Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Süresi Sona Ermeden İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Açılabilir mi

Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Süresi Sona Ermeden İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Açılabilir mi - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Kayseri Kira Avukatı - Av. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Süresi Sona Ermeden İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Açılması

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: Somut olayda; davacılardan kiraya veren ile davalı arasında 15.08.2020 tarihli kira sözleşmesinde belirlenen 5 yıllık süre 15.08.2025 tarihinde sona ermektedir. Eldeki dava ise 01.12.2023 tarihinde açılmış olmakla, belirli süreli kira sözleşmesinin süresi olan 5 yıl sona ermeden 01.12.2023 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı resen dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişkin kanun yararına temyiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.

(6100 s. K. m. 363) (6098 s. K. m. 328, 350)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas No: 2025/2623 Karar No: 2025/3930 Karar Tarihi: 09.09.2025

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. Dava

Davacılar; 15.08.2020 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu taşınmaza ihtiyaçları olması nedeniyle kiralananın tahliye edilmesi gerektiği hususunun bildirildiğini ancak davalının kiralananı tahliye etmediğini, dava konusu taşınmaza kendilerinin ve müşterek çocuklarının ihtiyacı olduğunu ve davalıya usulünce verilen yasal sürenin dolduğunu ileri sürerek; kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. Cevap

Davalı vekili; davacıların ihtiyacının samimi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. Mahkeme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 15.08.2020 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığı, yapılan UYAP sorgusundan davacılardan …’nın kira konusu taşınmazdan başka bir taşınmazı olmadığı, diğer davacı … un ise üzerine kayıtlı bir taşınmazın bulunmadığının tespit edildiği, toplanan deliller çerçevesinde ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. Kanun Yararına Temyiz

A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; taraflar arasında 15.08.2020 tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesinin bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, eldeki davanın 01.12.2023 tarihinde açıldığı, Mahkemece, belirli süreli kira sözleşmesinin süresi olan 5 yıl sona ermeden 01.12.2023 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı resen dikkate alınarak süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350/1 maddesi hükmü uyarınca, ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının; belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde aynı Kanun’un 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.

Somut olayda; davacılardan kiraya veren … ile davalı arasında 15.08.2020 tarihli kira sözleşmesinde belirlenen 5 yıllık süre 15.08.2025 tarihinde sona ermektedir. Eldeki dava ise 01.12.2023 tarihinde açılmış olmakla, belirli süreli kira sözleşmesinin süresi olan 5 yıl sona ermeden 01.12.2023 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı resen dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişkin kanun yararına temyiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.

V. Karar

Açıklanan sebeplerle;

Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363/1 maddesine dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere aynı Kanun’un 363/2 maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA,

Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,

09.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Süresi Sona Ermeden İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Açılması

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

Esas No: 2015/13416 Karar No: 2016/6628 Karar Tarihi: 10.11.2016

Mahkemesi: Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, mesken ihtiyacı sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı ile davalı arasında düzenlenen 01.07.2012 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesinin varlığı, taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, yazılı kira sözleşmesinde sözleşme süresinin ne olduğu belirtilmemiş ise de mahkeme gerekçesinde yazılı sözleşmenin bir yıl süreli olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemenin kabulü olan bir yıllık süreye, davacı tarafça hüküm gerekçesi temyiz edilmeyerek, davalı tarafça da bir yıllık süreye yönelik açıkça temyize gelinmediğinden, davaya dayanak yazılı sözleşmenin 01.07.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olduğunun kabulü gerekir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nın 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.

Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.

Olayımıza gelince; Davaya dayanak yazılı kira sözleşmesi 01/07/2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olduğuna göre, taraflar arasındaki sözleşme yıldan yıla yenilenerek, davanın açıldığı 23/06/2015 tarihine nazaran 01/07/2015 tarihinde dönem sona ermiştir. Bu durumda dönem bitmeden 23/06/2015 tarihinde açılan dava süresinde değildir.

Davacı tarafça keşide edilen 28.05.2015 tarihli tahliye iradesini bildirir ihtarname var ise de, bu ihtar 01.07.2015-01.07.2016 kira dönemi için süre koruyucu niteliğindedir. Bu durumda mahkemece davanın sözleşme süre bitimini beklenmeden açılması sebebiyle süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek tahliye kararı verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

Sonuç:

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yerolmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Fesih İhbar Şartı Yerine Getirilmeden İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Açılması

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılmışsa fesih ihbar şartına uyulması gerektiği, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılan feshi ihbar şartına uyulmaması halinde, süre bitiminde kira sözleşmesinin bir yıl için uzamış olacağına, buna bağlı olarak TBK’nın 350. maddesinde öngörülen bir aylık sürede açılan davanın, süresinde feshi ihbar şartı gerine getirilmemesi nedeniyle süresinde olmadığına karar verilmiştir.

(6098 s. K. m. 346, 347, 350)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas No: 2024/2446 Karar No: 2025/1440 Karar Tarihi: 10.03.2025

I. Başvuru

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 10.05.2024 tarihli başvurusunda; belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin sonlandırılması için taraflarca belirli bir süre öncesinden ihtar çekilmesi şartının kararlaştırılmış olmasına karşın, bu süre içerisinde ihtar çekilmemesi halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli kira söyleşmelerinden kaynaklanan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında belirli bir süre öncesinde ihtar çekilmediği için davanın süresinde açılıp açılmadığına yönelik olarak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. ve 36. Hukuk Dairelerinin kesin nitelikte kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirtilerek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.

II. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 10.05.2024 tarihli ve 2024/13 E., 2024/13 K. sayılı kararıyla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin; taraflar arasındaki belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinde, kiraya veren tarafından sözleşmenin sona erdirilmesi için belirli bir süre önceden ihtar çekilmesi şartının kararlaştırılması halinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesindeki kiraya verenin ancak on yıllık uzama süresi sonunda maddede belirtilen bildirim şartına uymak kaydıyla sözleşmeyi sona erdirebileceğine ilişkin hükme aykırılık oluşturacağı, “kiraya veren, sözleşmenin bitiminden en az iki ay önce fesih bildiriminde bulunmazsa sözleşme kendiliğinden uzar” ibaresi ve buna benzer aynı anlamı taşıyan ibarelerin, kiraya verenin sözleşmenin bitiminden iki ay önce herhangi bir sebep göstermeksizin fesih bildiriminde bulunması halinde sözleşmeyi sona erdirme hakkı bulunduğu anlamına geleceği, bunun TBK’nın 347. maddesindeki kiraya verenin süreye dayalı olarak sözleşmeyi sona erdirme koşulunu düzenleyen emredici hüküm karşısında geçerli ve uygulanabilir bir sözleşme hükmü olmadığı, ancak sözleşmede “kiraya veren, tahliye talepli dava açmadan en az iki ay önce kiracıya fesih bildiriminde bulunacaktır” anlamını taşıyan ve kiraya verenin, yasada belirtilen tahliye sebeplerine dayanarak tahliye davası açmasını bir fesih bildirim şartına bağlayan hükmün bulunması durumunda, somut bir tahliye davası söz konusu olduğundan, bu nitelikteki bildirim koşulunun geçerli ve uygulanabilir olduğu, bu bildirim koşuluna uyulmaksızın açılan tahliye davasının süresinde açılmış bir dava olarak kabul edilemeyeceği görüşünde iken, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin; taraflarca belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona erdirilmesi için belirli bir süre önceden ihtar çekilmesi şartının kararlaştırılması halinde, bu şartın geçerli ve kiraya veren açısından bağlayıcı olduğu, bu şarta uyulmadan sözleşmenin sona erdiği tarihten 1 ay içerisinde açılan davanın süre yönünden reddedilmesi gerektiği görüşünde olduğu, dolayısıyla her iki daire kararları arasında açık bir çelişki bulunduğu;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Taraftar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.”

Aynı Kanun’un 346. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez.”

Aynı Kanun’un 347. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla 1 yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.”

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; tarafların sözleşme içeriğini kanunda öngörülen sınırlamalar içerisinde serbestçe belirleyebilecekleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesinde sadece kiracı aleyhine düzenleme yasağının bulunduğu, kiraya veren aleyhine bir düzenleme yasağının bulunmadığı, dolayısıyla belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin, sonlandırılması için taraflarca belirli bir süre öncesinden ihtar çekilmesi şartının kararlaştırılmış olması durumunda bu şartın geçerli ve kiraya veren açısından bağlayıcı olduğu, bu durumda sözleşmede öngörülen süre içerisinde ihtar çekilmemesi halinde, ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarının süresinde açılmadığının kabul edilmesi gerektiği, Yargıtayın yerleşik uygulamalarının da bu yönde (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/1166 E., 2018/2175 K. ve2017/3547 E., 2018/9513 K. sayılı ilamları) olduğu belirtilerek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi ile 36. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, 36. Hukuk Dairesinin kararları doğrultusunda giderilmesi yönündeki görüşüyle, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.

III. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Kararlar
A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 28.11.2023 tarihli ve 2021/2114 E., 2023/2227 K. sayılı Kararı

İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.07.2021 tarihli ve 2020/592 E., 2021/1025 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya veren tarafından ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, “davacının davaya konu taşınmazı 07.07.2020 tarihinde satın aldığı, Türk Borçlar Kanunu’nun 310. maddesi gereği davalı ile dava dışı 3. kişi arasında yapılan 15.08.2019 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin tarafı olduğu, davacının kirada oturduğunu, mecuru kullanmak amacıyla satın aldığını, taşınmaza ihtiyacı olması nedeniyle tahliye davası açtığını beyan ettiği, davacının 22.07.2020 tarihli noter kanalı aracılığıyla ile davalıya tahliye etmesi yönünde ihtarda bulunduğu, ihtarın 25.07.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davacının davasını kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren 1 ay içerisinde 31.08.2020 tarihinde açtığı davayı süresi içerisinde açtığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesi ve yerleşik görüşe göre, ihtiyacın yargılama sırasında devam ediyor olmasının yanı sıra samimi, gerçek ve zorunlu olması da şarttır. Davacının kirada oturuyor olması, oğlunun ve kendisinin ihtiyacının devamlı ve samimi olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne karar verilmiştir.” gerekçesiyle, davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verildiği,

Davalının istinaf yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararıyla;

“Taraflar arasındaki geçerli bulunan sözleşmenin özel şartlar bölümünün 4. maddesinde kiracı veya kiraya veren tarafından iki ay öncesinde bildirimde bulunma şartının yer aldığı,

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi ile kiracının süre bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmaması halinde sözleşmenin aynı koşullarla bir sene uzayacağının düzenlendiği, buna göre kiraya verenin bildirim ile sözleşmeyi sona erdirme hakkına ilişkin yapılan düzenlemeler ile kiracıya yönelik on beş günden daha uzun süre içerisinde bildirim yapmasına ilişkin yapılan düzenlemelerin geçersiz olduğu,

Dava açma süresinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi ile sürenin sonundan başlayarak bir ay olarak düzenlendiği,

Davalının istinaf sebebine konu ettiği bildirime ilişkin düzenlemenin TBK’nın 347/1 maddesinde yer alan emredici hüküm nedeniyle geçersiz olduğu, bir an için sözleşmedeki hüküm geçerli kabul edilse dahi ihbar düzenlemesinin yasal dava açma süresini ortadan kaldıracağı şeklindeki kabulün isabetli olmayacağı,

Davacıların kirada oturduğu, oturdukları binanın riskli yapı olduğuna dair tespit bulunduğu, davacıların mecura ihtiyacı bulunduğunu, ihtiyacının gerçek, samimi, sürekli ve zorunlu olduğu, ihtiyaç iddiasının usulünce ispat edildiği…”

gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 15.06.2023 tarihli ve 2022/2548 E., 2023/1770 K. sayılı Kararı

İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli ve 2021/721 E., 2022/893 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya veren tarafından ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, “Uyuşmazlığın davacının konut ihtiyacı iddiası nedeniyle tahliyeye karar verilip verilemeyeceği noktasında toplandığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 01.05.2020 olduğu, davanın 31.05.2021 tarihinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesindeki süreye uyularak kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde açıldığı, işbu maddede ihtarname gönderilmesinin şart alınmadığı, ayrıca davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin TBK md. 353 uyarınca dava süresini uzattığı,… ihtiyaç iddiasının sürekli, samimi ve zorunluluğunu ispatladığı…” gerekçesiyle, davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verildiği,

Davalının istinaf yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Afiliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararıyla;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350/1. maddesi hükmüne göre; ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nın 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.

Somut dava bu kapsamda değerlendirildiğinde, davacının eşi ile birlikte taşınmazı 13.03.2020 tarihinde satın aldıkları, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 01.05.2020 başlangıç tarihli olduğu, kira sözleşmesinin 7. maddesinde, kontratın sona ermesinden 60 gün evvel taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları sürece kontratın yenilenmiş kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davacı 15.04.202Tde ihtar göndermekle birlikte taraflar sözleşmenin sona ermesinden 60 gün önce sözleşmenin devam etmeyeceğine ilişkin yazılı ihtar göndermediklerinden sözleşmenin 01.05.2020 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle yenilendiği, bu durumda Mahkemece dava süresinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan davalının istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. (Benzer Yarg. 6HD. 2014/9312 E. 2014/11422 K.)”

gerekçesiyle; başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar kesin olarak karar verilmiştir.

IV. Değerlendirme ve Gerekçe

Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarında, kiraya verenin kira sözleşmesinde kararlaştırılan ihbar şartına uymaması halinde, Kanunda belirlenen sürede açılan davanın süresinde kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.”

Aynı Kanun’un 350. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Kiraya veren, kira sözleşmesini;

1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,

belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir. ”

Aynı Kanun’un 354. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez.”

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kira sözleşmeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda; adi kira, konut ve çatılı işyeri kiraları ve ürün kirası olarak üç bölüm halinde düzenlemiştir. Genel olarak kanuni düzenlemelerde kira türlerine göre farklılık göstermekle beraber kiracı zayıf taraf kabul edilerek korunmuştur. Kiracının »en çok» korunduğu (özellikle kira bedelindeki artışın katı kurallara bağlanıp tahliyenin güçleştirildiği )kira türü,-konut ve çatılı iş yeri kiralarıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda kira sözleşmelerine ilişkin bir kısım hükümler emredici şekilde düzenlenmiştir. Kira hukukundaki düzenlemeler daha çok kiracının korunmasını amaçladığından kira sözleşmesi ile kiracı lehine olacak şekilde değiştirilebilir. Nispi emredici olarak düzenlenen bu hükümler, taraflarca sözleşmede kiracı lehine genişletilebilir, kiracı aleyhine olacak şekilde ise sözleşme hükümleriyle şart kararlaştırılamaz.

Belirli süreli kira sözleşmelerinden kaynaklanan ihtiyaç nedeniyle tahliye davaları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca, kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nın 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.

Kira sözleşmesiyle kiracı aleyhine olacak şekilde şart kararlaştırılamazsa da aynı sözleşmede kiracının lehine kiraya verenin aleyhine olacak şekilde tarafların düzenleme yapmaları mümkündür. Belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kirasında kiracı süre bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Kiraya verenin kanunda düzenlenmiş fesih ve tahliye sebebi bulunmadığında süre bitimi nedeniyle sözleşmeyi sona erdirmesi (belirsiz süreli sözleşmede 10 yılın tamamlanması, belirli süreli sözleşmelerde 10 yıllık uzama süresinin tamamlanması hariç) mümkün değildir. Ancak kiraya veren sözleşme süresinin veya uzayan yılın bitiminden itibaren bir ay içinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için gereksinim sebebiyle kullanma zorunluluğu bulunduğunda dava açmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirilebilir. Sözleşme ile kiraya verenin aleyhine olacak şekilde süre bitiminden belli bir süre öncesinde feshi ihbar şartı getirilmişse, kararlaştırılan bu şart kiracı lehine olmakla geçerlidir. Bu halde kiraya verenin sözleşmede kararlaştın lan fesih ihbar şartına uyması, süre bitiminden itibaren tahliye davasını açması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan fesih ihbar ihtar şartına uyulmaması halinde; kira sözleşmesi, süre bitiminde kiraya verenin ihtiyaç nedeniyle kullanma zorunluluğu olsa bile sona ermemekte, kira süresi TBK m.347 uyarınca bir yıl süre ile uzamış olmaktadır. Bu durumda, TBK’nın 350. maddesinde öngörülen ihtiyaç sebebiyle tahliye davası bir aylık dava açma süresinde açılmış olsa bile kiraya veren bu dava öncesinde, sözleşmede kararlaştırılan sürede fesih bildirimini yapmaması halinde (kira sözleşmesi bir yıl süre ile uzamış olduğundan) kanundaki sürede dava açılmış olsa bile kiraya verenin kendisi için sözleşmede kararlaştırılan ihbar süresine uymadığından açtığı dava reddedilir.

Açıklanan sebeplerle; uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 15.06.2023 tarihli ve 2022/2548 E., 2023/1770 K. sayılı kararının gerekçesi açısından genel hatları ile Dairemiz emsal kararlarına da uygun olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın yukarıda açıklandığı şekilde giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Karar

1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılmışsa fesih ihbar şartına uyulması gerektiği, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılan feshi ihbar şartına uyulmaması halinde, süre bitiminde kira sözleşmesinin bir yıl için uzamış olacağına, buna bağlı olarak TBK’nın 350. maddesinde öngörülen bir aylık sürede açılan davanın, süresinde feshi ihbar şartı gerine getirilmemesi nedeniyle süresinde olmadığına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. İle 36. Hukuk Dairelerinin İçesin nitelikteki kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine,

2. Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,

3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,

10.03.2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: Belirli Süreli Kira Sözleşmesinde Fesih İhbar Şartı Kararlaştırılması

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılmışsa fesih ihbar şartına uyulması gerektiği, aksi halde TBK’nın 350. maddesinde öngörülen bir aylık sürede açılan davanın, süresinde feshi ihbar şartı yerine getirilmemesi nedeniyle süresinde olmadığına şeklinde karar verilmiş olmakla, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek gerekmiştir.

(6098 s. K. m. 347, 350, 351, 352) (5235 s. K. m. 35) (3. HD 10.03.2025 T. 2024/2446 E. 2025/1440 K.)

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas No: 2025/2396 Karar No: 2025/3576 Karar Tarihi: 25.06.2025

I. Başvuru

Avukat … ‘ün 22.01.2025 tarihli başvurusunda; belirli süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin sonlandırılması için taraflarca belirli bir süre öncesinden ihtar çekilmesi şartının kararlaştırılmış olmasına karşın, bu süre içerisinde ihtar çekilmemesi halinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli kira sözleşmelerinden kaynaklanan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında, belirli bir süre öncesinde ihtar çekilmediği için davanın süresinde açılıp açılmadığına yönelik olarak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin nitelikte kararları arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirtilerek, söz konusu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir.

II. Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Konu Kararlar
A. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 11.10.2024 tarihli ve 2022/2259 E., 2024/2193 K. sayılı Kararı

İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli ve 2023/1685 E., 2024/128 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya veren tarafından ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, “kira sözleşmesinin özel şartlar 6. maddesi gereğince, davacı kiraya verenin süre sonundaki akdin sona erme iradesini, süre bitiminden 2 ay öncesinde davalıya yazılı olarak bildirmesi gerekirken, davacının 30.07.2020 tebliğ tarihli ihtarnamesinin 31.08.2020 tarihli süre sonundan 2 ay öncesinde davalıya tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 01.09.2020 tarihi itibariyle 1 yıl süreli olarak uzadığı ve 24.02.2021 tarihli davanın süresinde olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,

Taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla;

“taraflar arasında 01.09.2017 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi bulunduğu, davacı kiraya verenin 24.02.2021 tarihinde açmış olduğu dava ile tahliye isteminde bulunduğu, kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 6. maddesinde, kontratın sona ermesinden iki ay evvel taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları sürece kontratın yenilenmiş kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından keşide edilen ihtarname davalıya 30.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, sözleşmenin 6. maddesine göre iki ay öncesinden tebliğ şartı yerine getirilmediğinden sözleşmenin 01.09.2020 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile yenilendiği, bu durumda dava süresinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu”

gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.

B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve 2024/1157 E., 2024/1036 K. sayılı kararı

Balıkesir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.01.2024 tarihli ve 2023/1685 E., 2024/128 K. sayılı dosyasında; davacı yeni malik tarafından ihtiyaç sebebiyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, “sözleşmenin hususi şartlar başlıklı 19. maddesinde “…kontratın sona ermesinden bir ay önce taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları sürece kontrat yenilenmiş kabul edilir.” kararlaştırıldığı, eldeki davanın ise 28.09.2023 tarihinde yeni kira dönemi başladıktan sonra açıldığı, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça belirttiği ve dilekçe ekinde sunduğu … . Noterliğinin … yevmiye sayılı ihtarnamesinin 14.08.2023 tarihinde keşide edildiği ve davalıya 22.08.2023 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda davalı tarafa yeni kira dönemi başlangıcından 1 ay öncesinde tebliğ edilmiş bir ihtarname bulunmadığı, bu durumda taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesine göre geçerli bir ihtarname çekilmediğinden, davanın süresinde olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,

Davacının istinaf yoluna başvurması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;

“kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 19. maddesinde yer alan düzenlemenin, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası yönünden yeni dönem başlamadan bir ay öncesinden ihtar koşulu olarak kabul edilemeyeceğinden, yeni dönem başladıktan sonra bir ay içerisinde açılan davanın süresinde olduğu kabul edilerek, Mahkemece ilk celsede hüküm kurulduğu ve henüz tarafların delillerinin toplanmadığı, tanıkların dinlenmediği”

gerekçesiyle başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar karar verilmiştir.

III. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu Kararı

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.04.2025 tarihli ve 2025/4 E., 2025/11 K. sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi; kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünde kararlaştırılan, kontratın sona ermesinden iki ay evvel taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları sürece kontratın yenilenmiş kabul edileceğine ilişkin hükmün geçerli olup, buna göre iki ay öncesinden tebliğ şartı yerine getirilmeyen sözleşmenin 1 yıl süre ile yenilendiği, bu durumda bu bildirim koşuluna uyulmaksızın açılan tahliye davasının süresinde açılmış bir dava olarak kabul edilemeyeceği görüşünde iken, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin; kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünde yer verilen “Kontratın sona ermesinden bir ay evvel taraflar yazılı olarak ihtarda bulunmadıkları sürece kontrat yenilenmiş kabul edilir.” düzenlemesinin yalnızca bildirim yoluyla feshe ilişkin bir düzenleme olup, bu düzenlemenin yorum yolu ile genişletilip tüm tahliye davalarının feshi ihbar koşuluna bağlanmış olduğunun kabul edilemeyeceği, bu durumda yeni dönem başladıktan sonra bir ay içerisinde açılan davanın süresinde olduğu görüşünde olduğu, dolayısıyla her iki daire kararları arasında açık bir çelişki bulunduğu;

Sözleşmenin hususi şartlar bölümünde yer alan feshi ihbar sürelerine ilişkin düzenlemenin yalnızca bildirim yoluyla feshe yönelik ve emredici hukuk kurallarına göre hem kiracı, hem de kiraya veren yönünden geçersiz bir düzenleme olduğu, kira sözleşmesinin dava yoluyla sona erdirilmesi hallerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350, 351 ve 352. maddelerinde düzenlenmiş olup, dava süresinin, bu maddelerde sona erdirme sebebine göre ayrı ayrı düzenlendiği, sözleşme serbestisi uyarınca tarafların, kira sözleşmelerinde bildirim yoluyla feshe ilişkin olarak kiracı lehine düzenlemeler yapabileceği ve sözleşmede benimsedikleri koşulların kiracı aleyhine düzenleme yasağı kapsamında olmayacak şekilde geçerli olduğu, kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümündeki feshi ihbar süresindeki düzenlemenin yorum yolu ile genişletilip tüm tahliye davalarının feshi ihbar koşuluna bağlanmış olduğunun kabul edilemeyeceği, nitekim Yargıtay uygulamalarında kira sözleşmelerindeki benzer düzenlemelerin ihtiyaç nedeniyle tahliye davası dışında, iki haklı ihtar ve diğer tahliye davaları yönünden feshi ihbar koşulu olarak kabul edilmediği, bu nedenle her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 2015/1214 E., 2015/1531 K. sayılı kararı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/3547 E., 2018/9513 K. sayılı ve hatta Dairenin 2018/586 E., 2018/621 K. sayılı kararında, kira sözleşmelerinde bulunan benzer koşulların sözleşmenin dava yoluyla sona erdirilmesi sebepleri içinde yer alan ihtiyaç nedeniyle tahliye davalarında feshi ihbar koşulu olarak geçerli olduğu kabul edilmiş ise de, yapılan değerlendirmede bu içtihatlara uymanın mümkün olmadığı belirtilerek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, Bursa 4. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi yönündeki görüşüyle, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.

IV. Değerlendirme ve Gerekçe

Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin yukarıda açıklanan kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlık; ihtiyaç nedeniyle açılan tahliye davalarında, kiraya verenin kira sözleşmesinde kararlaştırılan ihbar şartına uymaması halinde, Kanunda belirlenen sürede açılan davanın süresinde kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Daha önce, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. ve 36. Hukuk Dairelerinin kesin kararları arasındaki benzer nitelikteki uyuşmazlığın giderilmesi istemi üzerine Dairemizin 10.03.2025 tarihli ve 2024/2446 E., 2025/1440 K. sayılı kararıyla;

“Kira sözleşmesiyle kiracı aleyhine olacak şekilde şart kararlaştırılamazsa da aynı sözleşmede kiracının lehine kiraya verenin aleyhine olacak şekilde tarafların düzenleme yapmaları mümkündür. Belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kirasında kiracı süre bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Kiraya verenin kanunda düzenlenmiş fesih ve tahliye sebebi bulunmadığında süre bitimi nedeniyle sözleşmeyi sona erdirmesi (belirsiz süreli sözleşmede 10 yılın tamamlanması, belirli süreli sözleşmelerde 10 yıllık uzama süresinin tamamlanması hariç) mümkün değildir. Ancak kiraya veren sözleşme süresinin veya uzayan yılın bitiminden itibaren bir ay içinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesi uyarınca kendisi, eşi, alt soyu, üst soyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için gereksinim sebebiyle kullanma zorunluluğu bulunduğunda dava açmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirilebilir. Sözleşme ile kiraya verenin aleyhine olacak şekilde süre bitiminden belli bir süre öncesinde feshi ihbar şartı getirilmişse, kararlaştırılan bu şart kiracı lehine olmakla geçerlidir. Bu halde kiraya verenin sözleşmede kararlaştırılan fesih ihbar şartına uyması, süre bitiminden itibaren tahliye davasını açması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan fesih ihbar ihtar şartına uyulmaması halinde; kira sözleşmesi, süre bitiminde kiraya verenin ihtiyaç nedeniyle kullanma zorunluluğu olsa bile sona ermemekte, kira süresi TBK 347. maddesi uyarınca bir yıl süre ile uzamış olmaktadır. Bu durumda, TBK’nın 350. maddesinde öngörülen ihtiyaç sebebiyle tahliye davası bir aylık dava açma süresinde açılmış olsa bile kiraya veren bu dava öncesinde, sözleşmede kararlaştırılan sürede fesih bildirimini yapmaması halinde (kira sözleşmesi bir yıl süre ile uzamış olduğundan) kanundaki sürede dava açılmış olsa bile kiraya verenin kendisi için sözleşmede kararlaştırılan ihbar süresine uymadığından açtığı dava reddedilir.”

gerekçesiyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine göre belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılmışsa fesih ihbar şartına uyulması gerektiği, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılan feshi ihbar şartına uyulmaması halinde, süre bitiminde kira sözleşmesinin bir yıl için uzamış olacağına, buna bağlı olarak TBK’nın 350. maddesinde öngörülen bir aylık sürede açılan davanın, süresinde feshi ihbar şartı yerine getirilmemesi nedeniyle süresinde olmadığına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. ile 36. Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.

Hal böyle olunca; Dairece verilen 10.03.2025 tarihli ve 2024/2446 E., 2025/1440 K. sayılı kararla, TBK’nın 350. maddesine göre belirli süreli konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, kiraya veren tarafından sözleşmede kararlaştırılmışsa fesih ihbar şartına uyulması gerektiği, aksi halde TBK’nın 350. maddesinde öngörülen bir aylık sürede açılan davanın, süresinde feshi ihbar şartı yerine getirilmemesi nedeniyle süresinde olmadığına şeklinde karar verilmiş olmakla, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek gerekmiştir.

Karar

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.04.2025 tarihli ve 2025/4 sayılı kararına istinaden iletilen mevcut talep yönünden daha önce karar verildiğinden yeniden uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına,

25.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi
Bildirim yoluyla: Genel olarak – Madde 347

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.

Bildirimin geçerliliği: Şekil – Madde 348

Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Gereksinim, yeniden inşa ve imar – Madde 350

Kiraya veren, kira sözleşmesini;

1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,

2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise,

belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.

Yeni malikin gereksinimi – Madde 351

Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.

Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.

Kadastro tespitine itiraz davası, tapu iptali ve tescil davası, önalım davası, kira bedelinin tespiti ve kiracının tahliyesi davaları, ecrimisil davası, kamulaştırma bedelinin tespiti davası ile tenkis davası başta olmak üzere gayrimenkul ve taşınmaz hukuku ile ilgili süreçlerde herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir gayrimenkul avukatından hukuki yardım almaları faydalı olacaktır.

Gayrimenkul hukuku alanında uzman Kayseri gayrimenkul avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; kamulaştırmasız el atma ile ilgili dava sürecinde müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Kayseri gayrimenkul avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.