Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ve Cezası

Hizmetlerimiz

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ve Cezası - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Av. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ve Cezası

Alanında yetkin Kayseri Ceza Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin etmek için gerçek ve tüzel kişilere yönelik her türlü suç isnadı, cezai şikâyet, kovuşturma, soruşturma ve diğer ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.

Ceza hukukunda (TCK md.35) suça teşebbüs, işlenmesi amaçlanan bir suçun kanunda yazılı icra hareketlerine başladıktan sonra failin iradesi dışındaki sebeplerle suçun tamamlanamamasıdır. Kasten öldürmeye teşebbüs suçu da, failin insan hayatına kasten son vermeye yönelik eylemine rağmen ölüm sonucunun gerçekleşmemesi durumunda söz konusu olur. Kasten öldürme suçu, neticesi hareketten ayrılabilen ve bu bağlamda teşebbüse elverişli bir suç tipidir.

İnsan yaşamına son vermeye yönelik eylem sonucunda mağdurun ölmesi halinde fail kasten öldürme suçu nedeniyle cezalandırılmaktadır. Öldürme kastıyla hareket edilmesine rağmen mağdurun hayatta kalması durumunda ise fail, Türk Ceza Kanunu  m.81 veya m.82 ile m.35 hükümleri çerçevesinde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanacaktır. Kasten öldürmeye teşebbüs suçunun cezası; suça teşebbüs hükümlerini düzenleyen TCK m.35 ile insan öldürme suçunu düzenleyen TCK m.81 (basit öldürme) veya TCK m.82 (nitelikli öldürme) hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi hesaplanmaktadır.

Kasten öldürmeye teşebbüs iki şekilde meydana gelir: Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan bahsedebilmek için ya failin elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerinin yarıda kalmış olması ya da eylemin tamamlamasına rağmen failin iradesi dışındaki engel bir sebepten neticenin (mağdurun ölümü) meydana gelmemesi gerekmektedir.

Bununla birlikte fail tarafından işlenen suçun “kasten yaralama suçu” veya “kasten öldürmeye teşebbüs” kapsamında mı değerlendirileceğine ilişkin en temel ayırıcı nokta; suçun manevi unsuru yani kastın farklılığıdır. Fail, ölümün gerçekleşmesini istemişse “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan; mağdurun ölümünü istememekle birlikte daha hafif sonucu (darp ve yaralama) amaçlamışsa kasten yaralama suçundan cezalandırılacaktır.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ile ilgili Emsal Yargıtay Kararları”na sitemizden ulaşabilir; kasten öldürmeye teşebbüs suçu ile ilgili dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda Kayseri Ceza Avukatı kadromuzdan ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu

Kasten öldürmeye teşebbüsün en önemli ve ayırıcı unsuru failin kastıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 21/1. maddesine göre, kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup failin iç dünyasını ilgilendirmektedir. Failin kastı, büyük ölçüde icra ettiği eylemin özelliklerine göre belirlenmektedir. Kasten öldürmeye teşebbüs şartlarının oluşup oluşmadığı veya failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğu, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından tespit edilmelidir. Yargıtay içtihatlarına göre kasten öldürmeye teşebbüsün var olup olmadığı şu kriterler dikkate alınarak belirlenir (YCGK-K.2008/184):

Taraflar arasında husumet bulunup bulunmadığı,

Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli bulunup bulunmadığı,

Mağdurdaki darbe sayısı ve şiddeti,

Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı

Failin mağdura dönük fiiline kendiliğinden mi, yoksa kendisi dışındaki engel bir sebepten dolayı mı son verdiği,

Failin olay sonrası mağdura yönelik davranışları.

Hâkim, failin bilerek ve isteyerek hangi suçu işlemeyi kastettiğini, failin icra ettiği hareketlerine bakarak tespit etmelidir. Failin kastının tam belirlenemediği hallerde ise “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği, sanığın lehine yorum yapılarak kastın öldürmeye değil, yaralamaya yönelik olduğu kabul edilmelidir.

Failin icra ettiği fiilin kasten öldürmeye teşebbüs veya yaralama suçu olup olmadığı hususunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında yer alan kriterler aşağıda açıklanmıştır:

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunun Unsurları

Suçu işleyen fail ile suçun mağduru arasında olay öncesine dayalı, öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunup bulunmadığı

Mağdur ile fail arasında olay öncesine dayalı öldürmeyi gerektirir husumet varsa, bu durum fiilin adam öldürmeye teşebbüs suçu teşkil edebileceğine dair bir emaredir. Yargıtay içtihatlarına göre husumet; söz, tutum veya davranışlarla meydana gelebilir. Husumetin kaynağı her türlü insan ilişkisi olabilir. Anlaşmazlık, gerginlik, sürtüşme içeren her türlü fiil husumet nedeni olarak kabul edilebilmektedir. Husumetin derecesi, kasten öldürme suçuna yol açabilecek boyutta olmalıdır. Özellikle belirtelim ki; husumet olaysal olarak değerlendirilmelidir, örneğin hayvanların komşusunun bahçesine girmesi nedeniyle oluşan gerginlik, kardeşin darp edilmesi husumet olarak kabul edilmektedir. Ancak, mağdur ile sanık arasında önceden alacak-verecek meselesinin bulunması kasten öldürmeye teşebbüs için aranan husumet kriterini karşılamamaktadır. Özetle, taraflar arasında bir husumet bulunsa dahi, kasten öldürmeye teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için bu husumetin öldürmeyi gerektirir nitelikte/derecede olması gerekir.

Sanık … ile katılan …‘ün olaydan uzunca bir süre önce sanığa lakap takma meselesinden dolayı kavga ettikleri, olay tarihinde; sanığın katılanı markete girerken gördüğü, katılanın çıkışını beklediği, kendisine olaydan yaklaşık bir ay kadar önce küfür ettiğini öğrenmesi sebebiyle çıkışta katılanın marketin yan tarafındaki ara sokağa çağırdığı, burada kendisine küfür edip etmediğini sorduğu, katılanın kendisine “küfrettim, iyi yaptım” şeklinde cevaplar vermesine sinirlenen sanık …‘in, cebinden çıkardığı ve ele geçmeyen bıçağı katılana doğru sallamaya başladığı, sanığın bu eylemi neticesinde katılanın, sol ön kolundan, karın ve bel bölgesinden yaralandığı, olayın olduğu sokaktan birlikte çıktıkları, sanığın katılana “bir daha seni burada görmeyeceğim” dediği, katılanın bisikletine binerek sanığın ise yaya olarak olay yerinden uzaklaştıkları, katılanın sadece karnından aldığı bıçak darbesi nedeniyle oluşan yaralanmanın hayati tehlikeye sebep olduğu olayda; sanığın katılanı o an öldürmesine ve eylemine devam etmesine herhangi bir engel olmamasına rağmen eylemine son vermesi, sanık ile katılan arasında önceye dayalı husumetin öldürmeyi gerektirecek nitelikte olmadığı dikkate alınarak, sanığın eylemi ile ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No:2021/5876)

Olayda kullanılan vasıtanın öldürmeye elverişli olup olmadığı

Kullanılan suç aletinin mahiyeti itibariyle adam öldürmeye elverişli olması halinde, örneğin, bıçakla veya silahla insan bedenine yönelik saldırılar, diğer koşullarda varsa suçun kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelenmesine imkan verir. Failin fiili işlerken kullandığı silahın öldürmeye elverişli olması kasten öldürmeye teşebbüs kastıyla hareket edildiği noktasında önemli bir emaredir. Silahın yapısı ve türü dışında, kullanılış biçimi de kastın belirlenmesinde dikkate alınır. Örneğin, silahın etkisiz olduğu uzak bir mesafeden ateş edilmesi halinde kasten öldürmeye teşebbüs edildiği ileri sürülemez.

Sanığın suçu işlemeye elverişli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçakla mağdur …‘de hedef aldığı vücut bölgesi nazara alındığında, sanık …‘ın eylemi ile açığa çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, bu nedenle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, suç vasfında hataya düşülerek sanığın nitelikli kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, bozma nedenidir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No: 2021/9125)

Mağdurdaki darbe sayısı, şiddeti ve darbenin yönü

Mağdura yönelik fiilin işlenme şekli de önemlidir. Örneğin, tek bıçak darbesiyle derin olmayan bir yaralama fiili, kasten adam öldürmeye teşebbüs suçunun oluşumuna vücut vermez. Ancak, derin birkaç bıçak darbesi fiilin yaralama suçundan kasten adam öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşmesine neden olur. Failin darbelerin yönünü bilerek ve isteyerek tayin edip etmediğinin tespiti suç kastının anlaşılması açısından önemlidir. Örneğin, baş ve göğüs bölgesine isabet ettirme imkanı varken mağduru bacaklarından yaralayan fail, kasten yaralama suçu hükümlerine göre cezalandırılacaktır, mağdurun ölümü halinde ise fail neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri gereği cezalandırılacaktır.

Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik eyleminde mağdura isabet eden darbe sayısı, onu sırtından, batından, göğüsten ve koldan olmak üzere 4 yerinden bıçaklamış olması, darbelerin şiddeti, kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, darbelerin çoğunluğunun hayati bölgelere yönelmesi ve sonuçta katılanın hayati tehlike geçirmiş olması nedenleri ile eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kasten yaralama suçundan ceza verilmesi, bozma nedenidir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No:2018/417)

Engel hal bulunmamasıyla birlikte darbe sayısının tek oluşu ve yara yerine göre sanık …’un, öldürme kastını açığa çıkaran kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK’nin 87/4. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca ve aynı Kanunun 61. maddesi gereğince üst sınıra yakın bir temel ceza ile cezalandırılması yerine, yazılı şekilde kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi bozma nedenidir. (Yargıtay 1.Ceza Dairesi – Karar No:2019/5491)

Darbelerin vurulduğu bölgenin hayati önem taşıyıp taşımadığı

İnsan vücudunun hayati önem taşıyan bölgelerine vurulması adam öldürme kastıyla hareket edildiğini gösterir. Örneğin, silahla iç organların bulunduğu bölgelere ateş edilmesi fiilin adam öldürmeye teşebbüs suçu olarak nitelenmesine neden olur.

Sanık ile katılan arasında önceye dayalı husumet olduğuna dair bir belirleme yapılamamakla birlikte olay anından önce köydeki su sıkıntısı yüzünden tartışma yaşanması ve sanığın katılana küfredip bağırmış olması, suçta kullanılan tabancanın niteliği göz önüne alındığında öldürmeye elverişli vasıta kullanılması, sanığın katılanın bel bölgesini hedefleyerek iki kez ateş etmesi, mermilerden birinin isabet ettiği vücut bölgesinin yeri, katılanın sol bel bölgesine isabet eden ateşli silah mermi çekirdeğinin sol fleksuar lateralde yaklaşık 5 cm’lik kolon ve sol böbrek etrafındaki dokuların yaralanmasına neden olarak yaşamsal tehlike doğurmuş olması, ilk atıştan sonra tanık …’ın sanığa müdahale ederek tabancayı elinden almaya çalıştığı sırada sanığın ikinci kez ateş etmesi karşısında; sanığın olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Karar No:2020/357)

Failin mağdura dönük fiiline kendiliğinden mi, yoksa kendisi dışındaki engel bir sebepten dolayı mı son verdiği

Fail, fiili işlediği sırada mağdura daha fazla zarar verme imkanı varken başka bir engel olmadığı halde kendiliğinden fiiline son vermişse, o ana kadar mağdura yönelik darbeler de ciddi bir boyutta değilse, bu durum, failin yaralama kastıyla hareket ettiğine dair bir kriter olarak kabul edilir. Ancak, fail dışarıdan gelen engel bir sebepten dolayı fiili gerçekleştirememiş veya fiiline son vermişse, bu durum, kasten öldürmeye teşebbüs suçu için bir kriter olarak kabul edilir.

Katılanın hayati bölgeleri yerine bacaklarına doğru ateş edilerek yaralanması, taraflar arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektiren bir husumet bulunmaması, katılan yaralandıktan sonra sanığın engel hal bulunmamasına rağmen eylemini devam ettirmemesi, uzmanlık raporuna göre atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin bu yöndeki (kasten yaralama) kabul, gerekçe ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No:2021/7353)

Failin olay sonrası mağdura yönelik davranışları

Fail olaydan sonra mağdurun hayatta kalması için yardımcı olmuşsa, örneğin silahla yaralama neticesinde kan kaybeden mağduru hastaneye götürmüş veya ambulans çağırmışsa fiil adam öldürmeye teşebbüs suçu olarak değil, yaralama suçu olarak nitelenebilir.

Sanıkların olay günü babasına ait terzi dükkanında oturmakta olan katılana “…’ın oğlu sen misin?” diye sorup, evet diye yanıtlaması üzerine hep birlikte saldırarak, kafatasında açık çökme kırığı, baş bölgesinde 7 adet kesi ve hayati tehlike oluşturacak şekilde yaraladıkları olayda; olay yerinde kanlı taş bulunması, sanıkların ellerinde taş, silah ve makas olduğu halde hep birlikte katılana vurduklarına ve bir kısım sanıklar tarafından tutularak engellendiklerine dair tanık anlatımları, doktor raporları, teşhis tutanakları, hedef alınan bölge, sanıklar ile katılanın ailesi arasındaki husumet ile sanıkların olay sonrası davranışları hep birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerine dair kabul, gerekçe ve takdirinde bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No:2017/4917)

Mağdur ile sanık arasındaki mesafe ve hedef gözetme imkanının olup olmadığı

Fail ile mağdur arasındaki mesafe kısa ise failin mağduru daha kolay öldürme imkânı vardır. Fail, kısa mesafeye rağmen hedef gözeterek öldürücü bir darbe vurmamışsa, kasten öldürmeye teşebbüs suçu değil, kasten yaralama suçu tartışılabilir.

Olay günü sanığın üzerinde bulundurduğu ruhsatsız silah ile mağdurun çalıştığı iş yerine geldiği, kapı önünde duran mağdura silahla ateş ederek onu sol femur bölgesinden hayati tehlike geçirmeyecek ancak basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaraladığı ve akabinden olay yerinden ayrıldığı anlaşılan olayda; mağdur ile sanığın aralarındaki mesafe, hedef gözetme imkanı, meydana gelen yaralamanın boyutu ve eylemine kendi iradesiyle son vermiş olması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemi ile ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu, bu nedenle silahla kasten yaralama suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, bozma nedenidir. (Yargıtay 1. Ceza Dairesi – Karar No:2021/738)

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunun Cezası

Kasten öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle ceza yargılamaları, ağır ceza mahkemeleri tarafından yerine getirilir. Kasten öldürme suçu, basit (TCK m.81) ve nitelikli hallere (TCK m.82) göre cezalandırılan bir suç tipidir. Kasten öldürme suçuna teşebbüs halinde failin cezası, basit veya nitelikli hallerden hangisine teşebbüs ettiğine göre belirlenir. Kasten öldürmeye teşebbüs suçunun cezası şu şekilde belirlenir:

Basit Kasten Öldürme Suçuna Teşebbüsün Cezası: Kasten öldürme suçunun TCK m.81’de yer alan temel/basit şekline teşebbüs halinde, failin cezası 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.

Nitelikli Kasten Öldürme Suçuna Teşebbüsün Cezası: Kasten öldürme suçunun TCK m.82’de yer alan aşağıdaki nitelikli hallerine teşebbüs halinde, failin cezası 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasıdır. 

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 82. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunun nitelikli halleri:

Tasarlayarak,

Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,

Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,

Kan gütme saikiyle,

Töre saikiyle.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Haksız Tahrik İndirimi Uygulanır mı?

Haksız tahrik, failin mağdurdan kaynaklanan bir fiilin meydana getirdiği elem, üzüntü veya öfkenin etkisiyle suçu işlemesidir. Kasten öldürmeye teşebbüs suçunun haksız tahrik altında işlenmesi halinde fail hakkında ceza indirimi uygulanır.

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;

Haksız tahrik oluşturan bir fiil bulunmalı,

Tahrike neden olan fiil haksız olmalı,

Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,

Failin işlediği fiil bu ruhi durumun tepkisi olmalı,

Haksız tahrik oluşturan fiil, mağdurdan kaynaklanmalıdır.

Haksız tahrik altında kasten öldürme suçuna teşebbüs halinde, faile verilecek cezada haksız tahrikin derecesine göre 1/4 oranı ile 3/4 oranı arasında bir indirim uygulanır. Haksız tahrikin derecesi, yani haksız tahrikin ağırlığı yapılacak indirimin oranını da belirler.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Meşru Müdafaa

Meşru müdafaa mağdurun faile veya failin yakınlarına veya failin malvarlığına dönük gerçekleştirdiği bir saldırıya karşı failin saldırı ile orantılı bir biçimde kendisini savunmak üzere failin cevap vermesidir. Kasten öldürmeye teşebbüs suçu, meşru müdafaa halinde işlenirse faile ceza verilemez.

Meşru savunma hükümlerinin uygulanabilmesi için genel şartlar şunlardır:

Meşru savunma için bir saldırı bulunmalıdır,

Saldırı haksız bir saldırı olmalıdır,

Saldırı meşru müdafaa ile korunabilecek bir hakka yönelmeli,

Meşru müdafaada saldırı ile savunma eşzamanlı olmalı,

Meşru müdafaa için savunma zorunlu olmalıdır,

Meşru savunma saldırana karşı yapılmalıdır,

Meşru müdafaada saldırı ile savunma orantılı olmalıdır.

Adli Para Cezasına Çevrilme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Kasten öldürme suçuna teşebbüs hükümleri uygulandığı ortaya çıkan sonuç ceza nedeniyle, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Kasten öldürme suçuna teşebbüs nedeniyle hükmedilen hapis cezasının bazı durumlarda haksız tahrik indirimi uygulanması nedeniyle 2 yıl veya altında olması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Hükmedilen hapis cezasının bazı durumlarda haksız tahrik indirimi uygulanması nedeniyle 2 yıl veya altında olması durumunda ceza ertelemesi mümkündür.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçunda Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Kasten öldürmeye teşebbüs suçu, uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.

Kasten öldürme suçuna teşebbüs, şikâyete tabi suçlar arasında yer almaz. Bu bağlamda şikâyetten vazgeçme, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, savcılık tarafından resen soruşturulacaktır. Şikâyet hakkı, dava zamanaşımı süresinde kullanılabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Kasten öldürme suçuna teşebbüs yargılamalarında olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Kayseri Ceza Avukatı

Alanında yetkin Kayseri ceza avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Alanında yetkin Kayseri Avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak; Yalçınkaya Kararı başta olmak üzere AİHM kararlarının Türkçe çevirilerini yapan Eski AİHM Hukukçusu Dr. Orhan Arslan koordinatörlüğünde müvekkillerimize Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusunun yanı sıra emsal AYM ve AİHM Kararları çerçevesinde yeniden yargılama başvurusu hususunda da hukuki destek vermekteyiz.

Kayseri ceza avukatı veya Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapmak ve süreci takip etmek için bir avukat arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.