Kasten Yaralama Suçunda Müşterek Fail: Birlikte Suç İşleyenlerden Her Biri Fail Olarak Cezalandırılır mı?

Hizmetlerimiz

Kasten Yaralama Suçunda Müşterek Fail: Birlikte Suç İşleyen Kişilerden Her Biri Fail Olarak Cezalandırılır mı? - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Kasten Yaralama Suçunda Müşterek Fail: Birlikte Suç İşleyen Kişilerden Her Biri Fail Olarak Cezalandırılır mı?

Özet: Suç tarihi itibarıyla 65 yaşında olan sanığın katılana yönelik etkili eylemde bulunmadığı hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, daha önceden vermiş olduğu yemlik ve sulukların bir kısmını geri almak üzere kendisinden yaşça daha küçük olan katılanın çiftliğine giderken inceleme dışı sanığı da beraberinde götürdüğü, katılana borcu bulunmasına rağmen katılandan yemlik ve suluklarını geri istemesi nedeniyle gelişen tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanık ile inceleme dışı sanığın birlikte suç işleme kararı alıp katılana karşı aynı tarafta yer aldıkları, sanığın, inceleme dışı sanığın katılana yumruk atmasına taraftar olmadığını gösterecek şekilde engelleyici bir söz söylemediği ve bu yönde bir davranışta bulunmadığı gibi aksine inceleme dışı sanığın yanında yer alarak sayıca üstünlük sağlayıp katılanın savunmasını zaafa uğratmak suretiyle kasten yaralama suçunun işlenişi üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu anlaşıldığından, inceleme dışı sanığın kasten yaralama eylemine TCK’nın 37/1. maddesi anlamında müşterek fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Esas No: 2017/197 Karar No: 2019/381 K. Tarihi: 07.05.2019

İçtihat Metni

Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 3. Ceza Dairesi

Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi

Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin … Sulh Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2012 tarihli ve 159-93 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 26.05.2014 tarih ve 2116-20533 sayı ile;

“Müştekinin aşamalarda değişmeyen anlatımı, beyanları ile uyumlu doktor raporu, oluş ve dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçla ilgili delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hataya düşülerek mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,”

isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

6545 sayılı Kanun’un 84. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun‘a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması nedeniyle bozmadan sonra yargılama yapan … Asliye Ceza Mahkemesi ise 04.11.2015 tarih ve 191-357 sayı ile;

“…Bozma sonrası alınan katılan …’in ‘Burada asıl suçlu …’i azmettirerek beni darp etmesini sağlayan …’tır. Ancak … sadece …’i azmettirmiştir. Bana karşı herhangi bir eylemi bulunmamaktadır.’ şeklindeki beyanı ile sanık …’in kendisine herhangi bir eylemde bulunmadığını ancak diğer sanığı azmettirdiğini belirtmiştir. Katılanın bozma öncesi diğer beyanlarının incelenmesinde ise ısrarla sanık …’in de kendisine vurduğunu belirttiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda katılanın bozma öncesi ve sonrası ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde ilk kararımızın gerekçesi olan sanık hakkında atılı suçu işlediğine dair şüphe bulunması hususu katılan beyanlarıyla daha da şüpheli hâle gelmekle ilk kararımızın doğru olduğu ve sanığın diğer sanık …’i azmettirdiğine dair de herhangi bir delil bulunmadığı ve bu bağlamda Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2014/2116 esas, 2015/20533 karar sayılı bozma ilamının usul ve yasaya uygun olmadığı,”

gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.

Direnmeye konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2016 tarihli ve 48536 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 390-724 sayı ile; 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 27.02.2017 tarih ve 535-1914 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık … Uzun hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı kasten yaralama suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

26.03.2011 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında; olayın meydana geldiği tavuk kümesinin iki bölümden oluştuğu, yem deposu olarak kullanılan yer ile tavukların bulunduğu bölüme geçilen yerdeki kapının üst kısmında bulunan camın kırılmış ve cam kırıklarının yerde olduğunun belirtildiği,

Kocaali İlçe Hastanesince düzenlenen 26.03.2011 tarihli genel adli muayene raporunda; katılanın sol kaş içi dış kısmında 1 cm uzunluğunda, 0,5 cm derinliğinde kesi ve gözünün dış kısmında morluk olduğu, sırtının sağ kürek kemiğinin üstünde sıyrık ve kızarıklık bulunduğu, hayati tehlikesinin olmadığı ve yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun ifade edildiği,

26.03.2011 ve 13.04.2011 tarihli uzlaşma formlarında; sanık ve katılanın kolluk görevlisi tarafından yapılan uzlaşma teklifini kabul etmediklerine dair kayıtlar bulunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Katılan … Kollukta; Kocaali ilçesinde bulunan bir tavuk çiftliğinde işçi olarak çalıştığını, olay günü saat 19.00 sıralarında çiftlikte tek başına bulunuyorken Hendek ilçesinden tanıdığı olan ve daha önceden iş ortaklığı yaptığı sanık … ile arkadaşı olan inceleme dışı sanık … Uzun’un birlikte çiftliğe geldiklerini, sanık …’in kendisine 17.000 TL borcu olduğunu, ancak sanığın kendisine sadece 10.000 TL borcu bulunduğunu söylediğini ve bu parayı da ödemediğini, bu nedenle sanıkla aralarında tartışma çıktığını, tartışmanın büyümesi üzerine sanık … ve inceleme dışı sanık …’in birlikte kendisini tavuk çiftliğinin içinde darp ettiklerini, plastik doğrama kapıdaki cam bölmenin de kırıldığını, yaklaşık üç ay önce yine sanık … ile aralarında aynı meseleden tartışma çıktığını, sanığın o zaman da borcunu ödemeyeceğini söylediğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu, uzlaşmak istemediğini, Mahkemede; sanıkların alacak verecek meselesi nedeniyle kendisini darp ettiklerini, şikâyetçi olduğunu ve davaya katılma talebinin bulunduğunu, bozma sonrasında istinabe olunan Mahkemede; olayda asıl suçlunun sanık … olduğunu, sanık …’in kendisine karşı herhangi bir darp eylemi olmadığını ancak inceleme dışı sanık …’i azmettirdiğini, şikâyetinin devam ettiğini,

İnceleme dışı sanık … Kollukta; sanık … ile katılan …’nin arkadaşları olduğunu, ikisinin de tavuk çiftliklerinin bulunduğunu, aralarındaki alacak verecek ilişkisinden haberi olmadığını, olay günü sanık … ile birlikte katılan …’nin çiftliğine yemlik almaya gittiklerini, çiftlikte sanıkla katılan arasında tartışma çıktığını ve katılanın sanığa küfrettiğini, bunun üzerine katılana küfretmemesi için kızdığını ancak katılanın kendisini dinlemeyerek küfretmeye devam ettiğini, bu nedenle katılana bir kez yumruk attığını, cam kırmadığını, tartışmadan kısa bir süre sonra çiftlikten ayrıldıklarını, katılanı aşırı derecede darp etmediğini, sanık …’in katılana vurmadığını, Mahkemede; sanık …’in daha önce katılana vermiş olduğu yem suluğunu geri almak için sanıkla birlikte katılanın tavuk çiftliğine gittiklerini, sanık …’in bir ara dışarıya çıktığını, katılanın sanık …’in yem suluğunu geri istemesi nedeniyle küfretmeye başladığını, kendisinin de katılana “Adam sana yem suluğunu vermiş, bir de küfrediyorsun, böyle küfretme” dediğini, hemen arkasından sanık …’in dışarıdan geri geldiğini, o sırada katılanı iteklediğini, sanık …’in niye tartıştıklarını sorduğunu, kendisinin de katılanın küfretmesi ve başka bir mesele nedeniyle tartıştıklarını söylediğini, bunun üzerine sanık …’in kendisini çiftlikten çıkardığını ve birlikte gittiklerini, sanık …’in katılana vurmadığını ve küfretmediğini, kendisinin de katılana vurmadığını sadece iteklediğini,

İfade etmişlerdir.

Sanık aşamalarda; katılan … ile 8 yıldır arkadaş olduklarını, katılanla birlikte tavuk çiftliği kiralamaya karar verdiklerini ancak elektriğin kesik olması ve bu sorunu giderememeleri nedeniyle bu işten vazgeçtiklerini, o dönemde katılanın 9.900 TL kadar parasının kendisinde kaldığını, katılana bu parayı ancak 2011 yılının 5. ayında verebileceğini söylediğini, katılanın da bunu kabul ettiğini, katılana Sakarya Elektrik İşletmesinde iş bulduğunu ancak katılanın bir hafta kadar çalıştıktan sonra iş yerinden bir şeyler aldığı için işten atıldığını, daha sonra katılanın tekrar kendisini arayarak bir arkadaşıyla birlikte tavuk çiftliği kiraladığını söylediğini, bunun üzerine katılanla birlikte Kocaali ilçesindeki tavuk çiftliğine gittiklerini, kira bedeli fazla olduğu için ortak olmak istemediğini, ancak katılanın burayı tutmak istediğini söylemesi üzerine kendisine yardımcı olduğunu, 100.000 TL’lik ipotek yaptırarak katılana borcunun bittiğini kabul edip etmediğini sorduğunu, katılanın da borcun bittiğini kabul ederek tavuk çiftliğini kiraladığını, katılanın bir süre sonra kendisini arayarak çiftlikte civciv yemliği ve suluğuna ihtiyacı olduğunu söylediğini, bunun üzerine katılana istediği kadar yemlik ve suluk verdiğini, bir süre sonra bu yemlik ve suluklardan bir kısmına ihtiyaç duyması üzerine geri almak için inceleme dışı sanık … ile birlikte katılanın tavuk çiftliğine gittiklerini, katılanın kendisine soğuk davrandığını, bir ara tuvalete gittiğini, içeriden bağrışma sesleri geldiğini, geri döndüğünde sanık ile katılanın birbirlerine sarılmış hâlde olduklarını, inceleme dışı sanık …’i alarak dışarı çıktığını, neden böyle yaptıklarını sorduğunda …’in kendisine bir şey söylemediğini, Hendek ilçesine geri döndüklerinde …’in, katılanın kendisine küfrettiğini ve bu nedenle katılana tokat attığını söylediğini, katılana vurmadığını, atılı suçu kabul etmediğini,

Savunmuştur.

Kasten yaralama suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenmiştir;

“(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silâhla,

İşlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Maddenin birinci fıkrasında kasten yaralama suçunun tanımı yapılmış, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her türlü davranışla kasten yaralama suçunun işlenebileceği kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, kasten yaralama eylemi nedeniyle mağdurda meydana gelen yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda suçun şikâyete tabi olduğu, maddenin üçüncü fıkrasında sayılan hâllerin bulunması durumunda ise şikâyet şartının aranmayacağı belirtilmiştir.

Uyuşmazlık konusuyla ilgisi bakımından “müşterek faillik” kavramı üzerinde de durulması gerekmektedir.

Müşterek faillik, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37. maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.” şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir.

Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.

Müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.

2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.

Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.

Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmış ise suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira müşterek faillikte aranan en önemli unsurlardan birisi, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmasıdır.

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Yaklaşık 8 yıldır arkadaş olan sanık … ile katılan …’in daha önce birlikte tavuk çiftliği kiralamak istedikleri ancak sonradan vazgeçtikleri, bu süreçte katılana ait bir miktar paranın sanıkta kaldığı, katılanın bu paranın 17.000 TL, sanığın ise 9.900 TL civarında olduğunu iddia ettikleri, sonrasında katılanın sanığa başka bir tavuk çiftliği kiralamak istediğini söylediği, sanığın ise kira bedelinin fazla olması nedeniyle katılanla ortak olmadığı ancak katılanın tavuk çiftliği açmasına yardımcı olarak yemlik ve suluk verdiği, bir süre sonra sanığın, katılana verdiği yemlik ve suluklardan bir kısmına ihtiyaç duyması nedeniyle bunları geri almak üzere inceleme dışı sanık … Uzun ile birlikte katılanın tavuk çiftliğine gittikleri, o sırada tavuk çiftliğinde tek başına bulunan katılanla aralarında alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktığı, tartışma sonucunda katılanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralandığı olayda; sanık … aşamalardaki savunmalarında bir ara tuvalete gittiğini, bu esnada içeriden bağrışma sesleri geldiğini, döndüğünde inceleme dışı sanık … ile katılan arasında tartışma yaşandığını gördüğünü, hemen inceleme dışı sanık …’i alarak çiftlikten ayrıldıklarını, katılana hiç vurmadığını savunmuş ise de, Mahkemede sanık …’in savunmasını doğrulayan inceleme dışı sanık …’in, Kollukta verdiği ilk ifadesinde tartışmanın sanık … ile katılan … arasında çıktığını ve katılanın sanığa küfrettiğini beyan etmesi, tartışma sırasında sanık …’in yanlarından ayrıldığına dair bir beyanının bulunmaması, katılanın bozma öncesindeki aşamalarda her iki sanığın birlikte kendisini darp ettiklerini beyan etmesine rağmen bozma sonrasında kendisine sadece inceleme dışı sanık …’in vurduğu, sanık …’in ise …’i azmettirdiği şeklindeki ifadeleri karşısında; sanık …’in katılana yönelik etkili eylemde bulunmadığı hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, suç tarihi itibarıyla 65 yaşında olan sanık …’in, daha önceden vermiş olduğu yemlik ve sulukların bir kısmını geri almak üzere kendisinden yaşça daha küçük olan katılan …’nin çiftliğine giderken inceleme dışı sanık …’i de beraberinde götürdüğü, sanık …’in, katılana borcu bulunmasına rağmen katılandan yemlik ve suluklarını geri istemesi nedeniyle gelişen tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanık … ile inceleme dışı sanık …’in birlikte suç işleme kararı alıp katılana karşı aynı tarafta yer aldıkları, sanık …’in, inceleme dışı sanık …’in katılana yumruk atmasına taraftar olmadığını gösterecek şekilde engelleyici bir söz söylemediği ve bu yönde bir davranışta bulunmadığı gibi aksine inceleme dışı sanık …’in yanında yer alarak sayıca üstünlük sağlayıp katılanın savunmasını zaafa uğratmak suretiyle kasten yaralama suçunun işlenişi üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu anlaşıldığından, inceleme dışı sanık …’in kasten yaralama eylemine TCK’nın 37. maddesinin birinci fıkrası anlamında müşterek fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu beraat hükmünün, sanığın kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Alanında yetkin Kayseri Ceza Avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatı arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile dava ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.