Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Taşınmazın Başında Dinlenmesi Zorunlu mu

Hizmetlerimiz

Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Taşınmazın Başında Dinlenmesi Zorunlu mu - Kayseri Gayrimenkul Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Dinlenmesi

3402 sayılı Kadastro Kanunu

Tapuda kayıtlı taşınmaz malların tespiti – Madde 13

Tapuda kayıtlı taşınmaz mal:

A) Kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet bulunuyorsa;

a) Kayıt sahibi adına,

b) Kayıt sahibi ölmüş ise mirasçıları adına,

c) Mirasçılar tayin olunamazsa, ölü olduğu yazılmak suretiyle kayıt sahibi adına,

B) Kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa;

a) Kayıt sahibi veya mirasçılarının kadastro teknisyeni huzurunda muvafakatları halinde zilyet adına,

b) Zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına,

c) Kayıt sahibinin yirmi yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunur.

Noter tarafından tespit ve tevsik edilen muvafakat beyanı veya düzenlenen satış vaadi senedi teknisyen huzurunda yapılmış muvafakat sayılır.

Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku – Madde 36

Taraflardan her biri dava harcını, dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorundadır. Davacı hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderleri mahkeme veznesine yatırmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.

Kadastro hakimi, dava harcı, yargılama giderlerinin tespit ve hesaplanmasında ilgili taşınmaz mala ait son beyan dönemi emlak vergisi değerini esas alır.

Hakim, hükmün kesinleşmesinden itibaren onbeş gün içinde giderin miktarı ile mükellefin kimliği ve en son ikametgahını bir yazı ile maliyeye bildirir.

Bu yazıda belirtilen giderler maliye tarafından yapılacak tebligattan başlayarak iki ay içinde ödenir. Süresi içinde ödenmeyen giderler için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Kadastrosu yapılan taşınmaz mallara, emlak vergisi son beyan dönemi esas alınarak 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli 4 sayılı tarifede gösterilen oranlarda, kadastro harcı tahakkuk ettirilir.

Kadastrosu yapılan yerlerde, emlak vergisi değeri belli olmayan taşınmaz mallara, kadastro ve dava harcı ile yargılama giderlerine esas olmak üzere kadostro komisyonunca kıymet takdir edilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Sürelerin belirlenmesi – Madde 90

(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez.

(2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.

Delil ikamesi için avans – Madde 324

(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.

(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.

(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.

Kadastro Davalarında Keşif Yapılması ve Tanıkların Taşınmazın Başında Dinlenmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2017/480 Karar No: 2019/981 Karar Tarihi: 01.10.2019

Mahkemesi: Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bulancak Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 10.10.2013 tarihli ve 2009/185 E., 2013/130 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/4449 E., 2014/14443 K. sayılı kararı ile:

“…Kadastro sırasında Ata Köyü çalışma alanında bulunan, 121 ada 2 parsel sayılı 4.709,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …, 121 ada 24 ve 51 parsel sayılı sırasıyla 3.109,16 ve 1.408,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar …, 121 ada 11 parsel sayılı 3.701,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …, 121 ada 4 ve 27 parsel sayılı sırasıyla 1.368,69 ve 3.901 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar … adına tapu kaydına, satın almaya, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları pay tapu kaydına dayanarak tapudaki payları oranında adlarına tapuya tescili için dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece çekişmeli taşınmazların tespit dayanağı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, tapu kayıt maliklerinin paylarını haricen davalı tarafa sattığı, davalı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesinde yazılı olan şartların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme uygulama hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi davacı taraf tanıklarını bildirdiği halde tanıklarının dinlenmemesi, bu şekilde davacı tarafın savunma hakkının kısıtlanması da doğru değildir. Tarafların tespit dayanağı tapu kayıtlarının kapsamına ilişkin bir itirazları bulunmamaktadır. Ancak davalı taraf, davacıların tapudaki paylarını kendilerine haricen sattıklarını, tespit dayanağı tapu kayıtlarında davacıların paylarının kalmadığını iddia etmişlerdir. Nitekim dosya arasında davacılar … ile …, … ve …’nin murisi …’nin davalılardan …’ün babası …’e satışına ait 05.12.1993 tarihli senedi, yine davalı taraf dayanağı 17.1.1994 ve 21.11.2005 tarihli senetleri mevcuttur. Diğer yandan dava dışı 121 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme bölümü dikkate alındığında davacılardan …’nun tespitte tapunun paydaşlarından …’nin paylarını cebri icra yoluyla satın aldığı fakat 2002 yılında…’nin kızı…’ye haricen sattığına dair teknisyen huzurunda muvafakat verdiği, yine dava dışı 121 ada 6, 25, 26, 49 ve 50 parsellerdeki harici satışlara da muvafakat verdiği görülmektedir. Mahkemece tespit dayanağı tapu kayıtları tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilerek davacıların payları kesin olarak belirlenmeden, davalı taraf dayanağı senetler gereği gibi yerine uygulanmadan ve harici satışlar dikkate alınmadan karar verilmiştir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte eksiksiz getirtilmeli, davacıların payları kesin olarak belirlenmeli, davacıların tapu kayıt malikleri ile akdi ve irsi ilişkisi konusunda gerekirse bilirkişiden rapor alınmalı, daha sonra mahallinde keşif yapılarak yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, senet tanıkları ve fen bilirkişi katılımıyla keşif yapılmalı, senetlerdeki satışların tespit dayanağı tapu kayıtlarındaki paylara ilişkin olup olmadığı ve satın alanlar lehine taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmalı, aynı davacılar tarafından aynı nedene dayanılarak açılan başka davaların da mevcut olduğu belirlendiği takdirde bu davaların birleştirilmesi gereği nazara alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğü…”

gerekçeleriyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Davacılar vekili; çekişme konusu Bulancak ilçesi Ataköy’de kain 121 ada 1, 2, 4, 11, 24, 27 ve 51 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerine ait 17.09.2001 tarih, cilt no: 281, sayfa no: 25 sayılı tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen tapu kayıt sınırları dışında kabul edilerek müvekkilleri adlarına tespitlerinin yapılmadığını, müvekkili …’nun taşınmazlardaki hisselerini Bulancak İcra Müdürlüğünün yapmış olduğu açık arttırma neticesinde satın aldığını ileri sürerek tapu kayıtlarına göre müvekkillerinin hissedarı oldukları çekişme konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 121 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmiştir.

Davalılar; davaya konusu taşınmazların atalarından intikal ettiğini, sonrasında da satış senetleriyle satın aldıklarını, davacıların dava konusu taşınmazlarda kullanımlarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Yerel mahkemece; keşif sırasında alınan ortak ve uyumlu beyanlara göre, dava konusu taşınmazların çok eski zamanlardan beri davalıların dedeleri, babaları ve hâlen davalılar tarafından tespit tarihine kadar malik sıfatı ile zilyet olarak nizasız fasılasız bir şekilde kullanıldığı, taşınmazlara ilişkin tespit tutanaklarının arasında ve dava dosyası içerisinde mevcut olan; keşif sırasında da uygulanan 05.12.1993 ve 17.01.1994 tarihli satış ve devir senetlerinin kadastro tespitinde delil ve muvafakat niteliğinde düzenlendiği, davacıların dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit tarihine kadar ve hâlen herhangi bir zilyetliklerinin ve tasarruflarının bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tarafların delillerini sunabilecekleri sürelerin belirli ve sınırlı olduğu, dava dosyasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na göre resen yürüyecek davalardan olmadığı gerekçeleriyle açılan davanın reddine, dava konusu 121 ada 4, 11, 24, 27 ve 51 nolu parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Yerel mahkemece; önceki gerekçelere ek olarak, davacı vekilinin 19.04.2013 tarihinde yapılan keşfe ilişkin mazeret dilekçesinin keşif saatinden çok sonra mahkeme kalemine geldiği gibi mazeretin belgelendirilmediği, keşif gün ve saati itibarı ile tebligat süresi dikkate alındığında davacı tanıklarının keşif mahallinde de kendileri tarafından hazır edilmediği, bu nedenle dinlenilemediği, mahkemenin tensip tutanağı ile dava konusu taşınmazların, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte istenildiği, yine davacı tarafın dayandığı, 2001 tarihli 25 sıra nolu tapu kaydının da Bulancak Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile istenildiği, yazı cevaplarının geldiği, mahkemece yapılan keşifte Ocak 1949 tarih ve 40 nolu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yine 05.12.1993 tarihli satış devir senedi, 17.01.1994 tarihli satış devir senedi, 21.11.2005 tarihli gayrimenkul satış senedi ve harici satış hususunun bilirkişilere, tespit bilirkişilerine ayrı ayrı sorulduğu, fen bilirkişisi tarafından gerekli notlar alınarak bilirkişi raporunda belirtildiği, dosyanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na göre resen görülmesi gereken davalardan olmadığı, tarafların kendi delillerini tanıklarını kendilerinin bildirmesi gerektiği, senet tanıklarının resen kadastro mahkemesince dinlenmesinin bu nedenle yasaya uygun olmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kadastro tespiti sırasında davalılar adlarına tespiti yapılan çekişmeli taşınmazların, davacıların dayandığı 17.09.2001 tarih, cilt no: 281, sayfa no: 25 sayılı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ve kadastro tespitine esas alınan harici satış senetlerinin geçerli olup olmadığı konusunda mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli kabul edilip edilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre çekişme konusu taşınmazların davacılar adlarına tespitinin yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosya içeriğinden; çekişme konusu taşınmazların bulunduğu Bulancak İlçesi, Ataköy, Büyükharman (İsabey) mevkiinde 10.03.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında; 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazın belgesizden, 06.12.2004 ve 21.11.2005 tarihli gayrimenkul satış senetlerine dayalı olarak davalı …, 4, 11, 24, 27 ve 51 parsel sayılı taşınmazların ise; 121 ada 4, 6, 11, 24, 25, 26, 27, 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında bir bütün hâlinde tamamı 768 hisse itibariyle tapunun Ocak 949 tarih ve 40 sıra (108 hisse…), Eylül 966 tarih ve 72 sıra (108 hisse…, 27 hisse …, 27 hisse Bilge …) Ekim 971 tarih ve 29 sıra (148 hisse Kenan Salih …), Ekim 981 tarih ve 39 sıra (27 hissesi …) Eylül 2001 tarih ve 25 sıra (175 hissesi …), Ekim 2001 tarih ve 3 sırada (148 hissesi Yavuz …) kayıtlı oldukları, taşınmazların imar bakımı için 121 ada 4, 6, 11, 24, 25, 26, 27, 49, 50 ve 51 nolu parsellere ayrıldığı ve bunlardan 121 ada 4, 11, 24, 27 ve 51 nolu parsellerin imar ve bakımı yapılmak koşuluyla elde edilecek ürünün paylaşımına dayalı yarıcı olarak …’e ve 121 ada 6, 25, 26, 49 ve 50 nolu parsellerin ise Hasan Küçük’e verildiği, bu şekilde yarıcılığı devam ettirirken bu kez kayıt maliklerinden Güney … ve …’na ait Ekim 981 tarih ve 39 no’da, Eylül 2001 tarih ve 25 no’da ve Eylül 966 tarih ve 72 sıra no’da kayıtlı hisselerin maliki evveli olan… ve Yavuz …’ye ait Ekim 2001 tarih ve 3 no’da kayıtlı hissenin maliki evveli olan … tarafından 05.12.1993 tarihli harici gayrimenkul satış ve devir senedi ile, Kenan Salih …’ye ait Ekim 971 tarih ve 29 sırada kayıtlı hissenin mirasçıları tarafından 17.01.1994 tarihli satış senedi ile …’e satıldığı, …’ün 51 parseli kendi uhdesinde bırakarak, 121 ada 4 ve 27 parselleri …’e, 11 ve 24 parselleri …’e devrettiği, …’nun 121 ada 6, 25, 26, 49 ve 50 parsellerdeki hissesini 2002 yılında rızaen…’ye satarak zilyetliğini devrettiği, tutanağın ilgili sütununda muvafakat gösterdiği, bu parsellerin hâlen kayıt malikleri…, Ünsiye …, …, Bilge …, Kenan Salih …, Esra Aslı … ve …tarafından kayıt ve harici hisseleri nispetinde tasarruf edildiği ancak imar ve bakımı yapılmak koşulu ile yarıcıları Hasan Küçük ölümü ile oğlu Mürsel Küçük tarafından bakımı ve imarı yapıldığı belirtilerek, 4 ve 27 parsellerin davalı …, 11 ve 24 parsellerin davalı …, 51 parsel sayılı taşınmazın da … adına tespit edildikleri ve dava açıldığından kesinleşmedikleri görülmüştür.

Dava konusu 4, 11, 24, 27 ve 51 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitine esas alınan harici satış senetlerinin incelenmesinde ise; 05.12.1993 tarihli “Satış ve Devir Senedi” başlıklı, Ünsiye …, …, …, … …, … kendisine asaleten oğulları …ve …ile kızı Emine … adına vekaleten imzalı senedin “Bulancak ilçesi Şeyhmusa köyünün İsabey mevkiinde …’ün yarıcısı bulunduğu, takriben altı yedi dönümlük fındık bahçesindeki paylarımızı, bundan on beş yıl önce yarıcısı …’e satmıştık. Tapu muamelesi yapılmayan bu satıştan ötürü, mülk sahibinin zarara uğramaması için, kadastro işlemleri sırasında, söz konusu fındık bahçesinin … ya da istediği kimseler adına tescil edilmesine itirazımız yoktur, iş bu senet …’ün isteğine uyularak biz paydaşlar tarafından düzenlenip, kadastro görevlilerine sunması için kendisine verilmiştir” içeriğine haiz olduğu, yine 17.01.1994 tarihli “Satış ve Devir Senedi” başlıklı, Kenan Salih mirasçıları: kızları Gaye İnceoğlu ve Azize Betül Kulaksız ile oğlu Gündüz … adlarına vekaleten, kendi adına asaleten Yümin … imzalı senedin de 05.12.1993 tarihli senet ile aynı içerikte Bulancak ilçesi Şeyhmusa köyünün İsabey mevkiinde, … yarıcısı bulunduğu, takriben altı yedi dönümlük fındık bahçesindeki payların … tarafından satın alındığı belirtilerek söz konusu fındık bahçesinin … ya da istediği kimse adına tescil edilmesine muvafakat edildiği, 2 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 06.12.2004 ve 21.11.2005 tarihli gayrimenkul satış senetlerinde de Bulancak ilçesi Şeyhmusa köyü hâlen Ataköy sınırları içerisinde Büyükharman mevkiinde doğusu …, batısı Şeyhmusa köyü yolu, kuzeyi … ve Hasan Küçük taşınmazı ile çevrili ve 2790 m2’lik mezarlık ve fındık bahçesi vasıflı taşınmazın (tutanak ekinde krokisi bulunmaktadır) tamamının Abdullah veresesi ve … adına … tarafından …’e satıldığı anlaşılmıştır.

Davacı taraf, çekişme konusu taşınmazların 17.09.2001 tarih, cilt no: 281, sayfa no: 25 sayılı tapu kaydı ve tedavülleri kapsamında olduğunu ileri sürerek taşınmazların adlarına tescili isteminde bulunmuşlardır. Tarafların tespit dayanağı tapu kayıtlarına ilişkin bir itirazları bulunmamaktadır. Ancak davalı taraf, davacıların tapudaki paylarını kendilerine haricen sattıklarını, tespit dayanağı tapu kayıtlarında davacıların paylarının kalmadığını iddia etmişlerdir.

Kural olarak taşınmazlarla ilgili uyuşmazlıklar bakımından keşif yapılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 90. maddesi uyarınca keşif, taraflar usulen davet edildikten sonra hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır. Bu kuralın ihlâli hâlinde tarafların savunma hakkı kısıtlanmış ve hukuki dinlenme hakkı elinden alınmış sayılır (6100 sayılı HMK m. 27).

Gayrimenkulün aynına ilişkin bulunan kadastro davalarında tanıkların taşınmazın başında dinlenmesi zorunludur. Bu nedenle tanık deliline dayanılması hâlinde tanıkların keşif günü taşınmaz başında olmalarının sağlanması bakımından kendilerine keşif gün ve saatini bildirir davetiyenin tebliğ edilmesi gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 324. maddesi gereğince taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Eldeki davada ise Kadastro Mahkemesince keşif kararı verilmesi söz konusu olduğuna göre uygulanması gereken delil avansına ilişkin özel hüküm olan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesidir. Belirtilen maddelerin uygulama alanı bulabilmesi için; dosyanın keşfe hazır hâle gelmesi gerektiği gibi keşifle ilgili ara kararda hâkim, zabıt kâtibi, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler hâlinde gösterilip bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve 07.02.2012 havale tarihli dilekçeyle de dinlenilmesi istenilen tanıkların isim ve adresleri mahkemeye bildirilmiştir. Mahkemece, 05.03.2013 tarihli duruşmada keşif günü olarak 19.04.2013 tarihi belirlenip, bilirkişi ücreti, keşif harcı, vasıta ücreti için ödenmesi gereken ücret belirtildiği hâlde, yerel bilirkişiler, tanıklar ile yapılacak tebligatlarla ilgili giderler kalem kalem belirtilmemiştir. Ayrıca, iki hafta içerisinde belirlenen keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için davacı vekiline süre verilmiş, ancak verilen sürenin kesin olduğu açıkça ihtar edilmediği gibi kesin süre ihtaratına ilişkin muhtıranın davacı vekiline tebliği, Mahkemece ara karar ile belirlenen keşif günü ve süresinde yatırılan masrafın tarihi esas alındığında, bilirkişi ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, taşınmaz başında hazır olmalarının temini için makul bir sürenin belirlendiğinden söz edilemez. Bu şekilde mahkemece oluşturulan keşif ara kararı usul ve yasaya uygun olmayıp, kesin sürenin sonuçlarını doğuracak nitelikte değildir.

Bundan ayrı, dava dosyasının keşif ara kararı verilmeden önce keşife hazır hâle getirildiğinden söz etme imkânı da bulunmamaktadır. Bulancak Tapu Müdürlüğü’nün 13.04.2010 havale tarihli cevabi yazısı ile dosya arasına alınan 196 sayfa tapu kaydı fotokopisinin incelenmesinde, dava konusu taşınmazlara uyduğu belirlenen ve davacıların dayandıkları hisseli tapu kayıtlarından 12.01.1949 tarih ve 40 sıra tapu kaydının; Şıhmusa köyü, İsabey mevkii, 115 T yüzölçümünde, fındık bahçesinin tamamı tezyiden 64 pay itibariyle 48 payın 8 payı, şarken tefrik olunan bahçenin arasındaki Hasan bey müsteciri Köm oğlu Hasan bahçesi, garben Molla oğlu tarlası, şimalen Hasan bey ve Emine hanım müsteciri Molla oğlu Halil sırması, cenuben Hasan bey ve Emine hanım müsteciri küçük oğlu Ahmet sırması ile mahdut işbu gayrimenkulün tamamı 4 pay itibariyle üç payı Tiralioğullarından Abdullah’ın oğlu Hasan beyin uhdei tasarrufunda iken 943 yılında ölümü ile verasetinin karısı Nafia ve evlatları Abdullah, Ünsiye, Naime ve Hatice’ye münhasır bulunduğu Giresun Asliye Hukuk Mahkemesinden 16.6.1943 tarih ve 694/641 sayılı veraset senedinden anlaşılan bu gayrimenkuldeki Ünsiye, Naime ve Hatice payları müracaatlerine taliken kaydında tevkif edilmiş olduğundan bu kere bunlardan Hatice payının talebi üzerine intikalen Hasan kızı… adına kayıtlı olduğu, geldiği defterin 931 Nisan ve 11 sıra nolu tapu kaydı olduğu ve 931 Nisan ve 11 sıra nolu tapu kaydı ve geldilerinin dosya arasında mevcut fotokopi belgelerden takibinin yapılamadığı, 15.09.1966 tarih ve 72 sıra nolu tapu kaydının; fındık bahçesinin ¾ payı … Hasan’ın malı iken 943’de ölmesiyle 36 payı Hasan kızı…, 36 payı Hüseyin oğlu… ve Ahmet çocukları Günay, Gülen ve Bilge … adlarına kayıtlı olduğu, geldiği defterin 931 Nisan ve 11 sıra nolu, gittiği defterin ise Ekim 970 tarih ve 53 sıra ve Ekim 981 tarih ve 39 sıra nolu tapu kayıtları olduğu, 25.10.1971 tarih ve 29 sıra nolu tapu kaydının; 37/64 payı Hasan oğlu…’nin malı iken 1951 yılında ölümü ile intikal ve taksim suretiyle 37/192 payın Kenan Salih …: Abdullah oğlu, 37/192 payın …: Abdullah oğlu, 37/192 payın… adlarına kayıtlı olduğu, geldiği defterin Mart 945 tarih ve 27 sıra ve Ekim 949 tarih ve 55 sıra, gittiği defterin Kasım 1986 tarih ve 17 sıra, Eylül 2011 tarih ve 25 sıra nolu tapu kayıtları olduğu, 27.10.1981 tarih ve 39 sıra nolu tapu kaydının 9/256 hissesi Hüseyin oğlu Ahmet Tiralinin malı iken bağış ile 9/256 payın …: Ahmet kızı adına kayıtlı olduğu, 17.09.2001 tarih ve 25 sıra nolu tapu kaydının; cebri icra ile tevhiden 184/768 payın …: Ata kızı adına kayıtlı olduğu, geldiği defterin Ekim 1970 tarih ve 53 sıra ve Mayıs 1971 tarih ve 29 sıra nolu tapu kayıtları olduğu, 05.10.2001 tarih ve 3 sıra nolu tapu kaydının; 37/192 payının tamamı Naim Şafak oğlu…adına kayıtlı iken satışından …adına kayıtlı olduğu ve geldiği defterin Kasım 1986 tarih ve 11 sıra nolu tapu kaydı olduğu, tapu kayıtlarının aynı kök tapu kaydından geldikleri anlaşılmakta ise de, açıkta hisse kalmayacak şekilde ilk tesisinden itibaren takip edilemediği gibi kayıt malikleri ile davacılar arasında irtibat kurulamadığından davacıların tapu kayıtlarındaki hisselerinin belirlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan; açıklanan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü belirtilen 121 ada 4, 6, 11, 24, 25, 26, 27, 49, 50 ve 51 parsel sayılı taşınmazlardan dava konusu olan 121 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1368 m2, 11 parsel sayılı taşınmazın 3701,45 m2, 24 parsel sayılı taşınmazın 3109,16 m2, 27 parsel sayılı taşınmazın 3901 m2 ve 51 parsel sayılı taşınmazın ise 1408,29 m2 yüzölçümünde sınırlandırılmalarının yapıldığı, tespite esas alınan 05.12.1993 ve 17.01.1994 tarihli gayrimenkul satış sözleşmelerinde ise altı yedi dönümlük fındık tarlasının … adına tesciline muvafakat verildiği, bu hâliyle satış senetlerinin dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı hususu açıklığa kavuşturulmadığı gibi, dayanak tapu kayıtlarının revizyon gördüğü 49 ve 50 parsellere ilişkin kadastro tutanağı ve tapu kayıtları ile 6, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların (…’nun hisselerinin… adına tespitine muvafakat ettiği) tapu kayıtlarının dosya arasında bulunmadığı görülmüştür.

O hâlde mahkemece, davacı tarafın tutunduğu tespit dayanağı olan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm paylara ilişkin tedavül kayıtları ile birlikte açıkta pay bırakmayacak ve birbirini takip eder şekilde dosyaya getirtilmeli, revizyon gördükleri parsellerin tespit tutanakları, dayanakları ve tapu kayıtları temin edilmeli, davacıların tapu kayıt malikleri ile akdi ve irsi ilişkisinin ve tapu kayıtlarındaki hisselerinin kesin olarak belirlenmesi hususunda tapu kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere gerekirse bilirkişiden rapor alınmalı, daha sonra dosya keşif yapılmaya hazır hâle geldiğinde; mahallinde keşif yapılarak yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, senet tanıkları ve fen bilirkişi katılımıyla keşif yapılmalı, senetlerdeki satışların tespit dayanağı tapu kayıtlarındaki paylara ilişkin olup olmadığı ve satın alanlar lehine taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmalı, aynı davacılar tarafından aynı nedene dayanılarak açılan başka davaların da mevcut olduğu belirlendiği takdirde bu davaların birleştirilmesi gereği nazara alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kadastro tespitine itiraz davası, tapu iptali ve tescil davası, önalım davası, kira bedelinin tespiti ve kiracının tahliyesi davaları, ecrimisil davası, kamulaştırma bedelinin tespiti davası ile tenkis davası başta olmak üzere gayrimenkul ve taşınmaz hukuku ile ilgili süreçlerde herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. Gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması ve herhangi bir hak kaybı yaşanmaması açısından alanında uzman bir gayrimenkul avukatından hukuki yardım almaları faydalı olacaktır.

Gayrimenkul hukuku alanında uzman Kayseri gayrimenkul avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; kamulaştırmasız el atma ile ilgili dava sürecinde müvekkillerine avukatlık, arabuluculuk ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Kayseri gayrimenkul avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.