Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme ve Değiştirme Suçuna ilişkin Emsal Yargıtay Kararları

Hizmetlerimiz

Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme ve Değiştirme Suçu - Bilişim Suçu - Kayseri Bilişim Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu

Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme ve Değiştirme Suçu

Günümüzde tercihten ziyade zorunluluk olarak kabul edilmesi gereken teknoloji kullanımı ekonomik ve sosyal yaşamda karşımıza vazgeçilemez bir olgu olarak çıkmaktadır. Özellikle internetin hızla yaygınlaşması sonucunda sosyal medya araçlarının kullanılması, bankacılık faaliyetlerinin yerine getirilmesi gibi birçok eylem bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle yerine getirilmektedir. Bilişim teknolojisindeki hızlı ilerleme ve söz konusu teknolojiye talebin artması ile bu alanda haksız menfaat temin etme amacıyla bilişim suçları daha kolay ve farklı şekillerde işlenir hale gelmiştir.

Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete uğramama adına öncelikle eylemin hangi suç tipine uyduğunun duraksama yaşanmayacak bir şekilde tespiti, sonrasında ise ceza miktarını etkileyebilecek tüm unsurların göz önünde bulundurulması ve güncel Yargıtay kararlarının takip edilmesi gereklidir. Bilişim suçları davalarında herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması sürecinde uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Alanında yetkin Kayseri Bilişim Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek bilişim suçları ile ilgili uyuşmazlık ve dava süreçlerinde taraflara avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

Bilişim suçları ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için Kayseri Bilişim Avukatı kadromuzun hazırladığı makale ve kararları inceleyebilirsiniz. Kayseri bilişim avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme ve Değiştirme Suçuna ilişkin Emsal Yargıtay Kararları

E-mail Şifresini Değiştirme Yoluyla Bilişim Suçu

Sanık, müştekinin e-mail adresine girerek yeni şifre oluşturmuş, müştekinin erişimini engellemiştir. Bu fiil bilişim suçları arasında düzenlenmiştir. Sanığın fiili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu md. 244/2’de düzenlenen “bir bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma” şeklindeki bilişim suçu ile cezalandırılmalıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Esas No: 2013/771, Karar No: 2014/15833)

Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçunun Cezası

Sanıkların okul ders notlarını ve devamsızlık durumlarını değiştirmek için bilişim sisteminin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda kullanılan e-okul bilişim sistemi şifreleri ele geçirmek suretiyle yükletilen suçu işledikleri kabul edilmesi nedeniyle hükmolunan cezasının sitenin kamu kurumuna ait olması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 244/3. maddesi gereğince cezaların arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

Bilişim sisteminde yapılan işlemler sonucu devamsızlık ve not düzeltmelerin dışında sağlandığı belirtilen haksız menfaatlerin ne olup kim tarafından sağlandığı karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde TCK’nın 244/4. maddesinin uygulanması hukuka aykırıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Karar No:2017/1405)

Bilişim  Sistemindeki Verileri Değiştirme veya Erişilmez Kılma Suçu

Bilişim suçları elektronik ortamda işlenen suçlardandır. Bilişim suçları en çok sosyal medya hesapları üzerinden işlenmektedir. Sanık, müştekinin Facebook şifresini ele geçirip müştekinin kendi hesabına erişmesini engellemiştir. Bu nedenle TCK md.244/2’deki “bir bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma” şeklindeki bilişim suçu işlenmiştir. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Karar No: 2013/25987)

Bilişim Sistemindeki Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu

Şikayetçiye ait Hotmail adresine hukuka aykırı olarak giren ve yeni şifre oluşturup katılanın erişimini engelleyerek e-mail adresini kullanan sanığın eylemine uyan TCK md.244/2 uyarınca “bilişim sistemini engelleme, erişilmez kılma, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle beraatına hükmolunması kanuna aykırıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Karar No: 2014/15833)

Bilişim Sistemine Girmenin Engellenmesi  Suçu

Şikayetçinin rızası olmadan e-mail ve Facebook hesabına girip şifrelerini değiştirmek suretiyle bilişim sistemine girmesini engellediğinden bahisle açılan davada; sanığın suçu kabul etmemesi, para gönderimi için kullanıldığı anlaşılan hesaba ilişkin belgelerin sanığa gösterilmemesi, dosya içindeki delillerin şikayetçi tarafından ibraz edilmesi, şikayetçinin Facebook hesabına kimin giriş yaptığı ve kalmaya devam ettiği, e-mail şifresinin değiştirilmesine dair tespitlerin bulunmaması, dosya içeriğindeki tespitlerin suç tarihini kapsamayıp daha sonraki tarihler ve şikayetçiye ait IP numaraları olduğunun anlaşılması karşısında, bu hususların tespiti ile ayrıca şikayetçinin beyanında Facebook hesabının kullanılarak para istenen arkadaşı olduğu anlaşılmakla, bu kişinin tanık sıfatıyla dinlenmesi, dolandırıcılık suçundan açılmış davalar varsa getirtilip incelenmesi, banka hesabına ilişkin belgeler sanık tarafından kabul edilmemişse belgeler üzerinde inceleme yapılması, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi – Karar No: 2017/1652)

Bilişim Sistemini Engelleme ve Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu

Sanık …‘nın, kız arkadaşı olan mağdur … tarafından aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin sona erdirilmesine tepki olarak, şifresini ele geçirip değiştirdiği mağdura ait Facebook hesabında, mağdurun daha önce kendisinden özür dilemek için çekip gönderdiği bir videoyu yayımlayıp, mağdurun Facebook hesabına erişimini engellediği iddiasına konu olayda,

Sanığın kovuşturma evresindeki, “Ben müştekinin kullandığı Facebook şifrelerini zaten biliyordum. Biz birlikte arkadaş iken başkalarıyla da görüşüp konuşuyormuş. Bu nedenle kızdığım için Facebook sayfasına erişmesini engelledim.” şeklindeki ikrarı içeren savunmasına ve dosya kapsamına göre; sanık …‘nın, kız arkadaşı olan mağdur …‘ya ait Facebook hesabının şifresini, mağdurun bilgisi ve rızası dışında değiştirerek, mağdurun Facebook hesabına erişimini engellemesi eyleminin sübut bulduğuna ve sübut bulan eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 244/2. maddesinde tanımlanan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, mağdur …‘nun karar tarihinden sonra hüküm mahkemesine sunduğu 06.04.2015 hakim havale tarihli dilekçesinde yer alan ailesinin baskısından dolayı korkup gerçeği ifade edemediğine, iddiaya konu videodan ve videonun yayımlanacağından haberi olup, sanığın kendi rızası ile hareket ettiğine, sanığın cezalandırılması nedeniyle vicdan azabı çektiğine ve sanığa yönelik şikayetinden vazgeçtiğine dair beyanlarının, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu açısından sanığın hukuki durumunda bir değişiklik meydana getirmeyeceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki mağdur …‘nun 06.04.2015 hakim havale tarihli dilekçesi karşısında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunduğu düşüncesiyle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi- Karar No: 2017/192)

İşe Giriş Bildirgesi Düzenleyerek Sisteme Veri Yerleştirme Suçu

İşe giriş bildirgesi verme yükümlülüğünün 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca işverene ait olması, düzenlenen belgelerin 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2-A maddesinde belirtilen “muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu” kapsamındaki işlerden olmaması nedeniyle, aynı Yasa’nın 47. maddesine ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre anılan meslek mensuplarının görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suç kapsamında sayılamayacağı cihetle, sanık … tarafından e-bildirge sistemi sayesinde imza ve şifre ile bilgisayar ortamında işe giriş bildirgelerinin verilmesi eyleminde, sahte oluşturulmuş maddi varlığı haiz, somut bir belge de olmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla eylemin bu hali ile TCK’nın 244/2-3-son maddelerinde düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış belirlenerek yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırıdır. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi- Karar No: 2018/4606)

Sanık …‘ın muhasebeciliğini yaptığı … Ltd. Şti ve … Yemek isimli iş yerlerinde eşi olan temyiz kapsamı dışındaki sanık …‘ın fiilen çalışmadığı halde e-bildirge düzenleyerek söz konusu iş yerlerinde çalışıyormuş gibi SGK … İl Müdürlüğüne bildirimde bulunduğunun bu suretle 3568 sayılı yasa gereği memurun resmi belgede sahteciliği suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; e- bildirge, imza ve şifre ile bilgisayar ortamında işe giriş bildirgelerinin verilmesi halinde, sahte oluşturulmuş maddi varlığı haiz somut bir belge olmadığından, eylemin bu hali ile TCK’nın 244/2-3. maddelerinde düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç niteliği yanlış belirlenerek yazılı şekilde sanığın TCK’nın 204/2. maddesi gereğince mahkumiyetine hükmolunması, bozma nedenidir. (Yargıtay 11. Ceza Dairesi- Karar No: 2018/4884)

Mağdurun Facebook Hesabında Rızası Dışında Paylaşım Yapmak

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık …‘ın, kız arkadaşı olan mağdur … ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdura ait Facebook hesabının önceden bildiği internet şifresini, onun bilgisi ve rızası dışında değiştirerek, hakkı bulunmadığı halde giriş yaptığı mağdurun Facebook hesabında, beraber oldukları dönemde mağdurun bilgisi dahilinde kaydettiği cinsel içerikli görüntülerini yayımlayıp, mağdurun Facebook hesabına erişimini engellemesi biçiminde sübut bulan eylemlerinin TCK’nın 244/2. maddesindeki sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ve aynı Kanun’un 134/2. madde ve fıkrasındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hüküm açısından; temel ceza belirlenirken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun’un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi; ayrıca, TCK’nın 6/1-g madde, fıkra ve bendinde, ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağının belirtilmesi karşısında, mağdurun özel görüntülerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden başkalarının görgüsüne sunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve sanık lehine olduğu kabul edilen TCK’nın 134/2-2. madde, fıkra ve cümlesi gereğince yarı oranında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin uygulanmaması suretiyle, sanığa eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni olarak kabul edilmemiş; sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan kurulan hüküm açısından; Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına dair 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 24.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi- Esas: 2015/13308 Karar: 2017/4272)

Bilişim Sisteminde Not ve Devamsızlık Durumunu Değiştirmek

Sanık, hükümden sonra 13.12.2013 tarihli dilekçesiyle adres değişikliğini bildirdiği halde MERNİS adresine yapılan tebligat usule uygun olmadığından temyizi süresinde kabul edilip mahkemenin temyizin reddine dair ek kararı kaldırılarak diğer sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin temyizleri ile birlikte yapılan incelemede:

1-) Bilişim sistemindeki verileri değiştirmek suretiyle ders notlarını ve devamsızlık durumlarını değiştirdiklerinden bahisle sanıklar hakkında açılan davada, suçla bağlantıları olup yaş küçüklüğü sebebiyle soruşturma evrakları tefrik olunan suça sürüklenen çocuklar haklarında ve dosya içeriğinde suçla ilgisi olduğu anlaşılan şahıs hakkında davalar açılıp açılmadığının araştırılıp açılmışsa mümkün olduğunda davaların birleştirilmesi, aksi halde incelenerek dosya içerisine alınıp bu davaları ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde hükümler kurulması,

2-) Kabule göre de;

a-) Sanıkların okul ders notlarını ve devamsızlık durumlarını değiştirmek için bilişim sisteminin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda kullanılan e-okul bilişim sistemi şifreleri ele geçirmek suretiyle yükletilen suçu işledikleri kabul edilmesi sebebiyle hükmolunan cezasının sitenin kamu kurumuna ait olması sebebiyle 244/3. maddesi gereğince cezaların arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

b-) Bilişim sisteminde yapılan işlemler sonucu devamsızlık ve not düzeltmelerin dışında sağlandığı belirtilen haksız menfaatlerin ne olup kim tarafından sağlandığı karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde 244/4. maddesinin uygulanması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı (mülga) CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Esas: 2016/3794 Karar: 2017/1405)

E-posta Sistemine Erişimin Engellenmesi

“Bilişim sistemine girmek”, bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir. Erişimi gerçekleştirmek için gevşek güvenlik önlemlerinden faydalanılabileceği gibi, var olan güvenlik önlemlerindeki boşluklar da kullanılabilir. Ağ üzerinden virüsler (komik resimler, kutlama kartları veya ses ve görüntü dosyaları gibi ekler halinde), kötü niyetli yazılımlar, truva atı (trojan horse), macro virüsü, solucanlar vs. kullanılarak veya sistemin açık kapıları zorlanarak giriş yapılabilir. Bilgisayar veri ve sistemlerine yapılan izinsiz giriş, aynı zamanda, “bilgisayara tecavüz”, “kod kırma” ya da “bilgisayar korsanlığı” olarak da tanımlanmaktadır. Bu suç, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir. Girmede, iletişimin kablolu veya kablosuz olması ile mesafenin yakın ve uzak olması arasında da fark yoktur. Bir bilişim sistemine e-posta veya dosya gönderilmesi durumunda, bilişim sistemine girme söz konusu olmayıp yalnızca veri gönderildiğinden bu durum girme kapsamında düşünülemez. Mağdurun kişisel bilgisayarına ait işletim sistemine (Windows, Linux vs.), bir başka internet kullanıcısının, mağdurun rızası olmaksızın girmesi de suç oluşturacaktır.

E-posta adresi kullanıcısının; erişiminin engellendiğine ilişkin şikayeti üzerine öncelikle erişimi engellenen adresin şikayetçiye ait olup olmadığı saptanmalı, bu husus ilgili internet sağlayıcısından sorularak adresin oluşturulma tarihi, kim tarafından oluşturulduğu ve IP (İnternet Protokolü) numarası sorulmalıdır. İnternet ya da herhangi bir transfer kontrol protokol/internet protokolü kullanılan ağ üzerinden haberleşecek olan cihazların birbirlerinin erişim adreslerini belirlemek amacıyla internet protokolü kullanılmaktadır. Bir IP adresi, bir cihaza geçici bir süre için atanabileceği gibi, o cihaza daimi bir IP adresi verilmesi de mümkündür. Diğer bir anlatımla statik (durağan) ve dinamik (değişken) olmak üzere iki tip IP adresi bulunmaktadır. Evlerde kullanılan ADSL modeminde de benzer uygulama mevcut olup servis sağlayıcısından statik IP adresi alınması mümkündür.

Servis sağlayıcıdan olayın gerçekleştiği zaman dilimi içinde sanığın modeminin aktif olup olmadığı, aktif ise internete bağlanma IP adresi sorulmalıdır.

Öte yandan IP adreslerinin yeterli olmadığı hallerde GSM şirketleri tarafından bir IP adresi, birden fazla kişiye PORT yapılarak verilebilmektedir. Bilgisayar içindeki her program, iletişim için ayrı birer port kullanmaktadır. Bu nedenle bilgisayardaki programların iletişimi için IP ve port numarası olmak üzere iki tane adres numarası gerekmekte, IP adresi Port numarası olarak gösterilmektedir. Tutulmasında yasal zorunluluk bulunmayan PORT bilgisine ulaşıldığında, birden fazla kişiye verilen IP nin, suçun işlendiği saatte kim tarafından kullanıldığının belirlenmesi mümkün olmaktadır.

M… Corporation’den de erişimin engellediği iddia olunan tarih/tarihler ve takip eden günlerde e-mail adresinin aktif olup olmadığı, bu adrese giriş yapılıp yapılmadığı, erişim sağlanmışsa IP bilgileri, bu tarihler itibariyle e-mail adresine ait şifrenin değiştirilip değiştirilmediği, değiştirilmiş ise değişikliğin ne zaman ve hangi IP numarası ile yapıldığı araştırılmalıdır. IP adresi kayıt bilgilerinden, ilgili Telekom Müdürlüklerinden, sisteme giriş yapan veya başarısız olan IP numaraları kullanıcılarının adres ve telefon bilgileri istenmeli ve loğlar üzerinde inceleme yapılmalı, ayrıca IP adresini kullanan bilgisayarların MAC numaraları araştırmalıdır.

Erişimin sağlanamaması halinde, giriş yapmak isteyenler arasında şikayetçinin de bulunup bulunmadığının IP numarasından tespit edilerek iddianın doğruluğu belirlenmelidir.

Şikayetçiye ait e-mail adresine veya ele geçirilen adresten başkalarına, görüntü, yazı veya ses kaydı gönderildiğinin iddia olunması halinde ise, bu husus/hususlar üzerinde durularak gerekli tespitler yapılıp örnekleri de alınarak dosya içine konulmalıdır.

Şikayetçi ve şüphelilerin bilgisayarlarına el konulup hard diskleri incelenerek bilgisayarlar arasında bağlantı ve veri akışı olup olmadığı saptanıp olaya ilişkin bilgi sahipleri ile ele geçirilen adres kullanılarak ulaşılan adres sahipleri tanık olarak dinlenmelidir.

Somut olayda; şikayetçinin, 16.09.2009 tarihli dilekçesinde ve C. Savcısına verdiği ifadesinde “adına kayıtlı bulunan …@hotmail.com isimli mail adresi şifresinin yaklaşık 2 yıl önce, bilmediği kişiler tarafından kırılarak erişiminin engellendiğini ve bu adresten geçen süre içerisinde MSN kişi listesinde bulunan arkadaşlarına pornografik fotoğraflar ve kontör istek mailleri gönderildiğini” bildirerek şikayetçi olmuştur. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede “Girişilen soruşturma sonucunda 2009 yılında yetkisiz erişim sonucu ele geçirilen şikayetçiye ait …@hotmail.com adresinin şüphelinin kullanımında olduğu belirlendiği ve böylece atılı suçu işlediği” iddiasıyla TCK’nın 244/2, 43. maddeleriyle cezalandırılması talebiyle dava açılmışsa da, yapılan soruşturma ve kovuşturma yetersiz olup olaya ilişkin deliller toplanmadan mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Zira iddianamede belirtilen M… Corporation Türkiye Temsilciliğinden gelen yazı cevabında 21.03.2009 – 12.10.2009 tarihleri arasında şikayetçiye ait e-posta adresine erişim sağlayan IP numaraları bildirilmiş olup verilen bilgi, anılan adrese kimler tarafından erişildiğini gösterip iddianamede ifade edildiği üzere “bu adresin şüphelinin kullanımında” olduğunu belirlememektedir.

Dosyadaki belgelerden e-posta adresine, sanık dışında gerek yurt dışından gerekse yurt içinden erişimler sağlandığı belirtildiği halde bu erişimlerin tarih ve mahiyetleri de tespit edilmemiş, ayrıca şikayetçi iki yıldır e-posta adresine erişim sağlayamadığını söylediği halde 2007-2008 ve 2009 yılında şikayet tarihine kadar, olan dönemde, bu adresin faal olup olmadığı, şikayetçi tarafından kendi adresine erişim sağlanıp sağlanmadığı tespit olunmamıştır. Sanığın 2008 yılından beri bu adrese giriş yapmadığını savunması karşısında, bu tarihten sonra sanık tarafından giriş yapılıp yapılmadığı, adrese ait şifrenin değiştirilip değiştirilmediği, değiştirilmişse hangi tarihte ve hangi IP numarası ile erişim sağlandığının ilgili İnternet sağlayıcısından sorulmadığı anlaşılmıştır. Şikayetçi tarafından e-posta adresinden arkadaşlarına uygunsuz resimler ve kontör taleplerini içeren mesajlar gönderildiğinin ileri sürülmesine karşın bu konuda bir araştırma yapılmayıp, mesaj içerikleri ve hangi IP numarasından gönderildiğine dair dosyada bir tespite de rastlanmamıştır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan eksiklikler yerine getirilerek sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip gerektiğinde uzman bilirkişiden de görüş alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırmaya dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup hükmün bozulmasına karar verilmelidir.

Kabule göre de; sanık hakkında uygulama maddesinin TCK’nın 244. maddesinin 2. fıkrası yerine uygulama alanı bulunmayan aynı maddenin 5. fıkrası olarak gösterilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/6. maddesine aykırıdır.

SONUÇ : Sanık müdafiinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken (mülga) 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi- Esas: 2013/4668 Karar: 2014/9860)

Bilişim Sistemini Engelleme ve Verileri Değiştirme

A) Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Sanık müdafiinin, sanık hakkında 05.01.2012 tarihli hükümle tesis edilen ve ancak gerekçesine yönelik olarak temyiz edilebilecek olan beraata ilişkin hükmü gerekçesine değinmeksizin temyiz ettiği ve beraat hükmünü temyiz etmesinde sanığın hukuki yararı da bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,

B) Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

Oluşa ve kabule göre; sanığın, resmi nikahlı eşi olan katılan B. ile aynı konutta yaşadıkları sırada, açık olan bilgisayar ekranında gördüğü, katılan ve katılanın bir bayan öğrencisinin birbirlerine gönderdikleri elektronik iletileri okuması sonucu aldatıldığını düşünerek, katılanın elektronik posta adresindeki bu elektronik iletileri, taşınabilir belleğine aktardıktan sonra, katılanla aralarında henüz boşanma davası açılmadığı ve fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, katılana ait Facebook adresinin daha önceden bildiği internet şifresini, hakkı bulunmadığı halde kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısma girip, katılana ait oturumda, söz konusu elektronik iletilerin içeriğini, “B.’nın bir bayan öğrencisine yazdığı duygusal mektuplar” başlığıyla beraber başkalarının görgüsüne sunacak kadar süreyle hukuka aykırı olarak sistemde kalmaya devam etmesinin ardından, katılanın bu yazıları sistemden kaldırma olanağını ortadan kaldırmak amacıyla, katılanın Facebook’a girişi sırasında kullandığı elektronik posta adresini değiştirip, başka bir elektronik posta adresi oluşturarak, katılanın sistemdeki kendisine ait kısma erişememesine sebebiyet verdiği olayda,

1- Sanığın oluşa uygun sübut bulan katılanın bilişim sistemine girişi sırasında kullandığı elektronik posta adresini değiştirip, katılanın sistemdeki kendisine ait kısma erişimini engellemek biçimindeki eyleminin, TCK’nın 244/2. maddesinde tanımlanan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturacağı ve anılan madde gereğince sanığın cezalandırılmasına karar verildiği halde, kararın gerekçesinde, “… sanığın eyleminin 244/1 maddesindeki suçu oluşturduğu kanaati ile sanığa eylemine uyan suçtan ceza verilmiş…” ibarelerine yer verilerek, gerekçeyle hükmün karıştırılması,

2- Sanığın, “B.’nın bir bayan öğrencisine yazdığı duygusal mektuplar” başlığıyla beraber daha önce temin ettiği elektronik iletilerin içeriğini Facebook’ta yayımlaması biçiminde kabul edilen eyleminde, sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan beraat kararı verildiği nazara alınarak yapılan değerlendirmede, hakaret suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği gözetilmeden, “… sanığın kastının katılanı küçük düşürmek olduğu, buna ilişkin de ayrıca dava açıldığı anlaşıldığından sanığa hakaret suçundan ceza verilmiş ancak TCK’nın 132/2. maddesinden açılan davada sanığın üzerine atılı suçu işleme kastının bulunmadığı vicdani kanaatle sanığın bu suçtan beraatine karar verilmiş,…” biçimindeki yasal ve yerinde olmayan gerekçelere dayalı olarak sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:

1- Hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığa tayin olunan temel cezada, TCK’nın 125/4. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesi,

2- Katılanın uzlaşmak istememesi sonucu uzlaşmanın sağlanamadığı ve sabit görülen suçların işlenmesiyle ortaya çıkan maddi bir zararın belirlenmediği olayda; geçmişi, suç işleme eğilimi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarından dolayı takdiri indirim maddesi uygulanarak cezalarında indirim yapılan, kişilik özellikleri olumlu değerlendirilerek, suçları işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğu belirtilip, hükmedilen hapis cezaları ertelenen sabıkasız sanık hakkında, katılanın, “benim bu olaydan doğan maddi bir zararım; bu olaydan kaynaklanan avukatlık masrafları ile gidiş dönüş masraflarımdır.” biçimindeki beyanı nazara alınıp, zararın giderilmediğinden bahisle, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

3- Vekalet ücretinin katılan yerine davanın tarafı olmayan vekili lehine hükmedilmesi, kanuna aykırı,

4- Karar tarihinden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un Geçici 1. maddesinin, 

31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.

hükmü ve TCK’nın 125/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 125/1. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326 /son maddesi uyarınca hakaret suçundan hükmedilen ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi Esas: 2013/2454 Karar: 2013/25865)

Bilişim Sistemine Girerek Sınav Sonuçlarının Değiştirilmesi

1- Bilindiği üzere “belge”, hukuki bir hüküm ifade eden, bir hakkın doğumuna bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazılar şeklinde tanımlanmaktadır. Resmi belge ise kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgedir. Belgede sahtecilik suçu, bir belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya belgenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi suretiyle oluşmaktadır. Bu suçun hukuki konusu kamunun güveni olup suçun oluşumu için genel kast ve zarar olasılığı yeterlidir. Bir belgeden söz edebilmek için öz ve biçimsel koşulları taşımalı ve belgenin aldatıcılık yeteneğinin de bulunması gerekir. Somut olayda Üniversite öğrenci işlerinde şef olarak çalışan sanığın Gıda Mühendisliği öğrencisi olup yan dal olarak okudukları Kimya Mühendisliğinden ders alan her üç öğrenciye ilişkin KMU 391 kodlu dersten aldıkları notların KMÜ 212 kodlu derse işlenmesi şeklindeki eyleminde; dosyada bulunan transkriptlerin bilgisayar çıktısı şeklinde üzerinde öğrenci kopyası yazılı olduğu ve notların doğru olarak yer aldığı sanık tarafından bilgisayar ortamında yapılan değişikliği gösteren “ders listesinin” ise yapılan soruşturma nedeniyle bilgisayardan alındığı, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararında da açıklandığı üzere bilgisayar sistemine girilerek bazı sınav sonuçlarının değiştirilmesi şeklindeki eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 244. maddesindeki “bilişim suçunu” oluşturacağı, sanığın eyleminin bilgisayar ortamında sınav sonuçlarını değiştirmek mi yoksa bu değişikliğe dayanarak hukuki sonuç doğurucu bir belge düzenlemek mi olduğu Üniversite idaresinden sorulup varsa sanık tarafından düzenlenen belge asılları getirilerek suç vasfının belirlenmesi, ayrıca sanığın her üç öğrenciyi tanımadığı, aralarında herhangi bir menfaat ilişkisi olmayıp, üniversite soruşturma raporuna göre de iki öğrencinin notlarının yüksek olup not yükseltmeye ihtiyaçlarının bulunmadığı, bir öğrencinin ise zaten yan dal programına devam etmediği, 23.02.2005 tarihinde yapılan ihbar üzerine sanığın bilgisayar ortamında notları düzelttiğine ilişkin 29.12.2005 tarihli tutanak karşısında sanığın kastı da değerlendirilerek eyleminin görevi kötüye kullanma suçu oluşturup oluşturmayacağı hususu da tartışılmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre:

2- Suça konu not değişikliğinin 02.12.2005 tarihinde aynı gün ve anda yapılması karşısında sanığın eylemine zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

3- Suç işleme eğilimine ilişkin olumsuz bir yönü dosyaya yansımayan sanığın, olumsuz kişiliğine ilişkin kanaat uyandıran nedenler açıklanmadan, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmaması,

SONUÇ: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 10.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 11. Ceza dairesi Esas: 2010/5864 Karar: 2013/389)

Bilişim Sistemindeki Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:

Dosya kapsamına göre; sanığın, katılanın cep telefonunu katılandan habersiz kendi kullandığı bilgisayara bağlayarak içerisinde bulunan rehber ve medya dosyalarının tamamını ele geçirdiği ve cep telefonundaki kayıtları sildiği iddia ve kabul edilen olayda, sanığın sübut bulan eylemleri nedeniyle TCK’nın 244/2. maddesinde düzenlenen sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, aynı Kanunun 134/1 maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve 136/1 maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını oluşturduğu gözetilmeden sadece TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyete karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştirilen husus dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi Esas: 2016/10576 Karar: 2017/7642)

Bilişim suçları davalarında herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması sürecinde uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Alanında yetkin Kayseri Bilişim Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek bilişim suçları ile ilgili uyuşmazlık ve dava süreçlerinde taraflara avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete uğramama adına öncelikle eylemin hangi suç tipine uyduğunun duraksama yaşanmayacak bir şekilde tespiti, sonrasında ise ceza miktarını etkileyebilecek tüm unsurların göz önünde bulundurulması ve güncel Yargıtay kararlarının takip edilmesi gereklidir. 

Bilişim suçları ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için Kayseri Bilişim Avukatı kadromuzun hazırladığı makale ve kararları inceleyebilirsiniz. Kayseri bilişim avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.