada, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla sigortalılıktan söz edilebilmesi için çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında haksız ve adaletsiz bir durumun oluşmasına yol açabilecektir.

3. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesinin 10. fıkrası ise “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiş olup 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘nun 86/9. maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır.

4. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 2 ve 6. maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca aynı Kanun’un 3. maddesinde sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir.

5. Ne var ki 506 sayılı Kanun’un 2 ve 6. maddelerindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde sigortalılığı oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez.

6. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır.

7. Hemen belirtilmelidir ki, fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen dört aylık dönem bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Bu nedenle; işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda hâkim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu davalarda da işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, aynı dönemde işyerinde çalışanlar saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı açıklanmalı, gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının da bilgilerine başvurularak gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.

8. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2018 tarihli ve 2016/21-2358 Esas, 2018/1289 Karar, 07.10.2020 tarihli ve 2018/21-1021 Esas, 2020/743 Karar ile 21.12.2021 tarihli ve 2019/(21)10-147 Esas, 2021/1733 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

9. Somut olayda; 01.01.1953 doğumlu davacı adına … Özel İnşaat ünvanlı işyeri tarafından düzenlenen 20.09.1977 tarihli işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına 19.10.1977 tarihinde girdiği, sigorta sicil numarasının 1977 yılı Ankara serilerinden olduğu, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında 06.06.2003 tarihinde başlayan sigortalılığının bulunduğu, 20.09.1977-16.08.1978 tarihleri arasında Kanun kapsamında olan işyerine ait 1977/3. dönem bordrosunun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince işyerinde çalıştığını iddia eden ancak sigorta bildirimleri olmayan iki davacı tanığının dinlendiği, Şereflikoçhisar Emniyet Müdürlüğüne yazılan yazı cevabına istinaden de komşu işyeri tanığının bulunamadığı ve bildirgenin sahteliğinin Kurum tarafından ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği kararın Özel Dairece araştırmaya yönelik bozulması üzerine önceki hükümde direnildiği anlaşılmıştır.

10. Bu kapsamda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgulara göre, sigorta başlangıcının tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi davalardan olduğu da dikkate alındığında dinlenen tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalıştıklarını beyan etmelerine rağmen dava konusu dönemde işyerinde sigortalı çalışanın bulunmaması ve Emniyete yazılan yazı dışında komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının olup olmadığı yönünde araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne dair verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı açıktır.

11. Bu nedenle Mahkemece öncelikle işe giriş bildirgesinde belirtilen işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu işyerlerinin emniyet, vergi dairesi, belediye ve Kurumdan araştırılarak tespit edilen komşu işyeri sahipleri ve sigortalı çalışanlarının tanık olarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ayrıca bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları adına dava konusu çalışmanın yapıldığı iddia olunan işyerinden işe giriş bildirgesi verilip verilmediği davalı Kurumdan sorulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konulmalıdır.

12. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

13. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. Karar

Açıklanan sebeple;

Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Dosyanın HMK’nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.01.2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

İş hukuku ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin dava ve uyuşmazlıklarda taleplerin etkili bir biçimde ileri sürülmesi ve hak kaybına uğramamak için iş hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması faydalı olacaktır.  Kayseri iş hukuku avukatı kadromuz, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku alanında 15 yılı aşan deneyimi ile güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde; ihbar tazminatı davası, kıdem tazminatı davası, işe iade davası, fazla mesai alacağı, ilave tediye alacağı ve benzer davaların açılması ve takibi, mobbing ve kötü niyet tazminatlarına ilişkin davaların açılması ve takibi, fazla mesai ücretleri ve yıllık ücretli izinlerin kullandırılması, hesaplanması ve tahsili davaları açılması ve takibi konuları başta olmak üzere -bunlarla sınırlı olmamak üzere- iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku ile ilgili her türlü konuda müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Kayseri iş hukuku avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.