Örgüt Faaliyeti Kapsamında Suç İşlenmesi: Çıkar Amaçlı Suç Örgütünün Varlığı için Aranan Üye Sayısı

Hizmetlerimiz

Örgüt Faaliyeti Kapsamında Suç İşlenmesi: Çıkar Amaçlı Suç Örgütünün Varlığı için Aranan Üye Sayısı - Kayseri Ceza Avukatı - Kayseri Ağır Ceza Avukatı - Zülküf Arslan Hukuk Bürosu 0352 222 1661

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Örgüt Faaliyeti Kapsamında Suç İşlenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

Tanımlar – Madde 6

(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; …

j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi,

anlaşılır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma – Madde 220

(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.

(7) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Madde Gerekçesi

Kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek ile, bu amaçla kurulmuş örgüte üye olmak, işlenmesi amaçlananlardan ayrı suçlar olarak tanımlanmıştır.

Örgüt kurmak, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından sadece bir araç niteliğindedir. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye sokmaktadır. Ayrıca belirtilmelidir ki, suç örgütü, amaçlanan suçları işlemede bir kolaylık sağlamaktadır. Bu nedenlerle, işlenmesi amaçlan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiiller, ayrı suçlar olarak tanımlanmıştır.

Bu suç tanımı ile korunan hukukî değer, kamu güvenliği ve barışıdır. Kamu güvenliği ve barışının bozulması ise, bireyin güvenli, barış içinde yaşamak hakkını da zedeleyecektir. Bu nedenle söz konusu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasada güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek suçu tanımlanmıştır. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Bu seçimlik hareketler, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmektir.

Örgüt, soyut bir birleşme değildir, bünyesinde hiyerarşik bir ilişki hâkimdir. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Bu ilişki dolayısıyla örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır.

Örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Örgüt, niteliği itibarıyla, devamlılık arzeder. Bu itibarla, kişilerin belli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi hâlinde, örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur. İştirak ilişkisinden bahsedebilmek için, suç ortakları nezdinde suçun, konu veya mağdur bakımından somutlaşması gerekir. Buna karşılık, örgüt yapılanmasında, işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılması zorunlu değildir.

Madde metninde, suç işlemek amacına yönelik örgütün varlığı için asgari üye sayısı belirlenmemiştir.

Suç işlemek için örgüt kurulması bir somut tehlike suçudur. Her ne kadar en az iki kişinin belli amaç etrafında suç işlemek üzere devamlı surette fiilen birleşmesi suretiyle örgüt meydana gelebilirse de; kurulan örgüt, güdülen amaç bakımından somut bir tehlike oluşturmayabilir. Bu nedenle, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması aranmalıdır. Bu bakımdan, örneğin sadece üç kişinin bir araya gelmesi, devletin ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik suçları işleme açısından somut bir tehlike taşımayabilir; buna karşılık, ekonomik çıkar sağlamaya yönelik suçlar açısından elverişli olabilir.

Bu suç, bir amaç suç niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, söz konusu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Kişiler, suç işlemek amacıyla bir örgütlenme yapısı içinde bulunmalıdırlar. İşlenmesi amaçlanan suçların türü veya niteliği, sadece bu suç için öngörülmüş olan alt ve üst sınırlar arasında somut cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

İkinci fıkrada, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Örgüte üye olmak, fiilî bir katılmadır. Örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur. Tek taraflı iradeyle de katılmak mümkündür.

Üçüncü fıkraya göre, örgütün silâhlı olması, bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurunu oluşturmaktadır. Suç örgütünün silâhlı olup olmaması veya sahip olunan silâhların cins, nitelik ve miktarı, somut tehlikenin belirlenmesi veya var olan somut tehlikenin ağırlığı bakımından dikkate alınmalıdır.

Dördüncü fıkraya göre, örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunacaktır. Bir veya ikinci fıkrada tanımlanan suçlardan dolayı cezaya hükmedilebilmesi için, ayrıca örgütün amacı çerçevesinde bir suçun işlenmesi gerekmez. Örgütün faaliyeti çerçevesinde ayrıca suç işlenmesi hâlinde, hem bir veya ikinci fıkrada tanımlanan suçtan hem de amacı oluşturan suçtan dolayı gerçek içtima kurallarına göre cezaya hükmedilmelidir.

Maddenin beşinci fıkrasında, örgüt yöneticilerinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir. Örgüt yapısı içinde, kendisine suç işlemek gibi örgütün amacına uygun bir görev verilen kişi bu görevini yerine getirmezse, hemen yerine bir diğeri rahatlıkla ikame edilebilmektedir. Bu nedenle, örgütün yöneticisi konumunda olan kişiler, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak sorumlu tutulmalıdırlar.

Altıncı fıkraya göre, örgüte hâkim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kimsenin örgüt üyesi olarak kabul edilmesi ve bu nedenle de sorumlu tutulması gerekir.

Yedinci fıkrada, örgüte hâkim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişinin, örgüt üyesi kabul edilerek cezalandırılması öngörülmüştür. Bu nedenle, “örgüte yardım ve yataklık” adıyla ayrı bir suç tanımlaması yapılmamıştır. Bu kavram altında söz konusu edilen fiiller, nitelik bakımından örgüte üye olmak dolayısıyla sorumluluğu gerektirmektedir.

Maddenin sekizinci fıkrasında, örgütün veya amacının propagandasının yapılması suç olarak tanımlanmıştır. Bu propagandanın basın ve yayın yolu ile işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.

Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular – Madde 58

(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.

(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;

a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,

b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,

geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.

(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.

(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.

(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.

(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.

(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.

(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.

Madde Gerekçesi

Kişinin daha önce işlediği suç nedeniyle belli bir cezaya mahkûm edilmiş olmasına rağmen suç işlemede gösterdiği kararlılıkla toplum açısından tehlikeliliğini ifade eden tekerrür, kişi hakkında hükmolunan cezanın infazı sırasında dikkate alınacak bir neden ve hatta, infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının nedeni olarak görülmüştür. Bu nedenle, tekerrür dolayısıyla kişinin cezasında artırma yapan sistemden vazgeçilmiştir.

Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, önceki mahkûmiyetin infaz edilmiş olması gerekmemekle birlikte; tekerrüre ilişkin sürelerin işlemeye başlaması bakımından önceki mahkûmiyetin infaz edilmiş olması aranmış ve böylece Tasarıdan farklı bir düzenleme yapılmıştır.

Ayrıca, Tasarıya göre yapılan değişiklikle, yabancı mahkeme kararlarının tekerrüre etki alanı genişletilmiştir.

Maddenin son fıkrasında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanabileceği öngörülmüştür.

Rüşvet – Madde 252

(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.

(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.

(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır.

(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(8) Bu madde hükümleri;

a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,

b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,

c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,

d) Kamu yararına çalışan dernekler,

e) Kooperatifler,

f) Halka açık anonim şirketler,

adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır.

(9) Bu madde hükümleri;

a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,

b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,

c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,

d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,

e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,

f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine,

görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır.

(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte;

a) Türkiye’nin,

b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,

c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,

d) Türk vatandaşının,

tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.

Madde Gerekçesi

Kamu hizmetlerinin gerek eşitlik gerek liyakatlilik açısından adalet ilkelerine uygun yürütüldüğü, kamu görevlilerinin rüşvet kabul etmez ve “satın alınamaz” oldukları hususunda toplumda hâkim olan güvenin, inancın sarsılmaması gerekir. Rüşvete ilişkin suç tanımı, bu güveni korumayı amaçlamıştır.

İzlenen suç siyaseti gereğince, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması amacıyla kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlaması, rüşvet olarak tanımlanmıştır.

Rüşvet suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin elde ettiği menfaatin belli bir amaca yönelik olması gerekir. Başka bir ifadeyle, haksız menfaatin, hukukî olmayan bir işin yapılması ya da yapılmaması amacıyla temin edilmiş olması gerekir. Buna karşılık, izlenen suç siyaseti gereğince, haklı bir işin gördürülmesi amacıyla kamu görevlisine menfaat temininin, rüşvet suçunu oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Çünkü, bu gibi durumlarda, menfaati temin eden kişi, işinin en azından zamanında yapılmayacağı konusunda bir endişeyle hareket etmektedir. Bu nedenle, haklı bir işin gördürülmesi amacına yönelik olarak menfaat sağlanması hâlinde, icbar suretiyle irtikap suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Rüşvet suçu, menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanmış olur. Ancak, izlenen suç siyaseti gereği olarak, rüşvet suçunun kamu görevlisi ile iş sahibi arasında belli bir işin yapılması veya yapılmaması amacına yönelik menfaat teminini öngören bir anlaşmanın yapılması durumunda dahi rüşvet suçu tamamlanmış gibi cezaya hükmedilecektir.

Rüşvet suçu, bir karşılaşma suçudur; bu nedenle, çok failli bir suçtur. Bir tarafta, rüşvet veren; diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisi yer almaktadır. Rüşvet veren ve alan, aynı amacın gerçekleşmesini hedeflemektedirler. Bu itibarla, veren ve alan açısından rüşvet suçu tek bir suçtur. Söz konusu suç, menfaatin temin edildiği anda tamamlanmış bulunmaktadır. Menfaat temin edilinceye kadar suça iştirak mümkündür. Bu nedenle, söz konusu suç tanımı kapsamında “rüşvete aracılık eden” kavramına yer verilmemiştir.

Rüşvet suçunun oluşabilmesi için amaçlanan şeyin yapılmasına veya yapılmamasına gerek yoktur.

Rüşvet suçunun oluşabilmesi için, amaçlanan şeyin kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması gerekir. Kamu görevlisinin görevine girmeyen bir işin yapılması amacıyla menfaat temini hâlinde, rüşvet suçu oluşmaz.

Rüşvet alan kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, bu kişinin yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması hâlinde, cezanın artırılması öngörülmüştür.

Maddenin dördüncü fıkrasında rüşvet suçunun uygulama alanı, sadece kamu görevlisine rüşvet verilmesiyle sınırlı tutulmayıp, genişletilmiştir. Buna göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bunların bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ya da halka açık anonim şirketlerle hukukî ilişki tesisinde veya tesis edilmiş hukukî ilişkinin devamı sürecinde, bu tüzel kişiler adına hareket eden kişilere görevinin gereklerine aykırı olarak yarar sağlanması hâlinde de rüşvet suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Fıkra metninde sayılan tüzel kişiler adına hareket eden kişilere, görevlerinin gereklerine aykırı olarak sağlanan yararlar da, rüşvet olarak nitelendirilmiştir.

Maddenin beşinci fıkrası, 17 Aralık 1997 tarihinde, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu otuz ülke tarafından Paris’te imzalanmış ve Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı (OECD) üyesi 10 ülkenin onay belgelerini tevdi etmeleri ile 15 Şubat 1999 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan “Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanmasına imkân tanınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1.2.2000 tarih ve 4518 sayılı Kanunla söz konusu Sözleşmenin onaylanmasını ülkemiz açısından uygun bulmuştur. Bakanlar Kurulu’nun 9.3.2000 tarih ve 2000/385 sayılı Kararı ile Sözleşme onaylanmıştır.

Beşinci fıkra hükmüyle, rüşvet suçuna yeni bir içerik kazandırılarak, “yabancı kamu görevlisi”ne rüşvet verilmesi ceza yaptırımı altına alınmaya çalışılmıştır. Burada söz konusu olan “yabancı kamu görevlileri”nin “yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama veya idarî veya adlî bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının memur veya görevlileri” olması gerekir. Keza, “yabancı bir … ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenler” de “yabancı kamu görevlisi” addedilmişlerdir.

Bu kişilere “uluslararası ticari işlemler nedeniyle, bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla” maddî bir menfaat temin edilmiş ve hatta bu yönde vaadde bulunulmuş olması da, rüşvet olarak nitelendirilmiştir.

Bu anlamda rüşvetten söz edebilmek için, “yabancı kamu görevlisi”ne “uluslararası ticari işlemler nedeniyle” maddî menfaat temin veya vaadinde bulunulmalıdır. Keza, “yabancı kamu görevlisi”ne “bir işin yapılması veya yapılmaması veya haksız bir menfaatin elde edilmesi veya muhafazası amacıyla” maddî bir menfaat temin edilmiş ve hatta bu yönde vaadde bulunulmuş olması hâlinde de rüşvet söz konusu olacaktır.

Örgüt Faaliyeti Kapsamında Suç İşlenmesi: Çıkar Amaçlı Suç Örgütünün Varlığı için Aranan Üye Sayısı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Esas No: 2016/1042 Karar No: 2017/255 Karar Tarihi: 02.05.2017

Kararı Veren Yargıtay Dairesi: 5. Ceza Dairesi

Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi

İçtihat Metni

Sanık …’ın suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay, rüşvet alma suçundan TCK’nın 252/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden TCK’nın 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan hükmolunan hapis cezasının TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.05.2009 gün ve 194-100 sayılı hükümlerin sanık müdafii, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükmün ayrıca katılanlar …, … ve … vekili ile şikâyetçiler …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 29.09.2010 gün ve 1725-7041 sayı ile;

“26.12.2003 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 12 ve 13. maddeleriyle; 3628 sayılı Kanunun 17. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklik ve 18. maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkralarla ‘… rüşvet … suçlarından veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında yapılan ihbar veya takipsizlik kararı ve iddianame Cumhuriyet Başsavcılığınca, Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü ile varsa diğer ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına bildirilir. Hazine avukatının yazılı başvuruda bulunması halinde Maliye Bakanlığı, başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanır’ şeklindeki hükmü ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun Ek 2/son maddesi gereğince, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan; … Belediye Başkanlığının da … Belediye başkan ve encümenleri haklarında rüşvet almaktan açılan kamu davalarına katılma hakkı bulunması karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 260/1. maddesi uyarınca kamu davasından haberdar edilmemiş olup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada ilgili Bakanlığın, Hazinenin ve … Belediye Başkanlığının duruşmadan haberdar edildiğine ve temyiz hakkını kullanabilmeleri için, hükmün tebliğ edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı anlaşıldığından, davanın ilgililere haber verildiğini ve hükmün tebliğ edildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosyasına eklenmesi, aksi halde anılan tebligat noksanlığı giderilerek alınacak tebligat parçaları ile verdikleri takdirde ayrıntılı temyiz dilekçelerinin eklenmesi ile 20.06.2006 tarihli dilekçe ile müşteki …’nün vekili olarak katılma isteminde bulunan Av. …’in dosya içerisinde vekâletnamesi bulunmadığından varsa kendisinden vekâletname alınarak dosya içerisine konulup iadesi sağlandıktan sonra, hükmü 07.01.2010 tarihli dilekçe ile müşteki …’nın da temyiz ettiği, ancak bu temyiz hakkında tebliğnamede görüş bildirilmediğinden bu noksanlığın da tamamlanmasından sonra iadesi için, incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine”

karar verilmiştir.

Belirtilen eksikliklerin tamamlanmasından sonra dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 09.05.2011 gün ve 11456-3800 sayı ile;

“…4422 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davalarına suçtan zarar gördüklerinden dolayı katılma hakları bulunan müştekiler … ve …’nün katılma istemlerinin reddine karar verilmesi,

31.05.2002 tarihli dilekçe ile katılma isteminde bulunun …’nın istemi hakkında bir karar verilmemesi,

Hükmün açıklandığı 25.05.2009 tarihli, bir kısım sanıkların sorguların yapıldığı ve bir kısım müştekilerin beyanlarının alındığı 05.04.2002 ve 20.12.2002 tarihli oturumlara ait duruşma tutanaklarının mahkeme başkanı, 05.09.2003 tarihli duruşma tutanaklarının 77, 78 ve 79. sayfalarının zabıt katibi, 14.05.2004 tarihli duruşma tutanağının son sayfasının üye hakim tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 219. maddesine muhalefet edilmesi”

isabetsizliklerinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 04.09.2012 gün ve 167-191 sayı ile; sanığın suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay, rüşvet alma suçundan TCK’nın 252/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden aynı Kanunun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

Hükümlerin sanık müdafii, katılanlar … ve Maliye Bakanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 20.01.2014 gün ve 8000-612 sayı ile;

“…Suç tarihinde … Belediyesi meclis üyesi olarak görev yapan…’in ihbar ve anlatımları,…’ın Cumhuriyet savcısı önünde verdiği ifade, … ve …’ın 13.04.2001 tarihli, …’nın 07.05.2001 tarihli ilk ifadeleri, mahkemece aldırılan 01.03.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporu, imar planında tadilat yapılmasına ilişkin belgeler ve dosya kapsamı karşısında, …’ya ait binanın 5 metre olan yüksekliğinin mevzuata uygun olmadığı halde 8 metreye çıkarılması için 100.000 ABD Doları rüşvetin bu kişi tarafından kendisi ile birlikte hareket eden … aracılığı ile … Belediye Başkanı ve meclis üyesi olan diğer sanıklara verildiği, mahkemenin … hakkında örgüt kurma ve rüşvet alma … suçlarına ilişkin kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı…”

açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.05.2016 gün ve 394775 sayı ile;

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220/1. maddesinde Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.” hükmüne yer verilmiştir. 04.02.2003 gün ve 25014 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4800 sayılı Kanun ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanarak iç hukuk kuralı haline gelen Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2/a maddesinde; ‘Örgütlü suç grubu’; ‘Doğrudan veya dolaylı olarak mali veya diğer bir maddi çıkar elde etmek amacıyla belli bir süreden beri var olan ve bu sözleşmede belirtilen bir veya daha fazla ağır suç veya yasadışı eylemi gerçekleştirmek amacıyla birlikte hareket eden üç veya daha fazla kişiden oluşan yapılanmış bir grup anlamına gelir’ şekilde düzenlenmiş ve 22.05.2004 gün ve 25469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı Kanun ile Anayasanın 90. maddesine eklenen cümlede “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü öngörülmüştür. Belirtilen yasal düzenlemeler karşısında örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir. Suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilen sanıkların atılı suça katılıp katılmadıkları, örgütü oluşturan sayısal veriye dâhil eylemde bulunup bulunmadıkları esasa girilerek hukuken incelenememiştir. Diğer sanıkların eylemlerinin hukuken değerlendirilememesi nedeniyle adı geçen sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçunun unsurlarının oluşmadığının gözetilmemesi usul ve yasalara aykırıdır.

…Açıklanan nedenlerle; Yüksek Dairenin itiraza konu 20.01.2014 gün ve 8000-612 sayılı ilamına sanık … hakkındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçu yönünden itirazın kabulü ile yerel mahkeme hükmünün onanan kısmının bozulmasına karar verilmesi, buna bağlı olarak rüşvet almak suçu yönünden de 5237 sayılı TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanmasına ilişkin bendin çıkarılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği”

görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 14.06.2016 gün ve 6102-6312 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

1- Özel Dairece onanmasına karar verilen; sanıklar … ile … hakkında rüşvet verme ve sanıklar …, …, ile … hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkûmiyet,

2- Özel Dairece düzeltilerek onanmasına karar verilen; …, …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçu ile sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması,

3- Temyiz isteminin reddine karar verilen; sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve ihaleye fesat karıştırma; sanıklar …, … ve … hakkında ihaleye fesat karıştırma; sanıklar …, … ve … hakkında özel belgede sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması,

4- Temyiz edilmeksizin kesinleşen; sanık … hakkında rüşvet alma suçundan kurulan beraat; sanıklar … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma; sanıklar … ile … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve ihaleye fesat karıştırma; sanıklar … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçundan açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması ile sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından kurulan düşme,

Hükümleri inceleme dışı olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve rüşvet alma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanık … hakkında rüşvet alma suçunun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık …’a atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının, buna bağlı olarak da sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık …’ın, Büyükçekmece Sağlık Ocağında doktor olarak çalışırken 1989 yılında … Belediye Başkanlığına seçildiği ve 11.04.2001 tarihine kadar üç dönem boyunca bu görevi yürüttüğü,

Teftiş Kurulunun 29.03.2002 tarihli raporuna göre;

a) S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin, 1988 yılında S.S. Batı Anadolu Bölgesi Ev Yapı Kooperatifleri Birliği adı altında sekiz adet kurucu konut yapı kooperatifinin katılımı ile kurulduğu, 11.10.1995 tarihinde mevcut ünvanını kullanmaya başladığı, 1994 yılına kadar önemli bir faaliyetinin olmadığı, 1994 yılından itibaren altyapı ihalelerini üstlenmeye başladığı, 1995 yılından itibaren inceleme dışı sanıklar …, …’ın da denetim kurulu üyeliklerinde bulundukları,

b) S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin, 1991 yılında, aralarında sanık …’ın temsilcisi olduğu S.S. Öncülkent Konut Yapı Kooperatifinin de bulunduğu yedi adet konut yapı kooperatifinin katılımı ile kurulduğu, 1998 yılından itibaren sanık … ile inceleme dışı sanıklar …’ın yönetim kurulu üyeliklerinde bulundukları,

c) S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin, 1991 yılında kurulduğu, yönetim kurulu başkanının inceleme dışı sanık … olduğu,

d) … Holding A.Ş.’nin 10.09.1998 tarihinde kurulduğu, sanık …’ın kardeşleri olan inceleme dışı sanıklar … ve …’ın % 35’er, … ve …’ın ise % 10’ar hisse ile pay sahibi oldukları,

e) … İnşaat Taahhüt Ticaret Turizm Sanayi A.Ş.’nin 22.01.1992 tarihinde kurulduğu, şirketin kurucuları olan inceleme dışı sanıklardan …’ın % 96, … ve …’nun % 1’er, yine … ve…’un % 1’er hisse ile pay sahibi iken, şirketin son sermaye dağılımında tüm ortakları sanık …’ın kardeşlerinden oluşan … Holding A.Ş.’nin % 95, inceleme dışı sanıklar… …’in de % 1’er hisse oranına sahip oldukları, sanık …’ın özel kalem müdürü olan inceleme dışı sanık  …’nun 03.03.1992 tarihinde … İnşaat A.Ş.’ne inceleme dışı sanık …’ın şirketteki hissesini satın almak suretiyle ortak olarak girdiği ve şirketin yönetim kurulunda yer aldığı, 28.04.1994 tarihinde hissesini inceleme dışı sanık …’a devrettiği,

f) ... İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.’nin 01.04.1993 tarihinde kurulduğu, kuruluşunda sanık …’ın kardeşi inceleme dışı sanık …’ın % 51, .’nin % 49 oranında hisse ile pay sahibi iken, şirketin son sermaye dağılımında tüm ortakları sanık …’ın kardeşlerinden oluşan … Holding A.Ş.’nin % 80, inceleme dışı sanıklar … ve …’ın ise % 10’ar hisse oranına sahip oldukları,

g) … İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin 03.02.1995 tarihinde, inceleme dışı sanıklar … ve … tarafından kurulduğu,

h) … İnşaat Taahhüt Ticaret Turizm ve Sanayi Ltd. Şti.’nin 01.08.1995 tarihinde kurulduğu, şirketin ünvanının 06.07.2000 tarihinde Esenkent Petrol Ürünleri Pazarlama Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olarak değiştirildiği, kuruluşunda sanık …’ın kardeşleri inceleme dışı sanıklar …, … ve …’ın % 20’şer hisse oranına sahip iken, şirketin son sermaye dağılımında tüm ortakları sanık …’ın kardeşlerinden oluşan … Holding A.Ş.’nin % 90, inceleme dışı sanıklar … ve …’ın ise % 5’er hisse oranına sahip oldukları,

ı) … A.Ş.’ne ait 114.547 m²’lik arsanın … Belediyesince kamulaştırıldığı, yargısal karar ile kamulaştırma işlemine yönelik olarak yürütmenin durdurulmasına ve kamulaştırma işleminin iptal edilmesine rağmen söz konusu arsanın, … Belediye Meclisinin 21.06.1991 tarihli kararına dayanılarak, … Belediyesi ile S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği arasında 27.12.1991 tarihinde yapılan sözleşme ile adı geçen birliğe devredildiği, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğince de süreçte 7.000 konutun inşaasına başlandığı, fiili durum nedeniyle adı geçen firmanın söz konusu arsayı satmak zorunda kaldığı,

i) Kooperatif birliklerinin inşaat alanı olarak kullanması gerekli arsaların temini aşamasında, arsalarını satmak istemeyenlerin sanık … tarafından doğrudan veya dolaylı yollarla baskıya maruz bırakılıp tehdit edildikleri, baskı ve tehditlere rağmen arsalarını satmaya yanaşmayan kişilerin arsalarına iş makinaları sokulup inşaatların yapılmaya başlanılması ile fiili bir durum oluşturularak kişilerin bu arsaları satmak zorunda bırakıldıkları,

j) Belediyenin asli görevlerinden olan alt yapı çalışmalarının ve çevre düzenlemesi hizmetlerinin yaptırılması ve bu hizmetlerin bedellerini talep ve tahsil yetkisinin sözleşme ile kanunlara aykırı olarak S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği ile S.S. … Beylikdüzü Konut Yapı Kooperatifleri Birliğine devredildiği, bu işlemin İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 1998/1173 esas, 1999/1235 karar sayılı kararı ile iptal edildiği,

k) S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin 1992-2000 yılları arasında toplam tutarı 28.666.910 Amerikan Doları olan ihale gerçekleştirdiği, hisselerinin tamamı sanık …’ın kardeşlerine ait olan … Holding A.Ş. bünyesindeki … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin aldığı ihalelerin miktarının, toplam tutara oranının % 64 olduğu, … İnşaat Ltd. Şti.’nin aldığı ihalelerin miktarının da toplam tutar içerisinde % 8’e tekabül ettiği, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin 1994-2001 yılları arasında toplam tutarı 45.150.072 Amerikan Doları olan ihale gerçekleştirdiği, … Holding A.Ş. bünyesindeki … İnşaat A.Ş.,…İnşaat Ltd. Şti. ve Sistem Mühendislik Ltd. Şti.’nin gerçekleşen tüm ihalelerden % 74 oranında pay aldığı,

l) … Holding A.Ş. bünyesindeki … İnşaat A.Ş. ile…İnşaat Ltd. Şti.’nin, gerek S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği, gerekse S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından gerçekleştirilen ihaleler içinde en yüksek paya sahip oldukları,

m) S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği ile S.S. … Beylikdüzü Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından gerçekleştirilen ihaleler için herhangi bir ilan yapılmadığı ve ihalelere sadece belirli şirketlerin davet edildiği, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinde ise ihalelerin büyük çoğunluğunun ilan edilmediği, sadece birkaç ihalede birlik merkezindeki ilan tahtasında duyuru yapılarak şirketlerin katılımının sağlandığı, birlikler tarafından gerçekleştirilen bazı ihalelerde ihaleye çıkılmadan önce ihaleyi kazanan şirketle işin yapımına ilişkin sözleşme imzalandığı, bazı ihalelerde ise ihaleye çıkılmadan önce işin verildiği şirkete ödemeler yapıldığı, birlikler tarafından yapılan ihalelere bilinçli olarak belli başlı şirketlerin davet edildiği, objektif ve rekabeti sağlamaya yönelik bir ihale yapıldığından bahsetmenin mümkün olmadığı, diğer firmaların sadece ihale yapılmış görüntüsü verilmesi bakımından ihalelere davet edildiği ve bu şirketlerin de birbiriyle yakın ilişki içerisinde olduğu, bilirkişi raporlarına göre; S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından “Atıksu, Kanalizasyon, Yağmursuyu Şebekesi ve Servis Yolları İkmal İnşaatı” işi ile ilgili olarak yüklenici…İnşaat Ltd. Şti.’ne 1997 yılı cari fiyatlarına göre toplam 19.867.567.023 Lira (TCMB yıllık ortalama Amerikan Doları satış kuru üzerinden 129.964 Amerikan Dolarına eşdeğer), “1. ve 2. Servis Yolları İnşaatı” işi ile ilgili olarak yüklenici…İnşaat Ltd. Şti.’ne 1995 yılı cari fiyatlarına göre toplam 998.057.553 Lira (TCMB yıllık ortalama Amerikan Doları satış kuru üzerinden 21.720 Amerikan Dolarına eşdeğer), “1. Kısım Arazi Drenajı İnşaatı” işi ile ilgili olarak yüklenici Yeni Yükseliş İnşaat Ltd. Şti.’ne 1995 ve 1996 yılı cari fiyatlarıyla toplam 6.878.416.307 Lira fazla ödemeler yapıldığı, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından “İlköğretim Okulu İnşaatı” işi ile ilgili olarak yüklenici…İnşaat Ltd. Şti.’ne 1999 yılı cari fiyatlarıyla toplam 16.342.149.618 Lira (TCMB yıllık ortalama Amerikan Doları satış kuru üzerinden 38.712 Amerikan Dolarına eşdeğer) fazla ödeme yapıldığı, yine S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından … İnşaat A.Ş.’ne yaptırılan “Kızgınsu Yer Altı Şebeke İnşaatı” işiyle anılan şirketin, S.S. … Yapı Kooperatifleri Birliğine yaptığı aynı nitelikteki işin işçilik fiyatlarının karşılaştırılması sonucunda S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği tarafından yaptırılan söz konusu işin, 1998 yılı cari fiyatlarına göre 133.931.204.282 Lira fazla fiyata gerçekleştirildiği, 2000 yılında da yine aynı şirkete 7.421.403.788 Lira fazla ödeme yapıldığı (toplamda 521.582 Amerikan Dolarına eşdeğer), bu suretle adı geçen şirketlere haksız kazanç sağlandığı, yaptırılan altyapı inşaatı işlerinde nakliye tutarının imalat içindeki paylarının emsallerine nazaran çok yüksek olduğu, bu suretle S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin zarara uğratıldığı, yine birliklerin ihale kırım oranlarının diğer kurumlardaki oranlara göre oldukça düşük tutulmak suretiyle müteahhitlere ayrıca bir haksız kazanç sağlandığı, yaptırılan işlere değerinin üzerinde ödemeler yapılması ve bir birim muhammen bedelle başlanan işin, daha sonra 8-10 katı bir fiyatla bitirilmesi sağlanarak haksız kazanç tutarlarının artırıldığı,

n) Sermayesinin tamamı sanık …’ın kardeşlerine ait olan … Holding A.Ş’nin iştiraki … İnşaat A.Ş.’nin 1992-2000 yılları arasındaki 48.170.604 Amerikan Doları tutarındaki toplam gelirinin yaklaşık % 55’lik kısmını, S.S. …, S.S. … Beylikdüzü ve S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliklerinden elde ettiği, … Holding A.Ş.’nin diğer bir iştiraki … İnşaat Ltd. Şti.’nin 1993-2000 yılları arasında toplam 19.847.986 Amerikan Doları hak ediş bedeli tahsil ettiği, bu tutarın yaklaşık % 79’luk bölümünü 1995-2000 yılları arasında S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinden alınan ihalelerden sağladığı, kalan gelirlerinin büyük bölümünü de S.S. … ve S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliklerine üye olan kooperatiflere yapılan işlerden temin ettiği,

o) … İnşaat A.Ş. ve … İnşaat Ltd. Şti. ile söz konusu kooperatif birliklerinin kuruluş tarihlerinin aynı dönemlere rastladığı, adı geçen şirketlerin kooperatif birliklerince ihale edilecek işlerin yaptırılması amacıyla kurulduğu,

ö) Gerek S.S. … …, gerekse S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birlikleri tarafından ihale edilen işlerin büyük çoğunluğunun, inceleme dışı sanıklar …’un ortak olduğu dönemde … İnşaat Ltd. Şti.’ne verildiği, söz konusu şirketin kuruluşunda sermaye çoğunluğunun (% 97) sanık …’ın kardeşlerine ait olduğu, ancak konut yapı kooperatifleri birlikleri tarafından ihalelerin verilmeye başlandığı dönemde şirket hisselerinin bahsedilen kişilere devredildiği, ihalelerin yoğun olduğu dönemde şirketin bu hisse yapısının korunduğu, daha sonra şirket hisselerinin büyük çoğunluğunun (% 95) tekrar sanık …’ın kardeşlerine ait olan … Holding A.Ş.’ne kâr payı alınmaksızın devredildiği, bu durumun şirket ortağı olarak görünen kişilerin paravan olarak kullanıldığını gösterdiği, 22.01.1992 tarihinde kurulan … İnşaat A.Ş.’nin, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinden “Servis Yolları İnşaat İşi”ni 24.03.1992 tarihinde aldığı, söz konusu işin yeni kurulan ve tecrübesi bulunmayan bir şirkete verilmesinin ihalelerin kime verileceği hususunun önceden kararlaştırıldığını gösterdiği, konut yapı kooperatifleri birliklerinin yaptıracakları işlere ilişkin olarak açtıkları ihalelerin herhangi bir ilan veya duyuru yapılmaksızın davet usulü ile yapıldığı, ihalelerin büyük bölümünün … Holding A.Ş. bünyesinde bulunan şirketlere verildiği, rakip firma olarak katılan şirketlerin sadece şekil şartlarını yerine getirmek amacıyla ihalelere katıldıkları,

p) S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğine ait beş adet taşınmaz ile bunların üzerinde bulunan Rıfat Ilgaz Kültür Merkezinin (amfi tiyatro, dükkanlar ve müştemilatı ile birlikte) sembolik bir fiyatla, sanık …’ın ölünceye kadar mütevelli heyeti başkanı olduğu Esenkent Kültür Sanat ve Eğitim Vakfına satılıp tapuya tescilinin yaptırıldığı, bu şekilde birliğin zarara uğratıldığı,

r) Konut Yapı Kooperatifi Birliklerinin, yönetim ve denetiminin doğrudan veya dolaylı biçimde ele geçirildiği, birlik yöneticilerinin kendilerine veya yakın ilişki içerisinde bulundukları kişilere haksız kazanç temin ettikleri, kamu hizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde ihale, imtiyaz ve ruhsat işlemlerinde nüfuz ve denetim elde edildiği, bu amaçlara ulaşabilmek için gerektiğinde şiddet, baskı ve zorlama yapıldığı,

Mülkiye Müfettişliğince düzenlenen 17.01.2001 tarihli rapora göre;

… Jeans firmasının beş metre olan inşaat yüksekliğinin sekiz metreye çıkarılması için alınacak meclis kararına karşılık 50.000 Amerikan Dolarının 05.10.2000 günü belediye meclis üyesi olan inceleme dışı sanık …’ın bürosunda dağıtıldığı iddiası üzerine, … Belediyesinde bulunan … Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ilgili 05.10.2000 gün ve 56 sayılı belediye meclis kararı ve ekleri ile inşaat ruhsat dosyasının incelenmesinde; uygulama imar planının belli bir parselinde 12.02.1998 tarihinde yapı ruhsatının verildiği, 08.07.1998 tarihinde ilave yapı ruhsatının düzenlendiği, …Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin söz konusu parselde plan tadilatı için 18.09.2000 tarihinde … Belediyesine müracaat ettiği, … Belediye Meclisince 05.10.2000 tarih ve 56 sayılı karar ile imar tadilatı yapıldığı, bahse konu parselde yapı yüksekliğinin beş metreden sekiz metreye çıkarıldığı, 16.11.2000 tarihinde ilave yapı ruhsatı düzenlenerek yapı kullanım alanının 4.017 m² artırıldığı,

Mülkiye Müfettişliğince düzenlenen 28.01.2002 tarihli rapora göre;

… Belediyesince 1998-2001 yılları arasında imar uygulamaları yolu ile değerlenen arsaların satışa çıkarıldığı, imar uygulamaları sırasında kanuna aykırı işlemler yapılarak üçüncü şahısların zarara uğratıldığı, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapılan satışlarda anılan Kanuna aykırı şekilde ilanların sadece mahalli bir gazetede yayımlanarak ihalelere katılımın engellendiği, ihaleye giren şirketlerin ve şahısların aynı kişiler olduğu, ihaleye ilişkin artırımların sembolik denebilecek nitelikte kalması nedeniyle muhammen bedele yakın bedellerle arsa satışlarının gerçekleştirildiği, ihaleyi alan kişi ve şirketlerce söz konusu arsaların tescil işleminin gerçekleştiği gün veya kısa bir süre sonra satıldıkları, arsa satışlarının ihale öncesi belediye başkanı ile pazarlık yapılarak gerçekleştirildiği, ihalelerin belli şahıslara verilmesinin sağlandığı, belediyeye veya kooperatif üst birliklerine iş yapan kişi veya şirketlere kanunlara aykırı olarak arsa satışı yapıldığı, … İnşaat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.,…İnş. San. Tic. Ltd. Şti., … İnş. Taah. San. Tic. A.Ş., … İnşaat, 77 İnş. Taah. Ltd. Şti., … İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve … İnş. Taah. Tic. San. A.Ş. ile S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğine ve S.S. … Yenikent Konut Yapı Kooperatifine kanuna aykırı şekilde rekabet ve açıklık ilkelerine uyulmayarak ihaleyle arsa satışı yapıldığı ve belediyenin zarara uğratılarak çıkar sağlandığı, … Belediyesince ihaleye çıkarılan yapım işlerinde ihalelerin belli şirketlere verildiği, bunu sağlamak için yeterlilik komisyonlarınca ihaleye giren bazı şirketlere yeterlilik verilmediği gibi, yeterlilik verilmemesi gereken şirketlere de yeterlilik verilerek ihaleyi almalarının sağlandığı, ihalelere genellikle aynı şirketlerin iştirak ettikleri, söz konusu şirketlerin teklif verdikleri işlerin faaliyet alanında görülmesine rağmen geçmiş dönemlerde bu yönde bir faaliyetlerinin olmadığı, ihaleleri alan şirketlere fazla ödemelerde bulunulduğu,

… Belediye Encümeninin 26.11.1996 günlü kararı ile; belediye encümeninin 17.10.1996 tarihli kararına istinaden mağdur …’e yapılan taşınmaz satışına ilişkin ihalenin arsa bedelinin süresinde yatırılmadığından bahisle iptaline karar verildiği ve teminat bedelinin irat kaydedildiği, mağdurun iddiaları üzerine mülkiye müfettişlerince 12.03.2001 gün ve 23 sayılı rapor ile soruşturma izni verilmesine yer olmadığına karar verildiği,

… Belediyesi tarafından 23.05.2000 tarihinde yapılan 680.000.000.000 Lira keşif bedelli Adile Naşit Parkı yapım işine ilişkin ihaleye … İnş. Ltd. Şti.,…İnş. Ltd. Şti. ve … İnşaat A.Ş.’nin katıldıkları, ihaleyi % 5,5 tenzilatlı olarak 642.6000.000.000 Lira bedelle … İnş. Ltd. Şti.’nin kazandığı,

Mağdur …’in, inceleme dışı sanıklar … ve … hakkında arazilerinin satışı için kendisini darp ettiklerini belirterek şahsi dava açtığı, Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesinin 29.11.2000 gün 467-1649 sayılı kararı ile şahsi davasını takip etmediğinden düşme kararı verildiği,

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan, …, … imzalı, 05.02.2001 tarihli şikâyet dilekçesinde; “Bizler … meclis üyeleriyiz. Bugün saat 14.00 de olağan meclis toplantısına katılmak üzere meclis salonuna gittik. Belediye başkanı meclis toplantısını … kapatmadan bağımsız meclis üyesi… ‘gündem bu kadar mı’ diyerek görüşülmesi gereken konuların az olduğunu beyan etti. Bunun üzerine ‘bizi şikâyet ediyorlar, çalıştırmıyorlar … bir tanesi de…’ dedi. Bunun üzerine… ‘bu konu yargıya intikal etti, yargıya güvenmiyor musunuz’ dedi. Bunun üzerine Başkan …,…’in üzerine yürüyerek ‘Godoş, o…çocuğu’ diyerek vurmaya kalkıştı. Meclis üyesi …,…’i dışarı çıkarırken ismini bilmediğim kapı görevlisi ‘Rambo’ lakaplı kişi yumruk ve tekme atmak suretiyle saldırdı. Biz meclis üyeleri olarak görev yapmak için geldiğimiz belediye meclis salonunda hakaret ve küfürle karşılaşıyoruz. Başkanın yolsuzluğu ile yapmış olduğumuz şikâyeti hazmedemeyen belediye başkanı bizleri tehdit etmektedir. Bu konuda bundan sonra yapılacak tehdit ve kavgaların devam edeceği endişesini duymaktayız…” ibarelerinin yer aldığı,

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 1998/4657-1793 sayılı soruşturma dosyasında; mağdur …’in, sanık …’ın 20.09.1998 günü düğünde kulağına eğilerek “o..çocuğu” dediğini, kendisinin de aynı şekilde karşılık vermesi üzerine sanık …’ın şişeyle burnuna vurduğunu; şikâyetçi …’in ise, düğünde halay çeken sanık …’ın …’e hakaret ettiğini, ardından da elindeki şişeyi kırarak …’i yüzünden yaraladığını, başka bir şişeyi de kendisinin yüzüne fırlattığını, daha sonra …’ın adamları tarafından kendisine kırık cam parçaları atıldığını, kendisini sanık … ve adamlarının yaraladığını ve şikâyetçi olduklarını beyan ettikleri, sanık … hakkında, … ve …’e yönelik sövme ve müessir fiil suçlarının 1412 sayılı CMUK’nun 344. maddesi uyarınca şahsi dava ile takibinin mümkün olduğundan bahisle takipsizlik kararı verildiği,

Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesince 28.02.2001 gün ve 15-94 sayı ile; sanık … hakkında şikâyetçi …’e yönelik müessir fiil suçundan açılan kamu davasının 4616 sayılı Kanunun 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelendiği,

Katılan … tarafından … Belediye Başkanlığına karşı açılan tazminat davasına ilişkin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesince 23.12.2003 gün ve 1156-2003 sayı ile; tanık beyanı da dikkate alınarak davacı …’nin imzası bulunan 29.06.1999 tarihli dilekçesinin davacıdan ikrah yoluyla alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatlarına hükmedildiği, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.04.2005 gün ve 24063-12570 sayılı kararı ile onandığı,

Şikâyetçi …’in inceleme dışı sanıklar …, … ve … ile yüzleştirilmesine ilişkin 17.04.2001 tarihli tutanağa göre; şikâyetçinin, inceleme dışı sanıklar tarafından parti binası içinde dövülerek darbedildiğini ve kafasına inceleme dışı sanık … tarafından silah dayandığını beyan ettiği, ancak inceleme dışı sanıkların suçlamaları kabul etmediği,

Anlaşılmaktadır.

Katılan …; 1981 yılında … Belediyesine işçi olarak girdiğini, belediye başkanının çaycısı ve odacısı olarak yaklaşık on yıldır çalıştığını, zabıta müdürü olan katılan …’e başsağlığına gittiğini duyan sanık …’ın “benim çaycım hasımlarımın başsağlığına nasıl gider” şeklinde söz sarfederek boş bir kâğıt getirip “kafamın tasını attırma, istifa et” dediğini ve kendisine yumruk attığını, direnmesi üzerine inceleme dışı sanık …’in, …’ın masasındaki çekmeceden aldığı tabancayı kafasına dayayıp “imzala” dediğini, bunun üzerine istifa dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını,

Katılan …; sanık …’ın belediye başkanlığı döneminde on dokuz ay süreyle başkan yardımcılığı ve danışmanlık yaptığını, yaptığı yolsuzlukları ve karıştığı rüşvet olaylarını şikâyet ettiği için sanık … tarafından görevine son verildiğini, birlikte çalıştıkları dönemde sanık …’ın belediye imkânlarını kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, … Belediyesinin yaptığı ihalelere katılmak isteyen firmaların baskı ve şiddet kullanılmak suretiyle ihalelere girmelerinin engellenerek zarara uğratıldıklarını, sanık …’ın …’ta faaliyet gösteren S.S. …, S.S. … ve S.S. … Beylikdüzü Kooperatifler Birliklerinin görünmeyen sahibi olduğunu, … Belediyesine yapılan operasyon sonrası canlı yayına katılan sanık …’ın “beni şikâyet edip bu durumlara düşüren … ve …’dür, ikisiyle de hesaplaşacağım” demesinden sonra kimliğini bilmediği kişiler tarafından telefonla aranarak “gebermedin mi, sonun yakındır” şeklinde sözlerle tehdit edildiğini, … Belediyesinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine açılan davanın duruşmasına katılmak için 20.09.1995 tarihinde Büyükçekmece Adliyesine gittiklerini, inceleme dışı sanık …’in yanına gelip silahını çıkardığını ve karnına dayayarak “ölmeye mi geldin, senin beynini patlatırım” dediğini, … ile inceleme dışı sanıklar …, … ve …’in de orada olduğunu, …’in yanına gelip “sen belanı mı istiyorsun, çek git” diyerek tehdit etmesi üzerine duruşmaya girmeden adliyeden ayrıldığını, 1998 yılında inceleme dışı sanıklar …, … ve yanlarındaki tanımadığı 2 kişi tarafından önünün kesildiğini, araçtan inen tanımadığı kişilerin kendisini dövdüklerini ve “…’ta hareketlerine dikkat et, başkanımıza zararın dokunuyor, seni gebertiriz” diyerek tehdit ettiklerini, zabıta müdürü Sabit Kalay ve …’ün öldürülmesi üzerine … ilçesindeki siyasi parti temsilciliklerinin basın açıklaması yaptığını, sonrasında sanık …’in telefonda “sen hala uslanmadın mı, gebermek mi istiyorsun” diyerek tehdit ettiğini, 1990 yılının sonlarında odasına gelen inceleme dışı sanık …’nin “Başkan …’ın talimatı üzerine belediyeden istifa edeceksin, aksi takdirde sonunu sen düşün, ölümlerden ölüm beğen” dediğini, ertesi gün de inceleme dışı sanık …’in telefonla arayarak hakaret edip “belediyeden ayrılacaksın bir daha …’a gelmeyeceksin, aksi halde seni gebertiriz” şeklindeki sözlerle tehdit ettiğini,

Şikâyetçi … kollukta; 1989 yılında 6 ay süreyle bir siyasi partinin … Belde Başkanlığını yaptığını, parti içi seçimlerin söz konusu olduğu zamanlarda sanık … ile yönlendirdiği kişilerin kendisini sıkıştırıp tehdit ettiklerini, 1991 seçimlerinde parti içi ön seçim çalışmalarında farklı adayları desteklemesinden dolayı sanık …’ın kendisine baskı uygulayıp kendi adayını desteklemesini istediğini, aksi halde iş yerini yıktırmak ve kendisini bölgede yaşatmamakla tehdit ettiğini, sonrasında kendisini makam odasına çağırdığını, teklifini kabul etmemesi üzerine tokat attığını, 1992 yılındaki … Belde Belediyesi seçimlerinde ve 1994 yılındaki yerel seçimlerde de sanık …’ın adaylarını desteklemesi için kendisine baskı yaptığını, inceleme dışı sanıklar … ve …’in kendisini tehdit ettiklerini, son olarak 02.03.2001 tarihinde partinin … Fırat Düğün Salonunda yapılan parti delegesi seçimlerine … ve …’ın yaklaşık yüz elli kişi ile birlikte geldiklerini, … ve …’ın üzerlerindeki tabancaları gösterip “sen yine mi bu işlere karışıyorsun, bu işlere karışma yoksa senin için hiç iyi olmaz” diyerek tehdit ettiklerini, … Belediyesinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla katılan …’nun şikâyetçi olması üzerine açılan davanın duruşmasına 1995 yılında gittiklerini, adliye içerisinde bulunan …, inceleme dışı sanıklar …, Zekeriya Çelik, Ahmet Oruçoğlu ve … ile yanlarındaki grubun …’nu “bu davadan vazgeç, yoksa beynine kurşun sıkarız, dağıtırız” diyerek tehdit ettiklerini ve zorla kendilerini adliyeden çıkardıklarını, bu nedenle duruşmaya katılamadıklarını,

Şikâyetçi … kollukta; 1998 yılının Eylül ayında katıldığı bir sünnet düğününe sanık … ile inceleme dışı sanıklar …, … ve …’in geldiğini ve sanık …’ın şişe ile aniden önce mağdur …’e, ardından da kendisine vurduğunu ve kendisini dövmeye başladıklarını, daha önceden … ile …’in kendisinden rüşvet olarak istedikleri 50.000 Alman Markını vermediği için husumet beslediklerini, sanık … ile inceleme dışı sanıklar … ve …’in bu parayı vermezse …’ta iş yapamayacağı hususunda kendisini tehdit ettiklerini,

Mahkemede ek olarak; tehditler yüzünden fabrikasına gitmeye çekindiğini,

Şikâyetçi Fikri Şener mahkemede; parti üyesi olduğunu, 01.07.1995 tarihinde parti içi delege seçimlerinde oyunu kullanmak için gittiğinde adamlarıyla gelen sanık …’ın kendisinden dışarı çıkmasını istediğini, parti üyesi sıfatıyla oy kullanmak için geldiğini söylemesi üzerine sanık …’ın kendisine hakaret edip yumruk attığını, sonrasında adamlarının da kendisine vurduğunu, inceleme dışı sanık …’in de silahlı olduğunu,

Şikâyetçi … kollukta; tapulu taşınmazında bilgisi olmaksızın…Yapı Kooperatifi tarafından inşaata başlandığını sanık …’a ilettiğini, belediye görevlileri tarafından inşaatın mühürlendiğini, buna rağmen inşaata devam edilmesi üzerine tekrar belediyeye gittiğini, kendisine İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca uygulama yapıldığını, kendisine verilen yerlerde imar izninin dokuz kat olduğunu ancak bunu da iptal ettiklerini ve yeni bir uygulamaya geçtiklerini, yeni uygulama ile 3.500 m² olan yerinin 4.900 m²’ye çıktığını söylediklerini, sanık … ile imar müdürü olan inceleme dışı sanık…’ın bu yeni uygulama karşılığı kendisinden ticaret merkezinde bulunan 566 m²’lik yerini rüşvet olarak istediklerini, teklifi kabul etmeyince dokuz kat olan imar iznini altı kata düşürdüklerini, ticaret merkezindeki yerini de hileli imar tadilatı ile elinden alıp sattıklarını, kendisine elli hisseli bir yer vererek kandırdıklarını, 327 m²’lik yerini de bu hisseli yere kaydırdıklarını, bu yerin tekrar düzenlemeye sokulup yeşil alan ve otopark yapıldığını, karşılığında hiçbir şey vermediklerini, sanık …’la konuşmaya giden eşine küfür edildiğini, oğlunun ise sanık …’ın adamları tarafından dövüldüğünü ve bunalıma girerek intihara kalkıştığını, arazisinin tapusunu istemeye gittiğinde inceleme dışı sanık…’ın kendisini darbettiğini, bu konunun adliyeye intikal etmediğini,

Mahkemede; taşınmazının bir kısmının sadece… tarafından istendiğini, oğlunun sanık …’ın talimatı ile dövülmediğini, şimdiki beyanının doğru olduğunu,

Şikâyetçi … kollukta; … Beymen Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, sanık …’ın 25.03.2000 tarihinde kooperatifin yönetim binasına … ile gelerek, kooperatifin 26.03.2000 tarihinde yapılacak olan olağan genel kurul toplantısında yanında getirdiği bayanlardan bir tanesinin üst birliğe başkan, diğer ikisinin de kooperatif yönetim kurulu üyesi seçilmesi hususunda baskı yaptığını, bunun üzerine kooperatif yönetimi tarafından olağan genel kurul toplantısının iptal edildiğini, 26.03.2000 günü sanık …’ın silahlı adamlarıyla toplantının yapılacağı sitenin önüne geldiklerini, yollarını kestiklerini ve yönetim kurulu üyelerine “genel kurulu yapacaksınız, benim söylediğim kişileri de yönetime seçeceksiniz” diyerek baskı yaptığını, çıkan tartışmada hakaret ettiğini, daha sonra da dövdürttüğünü, sanık …’ın …’ta bulunan bütün kooperatiflere bu şekilde baskı yaptığını, silahlı adamları ile tehdit ettirdiğini ve Beylikdüzü’nde kurulan kooperatiflere sanık …’ın seçtirdiği üst birlik yöneticilerinin sanık …’ın talimatları doğrultusunda işlem yaptıklarını,

Mahkemede ek olarak; sanık …’ın yanındaki adamların silahlı olduğunu ancak silah çektiklerini görmediğini,

Şikâyetçi …; …Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, sanık …’ın kooperatif ve üst birlik yönetimlerine kendi istediği kişilerin seçilmesi konusunda baskı yaptığını duyduğunu, kendisinin de bulunduğu yönetim kurulu toplantısında üst birlik başkanı inceleme dışı sanık …’in üyelerle tartıştığını, sanık …’ın istediği kişilerin yönetime getirilmesini istediğini, aksi halde sitelerine hiçbir hizmetin gelmeyeceğini söyleyip üç adamıyla birlikte toplantıdan ayrıldığını, daha sonra yönetim kurulunun 26.03.2000 tarihinde yapılacak genel kurulu ileri bir tarihe ertelediğini, 26.03.2000 tarihinde sanık …’ın yanında adamları ile birlikte sitedeki ilköğretim okulu binasına geldiğini, okulun çevresinin sanık …’ın adamları tarafından sarıldığını, sanık …’ın okulun içinde yönetim kurulu üyelerine “Bugün sizin toplantınız vardı. Başkanınız nerede? Başkanınız korkup kaçtı, hemen onu gidip bulun. Bu genel kurul yapılacak” dediğini, sanık …’a “Sayın Başkanım, burası bizim genel kurul salonumuz. Siz Belediye Başkanısınız. Başkanımız kaçmadı. Ancak toplantımız ileriki bir tarihe ertelendi” dediğini, bunun üzerine sanık …’ın “s..ol git, bu …’ın kadınlarının donlarını başlarına geçireceğim, bu kadınlar kimin avukatlığını yapıyorlar” diyerek hakaret ettiğini, kendisinin konuşmaya devam etmesi üzerine sanık …’ın, korumalarına ve adamlarına “susturun lan şu hayvanoğlu hayvanı, çıkarın buradan dışarı” diye bağırdığını ve korumalarından birkaç kişinin kendisini kollarından tuttuğunu, zabıta amiri olan inceleme dışı sanık …’nun yanına gelip ensesinden tutarak “Hanım, hanım, sakin ol yoksa iyi olmaz” dediğini, sonrasında diğer yönetim kurulu üyeleri ile salonu boşalttıklarını, sanık …’ın okulun kapısında diğer üyelerle tartışmaya başladığını, tüm bu olaylar sırasında sanık …’ın adamlarının bellerinde bulunan silahlarını gösterip kendilerini korkutmaya çalıştıklarını,

Şikâyetçi …; …’ta emlakçılık yaptığını, 1997 yılında sanık … ile inceleme dışı sanıklar … ve …’ın bürosuna gelerek “bak kardeşim, burada herkes arazisini sattı, sen de sat, sonra uğraşırsın, bizi zorlama, burayı almak zorundayız. Bu sana bir ikazdır. Başka zaman geldiğinde böyle davranmayız…gel, kendi isteğinle burayı sat, yoksa biz almasını biliriz” dediklerini, kısa bir süre sonra iş yerinin kepçeyle yıkıldığını, 1999 yılının sonunda, Selahattin Korkmaz’ın düğününde çıkan kargaşada …, sanık …, inceleme dışı sanıklar … ve …’ın kendisini, …’i, …’i, … ve babası …’i dövdüklerini,

Şikâyetçi …; hayvancılık yaparak geçiminin sağladığını, babasına ait arsa üzerine ev ve ahır yaptıklarını, sanık …’ın babasını çağırıp iki dönüm yer istediğini, babasının kabul etmemesi üzerine inceleme dışı…’ın babasına ‘arsanın yarısını belediyeye bağışlamazsan imara açarız ve biz almasını biliriz’ dediğini, isteklerini kabul etmemeleri üzerine gelen dozerin komşularının evini yıktığını,

Şikâyetçi …n; kardeşleri ile müşterek arazilerini birleştirerek mevzi imar planı yaptırdıklarını, …’un müstakil belediye olmasından sonra bu planları belediyeye sunduklarını, sanık …’ın planlarının imardan geçmesi için arsalarının % 25’ini kendisine vermeleri durumunda sekiz kat üzerine ruhsat vereceğini beyan ettiğini, yapılan görüşmeler sonrasında baskı üzerine birer adet kamyonet, çöp arabası, sıkıştırma makinesi ile traktör ve römork satın alarak belediyeye vermek zorunda kaldıklarını,

Şikâyetçi … kollukta; daha önce …’ta bulunan 19,5 dönüm tarlasında ahırının olduğunu ve hayvancılık yaptığını, …’un belediye olmasından sonra imar planlarının yapıldığını, belediye başkanı seçilen sanık …’ın kendisini belediyeye çağırıp “arsanın yedi dönümünü belediyeye bağışlayacaksın” dediğini, kabul etmemesi üzerine “hibe etmezsen senin yerini çöp alanı yapacağım” dediğini, daha sonra da arsasını çöp alanı yapıp arsanın tamamını imara açmadığını, ahırlarını yıktırdığını, arsasının yedi dönümünü elinden aldıklarını, sanık …’ın arazi bağışı yapan veya istediği parayı veren kişilerin yerlerini imara açtığını, vermeyenleri ise mağdur ettiğini,

Şikâyetçi …; Londra Asfaltı üzerinde on iki dönümden fazla arsası olduğunu, 1990’lı yıllarda inceleme dışı sanıklar …, … ve sanık …’ın evine geldiklerini, arsasının üzerine köprülü kavşak yapacaklarını söyleyip imar planı üzerinde tadilat yapmayı bahane ederek arsasını zorla almak istediklerini, işletmeciliğini yaptıkları lokantaya sanık … ile adamlarının değişik zamanlarda gelerek kendilerine hakaret ettiklerini, arsasını vermesi için dövdüklerini, korkudan kimseye durumu anlatamadıklarını, sanık …’ın, adamları olan inceleme dışı sanıklar …,… ve … ile birlikte, kendisine başka yerden hisseli tapular vereceklerini ve bu tapuları sonradan birleştireceklerini söyleyip “ya bu teklifi kabul et, ya da seni öldürteceğiz” diyerek tehdit ettiklerini, yine sanık …’ın tehdit etmesi nedeniyle, birleştirme vaadiyle kendisine verilen hisseli arazilerden bir tanesini inceleme dışı sanık …’na, bir tanesini de inceleme dışı sanık …’ün oğluna devrettiğini, sanık …’ın neticede kendisine 458 m² imarlı yerin tapusunu verdiğini, ancak daha sonra yeni bir imar yapılarak bu yeri de kendi parselleriyle birleştirdiklerini ve bu şekilde arazisinin elinden alındığını, sanık … ile inceleme dışı sanıklar …, … ve …’ın kendisini ölümle tehdit edip değişik zamanlarda dövdüklerini,

Mağdur … kollukta ve savcılıkta; müteahhit olduğunu, 1995-1996 yılları arasında … Belediyesinde imar uygulamalarında görev yaptığını, sanık … tarafından yapılan imar uygulamalarının usulsüz olduğunu, sanık …’ın … Belediyesi tarafından yapılan ihalelere örgüt içerisinde yer alan birkaç şirket haricinde başka kişi ve şirketleri sokmadığını, katılmak isteyenleri de silahla tehdit ederek ya da darbederek engellediğini, ihalelerin de örgüt içerisindeki şirketlere bırakıldığını, … Belediyesi tarafından yapılan inşaat ve arsa ihalelerine genellikle, müdürlüğünü inceleme dışı sanık …’in yaptığı … İnşaat Ltd. Şti.’nin, yöneticiliğini inceleme dışı sanık …’nun yaptığı … İnşaat A.Ş.’nin, inceleme dışı sanıklar…ve … tarafından kurulan…İnşaat Ltd. Şti. ile 77 İnşaat Ltd. Şti.’nin girdiklerini, … ilçesinde kurulan S.S. …, S.S. … ve S.S. Beylikdüzü Kooperatifler Birliklerinin sanık …’ın denetiminde olduğunu, … ilçesindeki iş yerinin bitişiğinde bulunan taşınmazı ihale yoluyla alarak projelerini yaptırdığını, … Belediyesinden tapuya tescil için yazı istediğinde sanık …’ın kendisinden 50.000 Amerikan Doları isteyip bu parayı sekreteri …’e vermesi halinde gerekli yazıyı vereceklerini söylediğini, istenilen parayı vermediğini, bu nedenle ihale teminatının belediyeye irat kaydedildiğini,

Mahkemede ek olarak; ihalelere katılmak istediği için dövülüp tehdit edilen kişilerden birinin mağdur … olduğunu, isimlerini bilmediği birkaç kişinin de dövülüp tehdit edildiğini gördüğünü,

Mağdur …; müteahhitlik yaptığını, … Caddesi üzerinde bulunan park ihalesine katılmak istediğini, üç yüz milyar Lira teklif verdiğini, nakdi teminatı yatırmasından sonra sanık …’ın ihaleden çıkmasını istediğini, ihaleye girmenin yasal hakkı olduğunu söylemesi üzerine sanık … ile inceleme dışı sanıklar …, … ve …’in kendisine hakaret ettiklerini, sanık … ve …’in tabancalarını çekip sırtına ve kafasına dayadıklarını, “kendini öldürtmeden uzaklaş” şeklinde sözlerle tehdit ettiklerini, ancak olayı gören olmadığı için herhangi bir müracaatta bulunmadığını, ihaleyi inceleme dışı sanık …’in yöneticisi olduğu … İnşaat Ltd.Şti.’nin aldığını, 2000 yılı Mayıs ayında … 15-16 pafta, 2343 ada, 20 parselde bulunan 133,75 m² ve 61 parselde bulunan 134 m² miktarlı taşınmazlar için ihaleye katıldığını, ihalenin yapıldığı odaya girmeden sanık …’ın yanına gelerek silahını kasığına dayayıp “bu ihaleyi sana verdirtmem, seni öldürmeden dışarı çık” dediğini, inceleme dışı sanık …’ın silah doğrulttuğunu, inceleme dışı sanık …’in de kendisini tehdit edip dışarı çıkmasını istediğini ve belediyeden dışarı çıkarıldığını, 2000 yılı içerisinde kendisini telefonla arayan inceleme dışı sanık …’nun, yaptığı şikâyet başvuruları nedeniyle özür dileyip ifadesini değiştirmesini, aksi takdirde faili meçhule gideceğini söyleyerek tehdit ettiğini, inceleme dışı sanık …’nun da operasyondan yaklaşık dokuz gün önce “Başkanımız, kardeşleri ve adamları hakkında şikâyette bulunmuşsun, şikâyetini geri al, almazsan seni vurdurturuz, gayrimenkullerini bedelsiz olarak istimlak ederiz” dediğini, sanık …’ın mali durumu iyi kişilerden haraç aldığını, 2000 yılında kendisinden de 600.000 Amerikan Doları almak için tanıklar … ve …’ü aracı olarak gönderdiğini, parayı vermemesi üzerine bu kişilerin kendisine “bu parayı verme ama adresini değiştir, yoksa … seni öldürtecek” dediğini, kendisinin de Avcılar ilçesine taşındığını,

Mağdur …; 4,5 dönüm tarlasının olduğunu, sanık …’ın “buranın iki dönümünü bağışlayın, taşınmazınız üzerinde sanayi yapayım” şeklindeki teklifini kabul etmediğini, inceleme dışı sanık…’ın imar uygulamasından sonra taşınmazının 1.872 m²’ye düştüğünü, belediye tarafından ahırının yıkıldığını, sanık …’ın bağış yapmayan kişileri adamlarına dövdürdüğünü,

Mağdur … ilçesinde oturduğunu, eşinin babasından kalma 600 m²’lik arsalarının üzerinde iki ev ve iki dükkanlarının bulunduğunu, sanık …’ın belediye başkanı seçildikten sonra bu yerleri yeşil alan yapacağını söyleyerek terk etmelerini istediğini, inceleme dışı sanıklar … ile …’i gönderip eşini tehdit ettirdiğini, belediyenin kepçesiyle arsasındaki evleri ve dükkanları yıkarak yerine çay bahçesi yaptıklarını, kamulaştırma bedelini alamadıklarını,

Mağdur …; tasfiye halinde bulunan S.S. …Beymen Konut Yapı Kooperatifinin başkanı olduğunu, sanık …’ın kooperatife ait arsaları kamulaştırma bedelini ödemeden yakın akrabalarına verdiğini, aralarında çeşitli davalar olduğunu, bu nedenle sanık …’ın kendisine karşı husumet besleyip tavır almaya başladığını, değişik zamanlarda gelerek ya da telefonla arayarak veya adamlarını göndererek kendisini tehdit ettiğini, belediyede çalışan görevlilerin büyük çoğunluğunun sanık …’ın fedailiğini yaptığını,

Mağdur … kollukta; 1996 yılında Mehterçeşme Mahallesi muhtarı olarak göreve başladığını, … Belediyesinin kendi mahallelerine hizmet yapmayacağını anlamaları üzerine başka bir belediyeye bağlanmak için referandum girişiminde bulunduklarını, referandumun yapılacağı 24.08.1997 günü sanık …’ın adamlarının kalabalık bir şekilde geldiklerini, sandık başında kendisini ve bir kısım sandık görevlilerini dövüp “itleri öldüreceğiz, bizim itler ile işimiz yoktur” diyerek tehdit ettiklerini, zabıta müdürü … ile inceleme dışı sanık …’ın da aynı nedenden dolayı “ağabeyini görevden alırız, işsiz kalır, kendine gel, seni öldürürüz, sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun, biz devletten daha güçlüyüz” diyerek tehdit ettiklerini, bu şahıslar tarafından … Belediyesinde zabıta kadrosunda çalışan ağabeyine silah zoru ile istifa dilekçesi imzalatılarak belediyedeki işine son verildiğini, sanık …’ın yanındaki adamları vasıtası ile korku yayıp şiddet uygulayarak bugünkü konumuna geldiğini,

Mahkemede farklı olarak; kolluktaki ifadesinin doğru olduğunu ancak sanık … ve kardeşi … tarafından kendisine baskı ve şiddet uygulanmadığını, kendisine “ağabeyini görevden alırız, işsiz kalır, kendine gel, seni öldürürüz, sen bizim kim olduğumuzu biliyor musun, biz devletten daha güçlüyüz” şeklindeki sözleri …’in telefonda söylediğini,

Mağdur …; 1992-1996 yılları arasında … Belediyesinde zabıta memuru olarak çalıştığını, muhtar olan kardeşi mağdur … …’ın … Belediyesinden iyi hizmet alamamaları nedeniyle mahallelerinin başka bir belediyeye bağlanması için çalışma yaptığını, bu nedenle … ile inceleme dışı sanıklar … ve …’ın kendisini zabıta müdürünün odasına çağırdıklarını ve kardeşini çalışmalarından vazgeçmesi konusunda ikaz etmesini, aksi halde kendisi için iyi olmayacağını söylediklerini, kabul etmeyince inceleme dışı sanıklar … ile …’ın kendisini dövdüklerini, …’ın silah çektiğini, …tarafından yazılan istifa dilekçesini mecburen imzaladığını, inceleme dışı sanıklar …, … ve adamlarının Mehterçeşme Mahallesinde yapılan referandumun istedikleri doğrultuda sonuçlanması için muhalif halkı sandık başında döverek oy kullanmalarına engel olduklarını,

Mağdur … kollukta ve savcılıkta; sanık …’ın 1989 yılında belediye başkanı seçildikten kısa bir süre sonra zenginleştiğini, kardeşleri ve çevresindeki bazı kişiler ile halkın elinde bulunan arazileri zorla ya da hileli yollarla aldıklarını, bu arazileri satarak veya araziler üzerinde bina yaparak kısa sürede mal varlıklarını artırdıklarını, bu olayları halka anlattığı için sanık … ve adamlarının rahatsız olduklarını, 1998 yılında …’ın düğününde sanık … ile inceleme dışı sanıklar …, …, …ve …’in yanına geldiklerini, sanık …’ın elinde bulunan şişe ile sağ gözünün üzerine vurduğunu, bu esnada inceleme dışı sanıklar … ile …’in silahlarını çekerek tehdit ettiklerini, …’e de şişe ile vurulduğunu ancak ona kimin vurduğunu görmediğini, sanık …’ın bazı işleri yaptırmak için inceleme dışı sanıklar … ve … vasıtasıyla zor kullandığını,

Mahkemede; 1998 yılında bir düğünde sanık … ile kavga ettiklerini, her ikisinin de alkollü olduklarını, kolluktaki ve savcılıktaki ifadelerini kabul etmediğini, kavgada sanık … haricindekilerin olmadığını,

Mağdur… kollukta; 1999 yılında … Belediyesinde meclis üyeliğine seçildiğini, yapılan bir çok işlemin kanuna aykırı ve usulsüz olduğunu görüp, bu işlemlere karşı geldiği için tehditlere maruz kaldığını, belediye meclisinde … Jeans firmasıyla ilgili imar tadilat görüşmesi yapılmadan önce parti grubunca grup odasında yapılan toplantıda başkan vekili inceleme dışı sanık …’ın, … Jeans firmasının daha önce verilen beş metrelik inşaat yüksekliği iznini sekiz metreye çıkarmak istediğini belirterek, sanık … ile halen adı geçen firmada mimar olan ve daha önce … Belediyesinde başkan yardımcısı olarak çalışan inceleme dışı sanık …’in konuşup anlaştıklarını, inşaat yüksekliğinin sekiz metreye çıkarılmasına ilişkin meclis kararı alınması halinde firma tarafından 50.000’i peşin, 50.000’i de askı süresinin bitiminde olmak üzere toplam 100.000 Amerikan Dolarının verileceğini, bu paranın tamamının inceleme dışı sanık …’in hesabında olduğunu söylediğini, bu esnada meclis üyesi inceleme dışı sanık …’in “bu para az değil mi” dediğini, daha sonra gündem maddelerinin görüşülmesine devam edildiği sırada sanık …’ın meclis kuruluna geldiğini, meclis üyesi inceleme dışı sanık …’nun verilecek paranın az olduğunu belirterek “bari beşer milyar peşin olsun” dediğini, sanık …’ın ise şahsın kendisine güvenmediği için parayı peşin vermediğini, 50.000 Amerikan Dolarının peşin, 50.000 Amerikan Dolarının da meclis kararının kesinleşmesinden sonra alınması hususunda anlaşıldığını söylediğini, daha sonra 05.10.2000 tarih ve 2000/56 sayılı meclis kararının alındığını, aynı gün peşin olarak alınan 50.000 Amerikan Dolarının inceleme dışı sanık …’ın bürosunda kendisi hariç diğer on beş meclis üyesine dağıtıldığını, inceleme dışı sanık …’ın kendisini telefonla arayıp “paran hazır, gel al” dediğini, paranın diğer yarısının verilip verilmediğini bilmediğini,

Savcılıkta farklı olarak; meclis üyelerinin inceleme dışı sanık …’dan para aldıklarını görmediğini, ancak …’ın kendisine para teklif ettiği zaman aynı partili diğer meclis üyelerinin hepsinin parayı aldığını söyleyerek kendisinin de almasını istediğini,

Mahkemede ise ek olarak; oylamalarda belediye meclis üyelerinin sanık …’ın talimatları doğrultusunda oy kullandıklarını, kendisi bu talimatlara uymadığı için sanık …’ın meclis üyelerinin yanında üzerine yürüyerek çay fırlatıp “seni vurdurtmazsam a… a… bilmem ne yapsınlar” dediğini,

Mağdur …; 1995 yılında Aydın Oto isimli yazıhaneye çağrıldığını, gittiğinde inceleme dışı sanıklar … ve … tarafından kendisine ait … bölgesinde bulunan hisseli arazilerinin bir kısmının sanık … ve adamlarına verilmesi, aksi halde belediyeye işinin düşeceği ve öldürülebileceği söylenerek tehdit edildiğini, diğer hissedarlara durumu ilettiğini, korkup çekindiklerinden dolayı arazilerini değerinin altında inceleme dışı sanıklar … ve …’ye satmaya karar verdiklerini, aynı parseldeki diğer varislerin de tehdit edilerek hisselerinin ellerinden alındığını, 1996 yılı içerisinde inceleme dışı sanıklar … ve …’nin avukatı olan inceleme dışı sanık …’nun yazıhanesine gittiğinde orada bulunan inceleme dışı sanık …’nin silah çektiğini, “biz seninle dost olamayacağız” diyerek bağırıp ateş ettiğini, ancak bu esnada inceleme dışı sanık …’nun yazıhanede bulunmadığını,

Tanık…; harita mühendisi olduğunu, sanık …’ın meclis üyeleri, bazı akrabaları ve yakınları ile birlikte hareket ederek kendi menfaatleri doğrultusunda eylemlerde bulunduğunu, imar planı hazırlık aşamasında iken imara açılacak yerlerde taşınmazı olan kişilerle belediyenin pazarlık yaptığını, bu şekilde belediyenin kurduğu vakıflara, sanık …’a ve onun gösterdiği kişilere ekonomik katkıda bulunanlara ait taşınmazlara yüksek imar yoğunluğu, diğer kişilere ait taşınmazlara ise düşük imar yoğunluğu uygulandığını, ihalelere sanık …’ın yakınlarının girip kazandıklarını, sanık …’ın inceleme dışı sanıklar … ve … vasıtası ile şiddet kullandığını,

Tanık …; 1995 yılının Kurban Bayramının akabinde … Emlak Bürosunda, ortağı olan ve aynı zamanda … Belediyesinde meclis üyeliği yapan … ile oturdukları sırada gelen inceleme dışı sanık … ve yanındaki üç kişinin …’a, senet tahsili için geldiklerini söylediklerini, borcu olmadığını söyleyen …’ı dövdüklerini, …’ı dövdükleri sırada inceleme dışı sanık …’nin kendilerinin mafya olduklarını söyleyerek …’dan senedi imzalamasını istediğini, …’ın … Belediyesinde imar planlarında yapılan haksız ve kanunsuz uygulamalara karşı çıkması nedeniyle dövüldüğünü, kendisinin de bir dönem sanık …’la aynı partinin ilçe yönetiminde yer alması nedeniyle sanık …’ın inceleme dışı sanık … ve yanındaki şahısları çıkarları için kullandığını bildiğini, kendisinin 1994 yılı seçimlerinde belediye meclis üyesi olmak istediğini, sanık …’ın uygulayacağı haksızlıklara engel olacağı endişesiyle kendisine meclis üyeliğine aday olmaması karşılığında …’den 100 dairelik arsa teklif ettiğini, kendisini susturmak için yapılan bu teklifi kabul etmediğini, korku salıp insanları sindirerek …’taki tarlaları aldıklarını, daha sonra imara açtıkları bu yerleri sattıklarını, başta sanık … olmak üzere yandaşlarının bu paralardan pay aldığını,

Tanık …; sanık …’ın kendisini makamına çağırdığını, “sen …’i tanıyorsun, ondan para isteniyor ancak vermiyor, üstelik bana karşı dikleniyor, kafa tutuyor, gerekirse onu ezdiririm ve vurdururum” dediğini,

Tanık …; sanık …’ın kendisini yanına çağırıp “…’e söyle para getirsin, getirmezse birkaç kişinin başını yerim, onun da başını yerim, gerekirse öldürürüm” dediğini,

Tanık M. A. Yalçın; daha önce belediyede meclis üyesi olduğunu, sanık …’ın belediye meclis toplantılarında kendilerine saygısızca davrandığını ve ikaz ettiklerinde “burada kanun yok, burası … Cumhuriyeti” dediğini, 05.02.2001 günü yapılan toplantıda mağdur…’i kastederek “beni niye şikâyet ediyorsunuz, çalıştırmıyorsunuz, godoşlar” deyip mağdur…’in üzerine yürüdüğünü, belediyede gayriresmî şekilde güvenlik görevlisi olarak çalışan Rambo lakaplı …’in, mağdur…’i sanık …’ın talimatı ile dövdüğünü, bir sonraki toplantının jandarma nezaretinde yapıldığını, 1999 yılında … Belediyesinde meclis üyesi olan … ve ortağı …’ın, sanık …’ın yapmış olduğu yasa dışı olaylara karşı çıkmaları nedeniyle …’ı, sanık …’ın adamlarından … lakaplı … ve arkadaşlarının dövdüklerini,

Tanık R. Yeni; 1996 yılından bu yana emlakçılık yaptığını, inceleme dışı sanıklar … ve …’nin yazıhanesine, mağdur … ile bu kişiler arasındaki bazı arazi sorunlarının çözümü için gittiklerini, görüşmelerden sonra inceleme dışı sanık …’nin mağdur …’e hakaret ettiğini, müdahale etmek istediğinde inceleme dışı sanık …’nin “sen niye karışıyorsun” diyerek tabancasını kendisine doğrulttuğunu, orada bulunan şahısların araya girerek kendisini dışarıya çıkardıklarını, dönüp baktığında inceleme dışı sanık …’un tabancasını mağdur …’in kafasına doğrultarak “sıkalım bunun kafasına … seni öldüreceğiz” dediğini,

İnceleme dışı sanıklar …, …, …, .. ve … aşamalarda; meclis üyesi olduklarını, meclis üyesi olan mağdur…’in sanık …’ın koruması tarafından dövüldüğünü,

… ve … ayrıca; mağdur…’in dövüldüğü toplantıda sanık …’ın mağdur…’in yüzüne çay fırlattığını,

İnceleme dışı sanıklardan;

… kollukta; 1995 yılından beri S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği Başkanı olduğunu, birliğin alt işverene yaptıracağı işlerin çoğunu sanık …’ın talimatıyla kardeşlerine verdiklerini,

Savcılıkta; kendisinin başkanlığından önce de sanık …’ın kardeşlerinin ortak olduğu şirketlerin S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin alt yapı işlerini yaptıklarını, sonrasında da ilişkilerinin devam ettiğini, tek başına kimseye iş verme yetkisinin olmadığını,

Mahkemede; 1995 yılında S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliği yönetim kuruluna birliğin genel kurul toplantısında seçildiği için kendisinin sanık … tarafından getirildiği iddiasının yersiz olduğunu,

… kollukta; S.S. … Beylikdüzü Konut Yapı Kooperatifleri Birliği Başkanı olduğunu, sanık …’ın bilgisi olmadan kimsenin ihale kazanamadığını, … İmar ve Kalkındırma Vakfında da müdürlük yaptığını, vakfa bağış yapmayan firmaların inşaatına ruhsat verilmediğini, 1993 yılında görevinden ayrılmak isteyince inceleme dışı sanık … ile … ve … tarafından dövüldüğünü,

Savcılıkta ve mahkemede; çalıştığı süre içerisinde belediyede herhangi bir yolsuzluğa tanık olmadığını, ihalelerin belirli şirketlere verildiği konusunda da bilgi sahibi olmadığını,

…; … İnşaat Ltd. Şti.’nin yöneticisi olduğunu, sadece … Parkı ihalesine katıldığını ve kazandığını, Adile Naşit Parkı ihalesine girmemesi için mağdur …’i tehdit etmediğini, mağdur …’in müteahhitlik karnesi olmadığı için ihaleye başvurmasının zaten mümkün olmadığını ve ihaleye teklif de vermediğini, katılan …’nin istifa etmesi için başına silah dayamadığını, katılan…’in, siyasi rakipleri tarafından kullanılması nedeniyle bu şekilde ifade verdiğini, mağdur…’ı da tehdit etmediğini, sanık …’a siyasi destek verdiğini, arsa ihalelerinde usulsüzlük yapmadığını,…’ın düğününde başka şahıslar arasında gerginlik yaşandığını, kimseyi dövmediklerini,

… kollukta; eşinin uzaktan akrabası olan sanık … ile 1990 yılında tanıştığını, belediye başkanlığı öncesinde doktorluk yapan sanık …’ın o dönemlerde maddi durumunun kötü olduğunu, sanık … ile …-Topkapı hattında korsan minibüsçülük yapan ağabeyi inceleme dışı sanık …’nin tanışıklığı olduğunu, …’ta bazı arazilerin imara açılmadığını ve arazi sahiplerinin mağdur edildiğini, bu kişilerin belediyeye çağrılıp arazilerinin bir kısmı alınarak imara açıldığını, imara açılan bölgelerin değerinin bir anda arttığını, … bölgesinde bulunan arazilerin toplu konut yapmak amacıyla çok düşük bedellerle kamulaştırıldığını, bu arazilerin alım işlerini sanık …’ın talimatıyla belediyede imar müdürü olarak çalışan inceleme dışı sanık… ile Şakir isimli bir şahsın yaptıklarını, belediye meclis üyesi olan …’ın sanık …’ın yaptığı yolsuzluklar ve usulsüzlükler nedeniyle belediye meclisine önerge vereceğini duyan sanık …’ın, inceleme dışı sanık … ve…isimli şahıs ile kendisinden …’ı korkutmalarını isteyerek “gerekirse dövün” dediğini, kendilerinin de tanık Gönül Başarır’ın bürosuna giderek …’a “bize olan borcunu öde, biz de elimizdeki senedi iade edelim” dediklerini, asıl amaçları dövmek olduğundan borcunun olmadığını söylemesi üzerine …’ı darp ederek “sen kim oluyorsun …’a karşı geliyorsun, bu sana bir ders olsun” dediklerini, büro komşusu olan doktor …’in araya girip olayı yatıştırdıktan sonra telefonla aradığı sanık …’ın olay yerine gelerek kendilerini barıştırdığını, …’ın bu olaydan sonra korkup önerge vermekten vazgeçtiğini, sanık …’ın aynı dönemde “gidin ve …n’ı gensorudan vazgeçirin, vazgeçmezse döverek vazgeçirin” şeklinde talimat vermesi üzerine inceleme dışı sanıklar …,… ve … ile gidip belediye meclis üyesi olan …n’ı da önerge vermekten vazgeçirmek için dövdüklerini, son zamanlarda sanık …’ın işlerini inceleme dışı sanık …’in takip ettiğini, … Belediyesinde yapılmakta olan hemen hemen tüm ihalelerin inceleme dışı sanık …’in yöneticisi olduğu … İnşaat ve San. Ltd. Şti.’ne verildiğini, ihalelere katılan başka firma temsilcilerinin tehdit edildiklerini, bu firmaların hak edişlerinin ödenmediğini, zarar ettirilerek işten el çektirme gibi taktiklerin uygulandığını, cezaevinden çıkan inceleme dışı sanık …’in, sanık … tarafından kullanıldığını, daha önce kendisine yaptırılan işlerin inceleme dışı sanık …’e yaptırıldığını, sanık …’ın özellikle kendisine karşı gelen veya istediklerini yapmayan kişileri korkutmak veya dövdürtmek için kendisini ve ağabeyi olan inceleme dışı sanık …’ni kullandığını,

Savcılıkta ve mahkemede önceki savunmasını inkâr ederek; sanık … adına hareket etmediğini, ihalelere fesat karıştırmadığını, …’ı sanık …’ın talimatı ile dövmediklerini, ondan alacaklı olduğu için aralarında tartışma çıktığını,

… kollukta ve savcılıkta; sanık …’ın adamı olmadığını ve kendisini çevreye mafya olarak tanıtmadığını, arsa işleriyle ilgilenen inceleme dışı sanık …’nin hisseli yerleri zorla alıp … Belediyesi ile koordineli olarak sattığını, kardeşinin arazi işlerinde vatandaşları dolandırmış olabileceğini, mağdur … ile olan kavgaya inceleme dışı sanık …’nin karıştığını, kendisinin kavgayı ayırdığını, bu kavgada inceleme dışı sanık …’nin mağdur …’e silah çekmiş olabileceğini,

Mahkemede ise; soruşturma evresindeki beyanlarını kabul etmediğini,

… kollukta; 1994 yılından bu yana … Belediyesinde meclis üyeliği yaptığını, 2000 yılı içerisinde fabrikasının bulunduğu arazi üzerinden yüksek gerilim hattı geçen …Jeans firmasının kat yüksekliğinin beş metreden sekiz metreye çıkarılması için … Belediyesine müracaat ettiğini, bu yönde karar alınması için inceleme dışı sanık … tarafından … Belediyesinde görev yapan ve kendisinin de aralarında bulunduğu on beş meclis üyesine kişi başı 6.000-7.000 Amerikan Dolarının iki parça halinde rüşvet olarak verildiğini, belediye meclisi kararı ile kat yüksekliğini sekiz metreye çıkardıklarını, yalnızca meclis üyesi mağdur…’in rüşvet almadığını, sanık …’ın izni olmadan belediyeden kimsenin iş alamayacağını,

Savcılıkta ve mahkemede; kolluktaki ifadesini baskı altında verdiği için kabul etmediğini ve kimseden rüşvet almadığını,

… kollukta; 1996 yılında üzerinden yüksek gerilim hattı geçen arsalarında fabrika inşaatına başladıklarını, TEDAŞ’a müracaat ederek arsalarının üzerinden geçen yüksek gerilim hattının yerden yüksekliğini artırdıklarını, mimarları olan inceleme dışı sanık … vasıtasıyla … Belediyesine müracaat ederek yarım kat daha yükseltme talebinde bulunduklarını, bu talebin uygun görülerek planda tadilat yapıldığını ve inşaat alanını 3.000-3.500 m² civarında artırmak suretiyle inşaatı tamamladıklarını, inşaat ruhsatı alma aşamasında … Belediyesinin zorluk çıkarttığını, inceleme dışı sanık …’in ruhsat işlemleri için … Belediyesinin 50.000’i peşin, 50.000’i de iş bitince verilmek üzere toplam 100.000 Amerikan Doları talep ettiğini söylediğini, 100.000 Amerikan Doları parayı … Belediyesine verilmek üzere tek seferde inceleme dışı sanık …’e teslim ettiğini, daha sonra ruhsatın belediye tarafından onaylandığını, inceleme dışı sanık …’in bu parayı belediye meclis üyelerine dağıtılmak üzere sanık …’a götürdüğünü, paranın nasıl ve kimlere dağıtıldığını bilmediğini,

Savcılıkta; kolluktaki ifadesini kabul etmeyerek inceleme dışı sanık …’e 100.000 Amerikan Doları vermediğini, kolluğun baskısı sonucu o ifadeyi imzaladığını,

Mahkemede; kimseye rüşvet vermediğini ve kolluktaki ifadesini kabul etmediğini, belediye meclis üyesi olan mağdur…’in de suça konu kararın alınmasında olumlu oy kullandığını,

… kollukta; 1994 yılından itibaren belediye meclis üyesi olduğunu, sanık …’ın izne ayrıldığı dönemlerde başkan vekilliğini kendisine bıraktığını, …Jeans firması yetkililerinin kendisiyle görüşerek bir miktar para karşılığında fabrikalarının kat irtifası sorununu çözmelerini teklif ettiklerini, kendisinin de parti gruplarındaki meclis üyelerinin çoğunluğu ile bu işi halledebileceğini söylediğini, belediye meclis üyelerine dağıtılmak üzere iki parça halinde 100.000 Amerikan Doları verdiklerini, sanık …’a bilgi vererek bu parayı alıp mağdur… haricindeki tüm meclis üyelerine dağıttığını, sonrasında meclis kararı ile firmanın kat irtifasına yönelik isteğini yerine getirdiklerini,

Savcılıkta ve mahkemede; kolluk beyanını kabul etmediğini, gözaltında kötü muameleye tabi tutulduğu için o şekilde ifade verdiğini, mağdur…’in talepleri karşılanmayınca bu tarz iddialarda bulunduğunu, …Jeans firmasının, fabrikasının üzerinden geçen yüksek gerilim hattının kaldırılmasından sonra beş metre olan fabrika yüksekliğinin sekiz metreye çıkartılması için plan tadilatı talebinde bulunması üzerine belediye meclisinde karar aldıklarını, kimsenin bunun karşılığında para almadığını, mağdur…’in bir tanıdığı ile ilgili olarak belediye meclisinden aleyhe karar çıkması üzerine kendilerine cephe alıp şikâyet etmeye başladığını,

S. Boyraz kollukta; Beylikdüzü’nde yapılan imar uygulaması sırasında bir kısım arsaların, gerçek değerlerinden oldukça düşük fiyatlarla sanık …’ın adamları olan inceleme dışı sanıklar …, … ve …’ye verildiğini, teftişler sırasında bu durumun ortaya çıkması üzerine arsaların adı geçen şahıslardan alınarak belediyeye iade edildiğini, … Jeans firması yetkililerinin sanık … ve diğer meclis üyeleri ile pazarlık yaparak 100.000 Amerikan Doları karşılığında fabrikanın inşaat yüksekliğini beş metreden sekiz metreye çıkardıklarını, alınan paraların meclis üyeleri ve belediye başkanı arasında pay edildiğini, … Belediyesine ait arsaların sanık …’ın talimatı ile inceleme dışı sanıklar …, … ve kardeşlerinin kurduğu şirketlere satıldığını, yapılan ihalelerin de bu şahıslara verildiğini, dışarıdan ihaleye girmek isteyenlere zorluk çıkarılıp ödemeleri geciktirilerek ihalelerden çekilmelerinin sağlandığını, belediye meclisi toplantılarında kimsenin sanık …’a karşı çıkamadığını, karşı çıkanların sanık …’ın koruması olan Rambo lakaplı … tarafından dövüldüğünü, mağdur…’in de bir toplantı sırasında fikirlerine karşı çıkması nedeniyle sanık …’ın talimatıyla meclis salonunda dövüldüğünü,

Savcılıkta; kolluktaki ifadesinin baskı altında alındığını, Beylikdüzü’nde yapılan imar uygulaması sonucu inceleme dışı sanıklar …, … ve …’ye fazladan yapılan arsa tescillerinin sanık …’ın talimatı ile düzeltilerek fazla kısımların yeniden belediye adına tescil edildiğini, …Jeans firmasından 100.000 Amerikan Doları alındığını duyduğunu, ancak bu paranın kimlere verildiğini bilmediğini,

Mahkemede; 1992 yılında vekaleten getirildiği imar müdürlüğü görevini 1998 yılına kadar inceleme dışı sanık … ile dönüşümlü olarak yürüttüğünü, 1998-1999 yılları arası ve son olarak da 15.09.2000-11.04.2001 tarihleri arasında imar müdürlüğü yaptığını, yolsuzluk yapmadığını,

… kollukta; … İnşaat A.Ş.’ni kurduğunu, … Belediyesinin yaptığı ihaleleri sanık …’ın iradesi olmadan kimsenin kazanamadığını, sanık …’ın S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin yapacağı alt yapı işlerinin … İnşaata verilmesi hususunda talimat verdiğini, S.S. … Beylikdüzü Konut Yapı Kooperatifleri Birliği Başkanı inceleme dışı sanık …’in, sanık …’ın talimatı ile hareket ettiğini, mağdur …’in ihaleye girmesini engellemediğini, mağdur … ile sadece telefonda görüştüklerini,

Savcılıkta; kolluktaki ifadesini kabul etmediğini, sanık …’ın iradesi olmadan kimsenin ihale alamadığı yönünde bir söz söylemediğini, belediye başkanının rızası olmadan firmaların belediyeden iş alamayacağını ifade etmek istediğini, ihalelerde usulsüzlük yapılmadığını, kendisinin de bazı ihalelere girdiğini,

Mahkemede; sahibi olduğu … İnşaat A.Ş.’nin işlerinin çok az bir kısmını … Belediyesinden alınan ihalelerin oluşturduğunu, alınan ihalelerin de kanunlara uygun olduğunu,

B. Oflazoğlu kollukta; … Belediyesinde mimar olarak çalıştıktan sonra imar müdürlüğü ve fen işleri müdür vekilliği yaptığını, … Belediyesindeki ihalelerin çoğunu sanık …’ın arkadaşları olan inceleme dışı sanık …’nun sahibi olduğu … İnş. A.Ş. ile inceleme dışı sanık …’in yöneticisi olduğu … İnş. Ltd. Şti.’nin kazandığını,

Savcılıkta ve mahkemede; belediye meclis üyeleri ile belediye başkanının herhangi bir menfaat temin ettiğine tanık olmadığını, ihalelerin de usulüne uygun yapıldığını,

…; ortağı olduğu … İnşaat Ltd. Şti.’nin … Holding A.Ş. bünyesinde bulunduğunu, suçlamaların husumetten kaynaklandığını, şirketlerinin faaliyetlerinin abartılarak kamuoyunda zor durumda bırakıldıklarını, mal varlığındaki artışta sanık …’ın katkısı olmadığını, hiçbir ihaleye katılmadığını, ihaleye katılma yeterliliği bulunmayan mağdur …’in ihaleye katılmasını engellemediklerini,

…; kardeşi olan inceleme dışı sanık … ile birlikte…İnşaat Ltd. Şti.’ni kurduklarını, suçlamaları kabul etmediğini, mal varlığını kendi emeği ile edindiğini, ihalelere fesat karıştırmadığını, şirketinin hiçbir ihaleye girmediğini,…İnşaat Ltd. Şti.’nin S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinden almış olduğu işler karşılığı fazla hak ediş aldıkları iddiasının yersiz olduğunu,

…; … Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu, bünyelerinde yer alan şirketlerin belediye dışında başka yerlerden de iş aldığını, ağabeyi olan sanık … ile bir bağlantılarının olmadığını, … İnşaat A.Ş.’nin ya da belediyeden veya kooperatif birliklerinden iş alan herhangi bir şirketin ortağı olmadığını, sadece … Holding A.Ş.’de hissesinin olduğunu,

Beyan etmişlerdir.

Sanık …; kardeşlerine ait … Holding A.Ş.’de hissesinin bulunmadığını, … Holding A.Ş.’ye bağlı şirketlere de belediye tarafından usulsüz bir şekilde ihale verilmediğini, hazine arazilerini kamulaştırarak veya vatandaşlara ait arazilere el koyarak kendi yakınlarına düşük bedellerle sattırmadığını, belediyenin kamulaştırma yoluyla taşınmaz elde etmediğini, şahıslara ait taşınmazların kooperatiflerce satın alındığını, kooperatif birliklerinin genelde aynı şirketlere ihale ile iş vermediğini ve yönetimlerinde kendisine yakın olan kişilerin yer almadığını, diğer sanıklarla arasında örgüt ilişkisinin bulunmadığını, kendisine yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanan mağdur …’ün siyasi rakibi olduğunu ve kardeşi …’ün öldürülmesinden dolayı kendisini sorumlu tutarak husumet beslediğini, mağdur …’in ifadesinde geçen tanıklar … ve …’i tanımadığını, belediyeden ve birliklerden iş alan şirketlerle herhangi bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, tüm ihalelerin usulüne uygun olarak yapıldığını, vakıflarla ilgili de herhangi bir yolsuzluğun bulunmadığını, düğünde mağdur …’in yüzüne şişe ile vurmadığını ve şikâyetçi …’i dövmediğini, şikâyetçi …’in mağdur …’in yeğeni olduğunu ve emlakçılık yaptıklarından dolayı kendisine husumet duyduklarını, katılan …’ye istifa etmesi için baskı uygulamadıklarını ve zorla istifa dilekçesi imzalatmadıklarını, mağdur …’in arazisini satması için inceleme dışı sanıklar … ve …’ne tehdit ettirmediğini, imar planında park içerisinde kalması nedeniyle mağdur Safiye Kapancı’nın eşine ait arsanın yerine belediye tarafından başka bir taşınmaz verildiğini, söz konusu yere de belediye tarafından park yapıldığını, şikâyetçi …’nun taşınmazında kanuna uygun biçimde ve hiçbir hak kaybına yol açmayacak şekilde düzenleme yapılarak yeşil alan düzenlemesine alınıp kendisine başka bir arazi verildiğini, bütün mal varlığının elinden alındığını söyleyen şikâyetçi Pamuk Yayla’nın halen elli bir adet taşınmazının bulunduğunu ve hukuki bilgi eksikliğinden dolayı aleyhine ifade verdiğini, S.S. Altınyıldız Beymen Yapı Kooperatifinin genel kurul toplantısı yapıldığı sırada kooperatif üyelerine, bayan üye seçmeleri halinde daha iyi hizmet verilebileceğini söylediğini, hiçbir şekilde baskı yapmadığını, kooperatifin 26.03.2000 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısının müdahale olabileceği ihtimaline dayanılarak bu tarihten bir gün önce yönetim kurulu kararı ile ertelendiğini, 07.05.2000 tarihinde de toplantının yapıldığını, dolayısıyla henüz yapılmamış olan bir toplantının basılmış olmasının mümkün olamayacağını, tanık Halim Bölükbaşı ile katılan …’nun birlikte hareket ettiklerini, katılan …’nun daha önce kendisiyle aynı siyasi partide olduğunu, ihraç edilince kendisi hakkında asılsız iddialarda bulunduğunu, …Jeans firmasından alındığı iddia edilen rüşvet konusunda bilgisinin olmadığını, bir kısım inceleme dışı sanıkların kolluk beyanlarını baskı altında verdiklerini savunmuştur.

Uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.

1- Sanık …’a atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı;

Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçları açısından suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun hükümlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek “suç örgütü” kavramına değinilmesi gerekmektedir.

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçları suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun Çıkar Amaçlı Suç Örgütü başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında;

“Doğrudan veya dolaylı biçimde bir kurumun, kuruluşun veya teşebbüsün yönetim ve denetimini ele geçirmek, kamu hizmetlerinde, basın ve yayın kuruluşları üzerinde, ihale, imtiyaz ve ruhsat işlemlerinde nüfuz ve denetim elde etmek, ekonomik faaliyetlerde kartel ve tröst yaratmak, madde ve eşyanın azalmasını ve darlığını, fiyatların düşmesini veya artmasını temin etmek, kendilerine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak, seçimlerde oy elde etmek veya seçimleri engellemek maksadıyla zor veya tehdit uygulamak veya kişileri kendilerine tabi kılmaya zorlamak veya mensupları arasında her ne suretle olursa olsun açık veya gizli işbirliği yapmak suretiyle yıldırma veya korkutma veya sindirme gücünü kullanarak suç işlemek için örgüt kuranlara veya örgütü yönetenlere veya örgüt adına faaliyette bulunanlara veya bilerek hizmet yüklenenlere sadece bu nedenle üç yıldan altı yıla kadar; örgüte üye olanlara iki yıldan dört yıla kadar ağır hapis cezası verilir.”

şeklinde düzenlenmişken; 06.12.2001 tarih ve 4723 sayılı Kanunla bu fıkradaki “zor veya tehdit” ibaresi, “tehdit, baskı, cebir veya şiddet” şeklinde değiştirilmiş; “veya kişileri kendilerine tâbi kılmaya zorlamak veya mensupları arasında her ne suretle olursa olsun açık veya gizli işbirliği yapmak” ibaresi metinden çıkarılmış,

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Suç işlemek amacıyla örgüt kurma başlıklı 220. maddesinde yer alan düzenlemeye göre;

“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önceki dönemde; 01.08.1999 tarihinde 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun yürürlüğe girmesiyle, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarına ilişkin olarak 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu’nun 313. ve devamı maddelerinin, çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçlarına ise 4422 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması şeklindeki ikili ayrıma, 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi ve 765 sayılı TCK ile 4422 sayılı Kanunların yürürlükten kaldırılmasıyla son verilmiştir.

Her iki düzenleme, Ceza Genel Kurulunun 03.02.1986 gün ve 509-42, 13.04.1987 gün ve 42-211, 01.02.2000 gün ve 299-1, 11.12.2001 gün ve 248-288, 03.04.2007 gün ve 253-80, 20.10.2009 gün ve 152-245 sayılı kararları ve duraksamasız özel daire içtihatlarıyla birlikte değerlendirildiğinde;

1- Suçun maddi unsurunun; 4422 sayılı Kanun açısından çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220. maddesi yönünden ise herhangi bir ayrım yapılmaksızın çıkar amaçlı suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmayı da kapsayacak şekilde kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurmak olduğu,

2- Her iki Kanun açısından da, suçun maddi unsurunu oluşturan örgütün oluşabilmesi için en az üç veya daha fazla kişinin belirtilen amaçlarla bir araya gelmesinin gerektiği, bu bağlamda, 4422 sayılı Kanunda üye sayısı açısından bir açıklık bulunmamakta ise de, 4800 sayılı Kanun ile kabul edilip Bakanlar Kurulunun 2003/5329 sayılı kararıyla da 18.03.2003 gün ve 25052 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve tüm çeteler ile bölgesel örgütler için de uygulanabilirliği olan “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nin 2-a maddesindeki örgütlü suç tanımından hareketle, bu Kanuna ilişkin uygulamalarda da üye sayısının en az üç kişi olması gerektiğinin Yargıtay kararlarında duraksamasız olarak kabul edildiği,

3- Her iki Kanuna göre de, örgüt oluşturma suçunun bir tehlike suçu olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, amaç suçun işlenmiş veya işlenmemiş olmasının suçun oluşumunu etkilemeyeceği gibi, örgüt mensuplarının amaç suçları işlemeleri halinde, ayrıca bu suçlardan da cezalandırılmalarının gerekeceği,

4- 4422 sayılı Kanunda açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, hem bu Kanunun yürürlükte olduğu dönemdeki uygulamada, hem de bu hususa açıkça yer veren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun uygulamasında kabul edildiği üzere, amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerektiği,

5- Düzenlemeler ile güdülen amacın, ileride işlenmesi ihtimali bulunan suçların önlenmesine yönelik olarak kamu için tehlike oluşturabilecek birleşmelerin engellenmesi olması nedeniyle, suçun oluşabilmesi için bir suç işlemek amacıyla oluşturulmuş basit bir birleşmeden ziyade, belirsiz sayıda amaç suçun işlenmesi amacıyla gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişkiye dayalı olarak meydana getirilmiş, sürekli bir birleşmenin bulunması gerektiği, zira örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belirli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebileceği,

Sonuçlarına varılmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda;

Suç örgütü; kanunların suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan, en az üç üyesi bulunan, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli, gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişkiye sahip yapı olarak tanımlanabilir.

Bu aşamada, bir kısım sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi nedeniyle, haklarında mahkûmiyet hükmü kurulamayan bu sanıkların, örgütün varlığı için aranan üye sayısına dahil edilip edilemeyeceklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Örgütün oluşabilmesi için en az üç kişi olması gerektiği kuralı, 4422 sayılı Kanunda bu yönde bir düzenleme bulunmamasına karşın içtihatla yerleşmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 220. maddesinin birinci fıkrasında örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerektiği vurgulanmıştır.

Tehlike suçu olan örgüt kurma suçunda belirsiz suçların işlenmesi için en az üç kişinin bir araya gelmesiyle, diğer koşulların da varlığı halinde örgütün oluşması olanaklı olup amaç suçların işlenmesi şart değildir.

Örgüt kuruculuğundan, yöneticiliğinden veya üyeliğinden açılan kamu davalarının ölüm veya dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle düşmesi gibi nedenlerden dolayı bir kısım sanıkların cezalandırılamadığı hâllerde dahi ulaşılması imkânı bulunan tüm delillere ulaşılarak bu kişilerin anılan suçları işleyip işlemediklerinin tespit edilmesi ve işlediklerinin sabit olması hâlinde bu kişilerin örgütün varlığı için aranan üye sayısına dahil edilmeleri gerekir. Aksi hâlde, fiilen suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün mevcut olduğu durumlarda örgütün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olduğu sabit olan bir kısım sanıkların sayıları toplamının üçe ulaşmaması nedeniyle cezalandırılamayacakları sonucu çıkar ki, kanun koyucunun bunu amaçladığı düşünülemez. Bu nedenle, dosya kapsamındaki delillere göre örgüt üyeliği sabit olan ancak haklarında örgüt üyeliği suçundan açılan kamu davalarının düşmesine karar verilen sanıkların, örgütün varlığı için aranan üye sayısının hesabında dikkate alınmaları gerektiği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Büyükçekmece Sağlık Ocağında doktor olarak görev yaparken, 1989 yılında … Belediye Başkanlığına seçilen sanık …’ın, yönetim kurulu başkanlığını kendisinin yaptığı S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin, inceleme dışı sanık …’in yaptığı S.S. Beylikdüzü Kooperatifleri Birliğinin ve inceleme dışı sanık …’in yaptığı S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğinin yönetim ve denetimlerini ele geçirdiği, kooperatif birliklerince ihale edilecek işlerin yaptırılması amacıyla da kardeşleri olan inceleme dışı sanıklar … ve …’a … İnşaat Taah. Tic. Tur. San. A.Ş.’ni, …’a…İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.’ni kurdurduğu, daha sonra bu şirketlerin, kardeşleri inceleme dışı sanıklar …, …, … ve …’a ait olan … Holding A.Ş. bünyesine geçirildiği, konut yapı kooperatifleri birlikleri tarafından gerçekleştirilen ihalelerin genellikle … Holding A.Ş. bünyesindeki … İnşaat A.Ş.,…İnşaat Ltd. Şti. gibi şirketlere bırakıldığı ve adı geçen şirketlere fazla ödemede bulunularak haksız kazanç sağlandığı, kooperatif birliklerinin inşaat alanı olarak kullanmayı düşündüğü arsaların alımı esnasında, arsalarını satmak istemeyen kişilere bizzat sanık … ya da talimatıyla bir kısım örgüt üyeleri tarafından baskı yapıldığı, şikâyetçi …’in arsasını satmak istememesi üzerine iş yerinin yıkıldığı, benzer yöntemle … Belediyesi tarafından …A.Ş.’ne ait arsanın usulüne aykırı şekilde kamulaştırıldığı, ardından bu alanın S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğine devredildiği, kamulaştırma işleminin yargı kararı ile iptal edilmesine rağmen söz konusu alanda 7.000 konutun inşasına başlanmak suretiyle adı geçen firmanın arsayı satmak zorunda bırakıldığı, … Belediyesince satışa çıkarılan arsalarla ilgili yapılan ihalelerde kanuna aykırı şekilde, rekabet ve açıklık ilkelerine uyulmadan, müdürlüğünü inceleme dışı sanık …’in yaptığı … İnşaat Ltd. Şti., yöneticiliğini inceleme dışı sanık …’nun yaptığı … İnşaat A.Ş., inceleme dışı sanıklar … ve…tarafından kurulan…İnşaat Ltd. Şti. gibi şirketlerle, S.S. … Konut Yapı Kooperatifleri Birliğine arsa satışı yapılarak belediyenin zarara uğratıldığı, … Belediyesince yapım işlerindeki ihalelerin belli şirketlere verildiği, bu bağlamda sanık …’ın … Parkı ihalesine katılmak isteyen ve nakdi teminat yatıran mağdur …’i inceleme dışı sanık …’le birlikte ihaleden çıkması hususunda tehdit ettikleri, söz konusu ihalenin, yöneticiliğini inceleme dışı sanık …’in yaptığı … İnşaat Ltd. Şti.’ne bırakıldığı, mağdur … …’in hissedarı olduğu bir arsanın sanık …’ın adamlarına devri için inceleme dışı sanıklar … ve … tarafından, şikâyetçi …’nın arazisinin devri için de, sanık … ve inceleme dışı sanıklar …,… ve … tarafından tehdit edildikleri, katılan …’nun … Belediyesinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine açılan davanın duruşmasına katılmak için 20.09.1995 tarihinde Büyükçekmece Adliyesine gittiğinde inceleme dışı sanıklar …, …, …ve … tarafından tehdit edilmesi üzerine duruşmaya girmeden adliyeden ayrıldığı, adı geçenin 1998 yılında inceleme dışı sanıklar … ve … tarafından sanık …’a zararının dokunduğundan bahisle darbedilerek tehdit edildiği, sanık …’ın … Konut Yapı Kooperatifinin yönetim kuruluna kendi istediği kişileri seçtirmek için şikâyetçi … ve kooperatifin bazı yönetim kurulu üyelerine baskı yaptığı, kooperatif yönetim kurulunca sanığın bu baskılarından dolayı 26.03.2000 tarihinde yapılacak genel kurul toplantısının iptal edilmesi üzerine aynı gün çok sayıda silahlı adamlarıyla birlikte kooperatifin genel kurul toplantısının yapılacağı yere gelip aralarında şikâyetçi …’nun da bulunduğu kooperatif yönetim kurulu üyelerini tehdit ettiği, … Belediyesinde çalışan katılan …’yi, husumetli olduğu bir şahsın cenazesine gittiği gerekçesiyle inceleme dışı sanık …’le birlikte cebir ve tehdit yoluyla istifa ettirdikleri, muhtarı olduğu mahallenin … belediyesinden başka bir belediyeye bağlanması için çalışmalar yapan mağdur …’ın, 24.08.1997 tarihinde bu konuda oylamanın yapılacağı yere gelen sanık …’ün adamları tarafından darbedildiği, sanık …’ın, …isimli şahsın düğününde, belediye sınırları içindeki arazileri vatandaşların elinden zorla veya hileli yollarla aldığını halka anlatan mağdur … ve aralarında rüşvet meselesinden dolayı husumet bulunan şikâyetçi …’i darbettiği, yanında bulunan inceleme dışı sanıklar … ile …’ın da silah çekerek mağdur …’i tehdit ettikleri, sanık …’ın, belediye meclis üyesi olan …’ı aleyhinde önerge vereceği gerekçesiyle inceleme dışı sanıklar …, …ve açık kimlik bilgileri bilinmeyen … isimli şahsa darbettirdiği, yine 05.02.2001 tarihli belediye meclis toplantısında belediye meclis üyesi olan mağdur…’le, kendisini şikâyet edip çalıştırmadığından bahisle tartışmaya başladığı, mağdura hakaret edip üzerine yürüyerek darbetmeye çalıştığı, bilahare koruması olan … isimli kişinin mağduru darbettiği, aralarında şikâyetçiler …,… ve mağdur …’ın da bulunduğu bazı kişilerin arazilerinin imara açılması için belediyeye bağışa zorlandıkları, sanığın kendisiyle aynı partide yer alan şikâyetçi …’a parti içi seçimlerde kendisini desteklemesi için baskı yaptığı, şikâyetçinin 02.03.2001 tarihinde de partinin delege seçimlerinde inceleme dışı sanıklar … ve … tarafından seçim çalışmalarına katılmaması için tehdit edildiği, yine şikâyetçi …’in parti içi delege seçimlerinde inceleme dışı sanıklar …, …, … ve … tarafından darbedildiği, bu şekilde gerçekleştiği anlaşılan olaylar birlikte değerlendirildiğinde; sanık …’ın suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 1. maddesinde tanımlanan; kendisine veya başkalarına haksız çıkar sağlamak amacıyla zor ve tehdit uygulamak suretiyle yıldırma, korkutma, sindirme gücünü kullanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu ve yönettiği, belirtilen eylemlerin de genellikle haklarında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan açılan kamu davaları ile ilgili olarak dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle düşme kararı verilen inceleme dışı sanıklar tarafından örgüt hiyerarşisi içinde ve örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiği, adı geçen sanıkların örgütün varlığı için gereken üye sayısına dahil edilmeleri gerektiği kabul edilmelidir.

Bu nedenle, sanık …’ın suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü usul ve kanuna uygun olup, bu hükmü onayan Özel Daire kararında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık yönünden reddine karar verilmelidir.

2- Sanık hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasının mümkün olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusuna gelince;

Uyuşmazlığın çözümünde isabetli bir sonuca ulaşılabilmesi bakımından öncelikle rüşvet suçuna değinilerek rüşvet alma suçunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenemeyeceğinin değerlendirilmesi, daha sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma koşullarının irdelenmesi gerekmektedir.

Rüşvet suçu, bir tarafta rüşvet veren ile diğer tarafta da rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı bir karşılaşma suçu, dolayısıyla da çok failli bir suçtur. 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesinde “bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” şeklinde tanımlanmak suretiyle yalnızca nitelikli rüşvet suçu ceza yaptırımına bağlanmış iken, 05.07.2012 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 87. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesinde yapılan değişiklikle öncekinden farklı olarak “basit rüşveti” de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

Rüşvet suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 252. maddesinin,

birinci fıkrasında; “Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde rüşvet veren bakımından,

İkinci fıkrasında ise; “Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.” biçiminde ifade edilmek suretiyle de rüşvet alan kamu görevlisi açısından tanımlanmıştır.

Suç örgütlerinin kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulmaları karşısında, rüşvet alma suçunun da örgütün kurucuları, yöneticileri ya da üyeleri tarafından örgütün hiyerarşisi ve iş bölümü içinde işlenmesi hâllerinde, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilmelidir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular başlıklı 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan düzenlemeye göre;

“Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.”

5275 sayılı Kanunun 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp, tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hallerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Maddeye göre, mükerrir ve özel tehlikeli suçlular, mahkûm oldukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılını, müebbet hapis cezasının otuzüç yılını ve süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak geçirmeleri durumunda şartlı salıvermeden yararlanabilecektir. Bununla birlikte mükerrir ve özel tehlikeli suçlu oldukları belirlenenler hakkında cezalarının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacaktır.

5275 sayılı Kanunun 107. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemeye göre;

“Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.”

Özel tehlikeli suçlular düzenlenmesine ilk kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda yer verilmiş olup, kanun koyucu itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluyu özel tehlikeli suçlu olarak kabul etmiştir. Özel tehlikeli suçlular bakımından, mükerrerliğin şartları oluşmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması esası getirilmek suretiyle, cezanın özel önleme amacı ön plana çıkarılmıştır. Söz konusu kişilerin özel tehlikeli olarak kabulünün sebebi ise diğer suç faillerine göre suça eğilimlerinin yüksek olmasıdır.

Örgüt mensubu suçlu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; “Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.” şeklinde tanımlanmıştır.

İtiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluluk hallerinden birinin varlığı mahkemece tespit edildiği takdirde, hükümde bu durumun açıkça belirtilip, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 gün 399-58 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

Bu aşamada sanık hakkında kurulan ilk hükümde TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmemesi ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında, bozmadan sonra kurulan hükümde TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasının cezayı aleyhe değiştirememe ilkesini ihlal edip etmediği değerlendirilmelidir.

Ayrıntısına Ceza Genel Kurulunun 03.04.2012 gün ve 353-129 sayılı kararında yer verildiği üzere, aleyhe bozma yasağı; “temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında, hükümde, yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir deyişle, aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın, sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Anılan kural, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanununun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326. maddesinin dördüncü fıkrasında;Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz. şeklinde kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ceza muhakemesi hukukumuzda bu madde dışında yaptırım ve cezayı aleyhe değiştirme yasağını düzenleyen başka bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre ceza hukukunda genel anlamda kazanılmış hak kavramından bahsedilemeyeceği, yalnızca 1412 sayılı (mülga) CMUK’nun 326. maddesinin son fıkrası uyarınca sınırlı biçimde uygulanabilecek bir “cezayı aleyhe değiştirememe ilkesi” veya “aleyhte düzeltme yasağı”nın söz konusu olduğunun kabulü gerekmektedir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 307. maddesinin dördüncü fıkrasında da; “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” düzenlemesine yer verilmek suretiyle, aleyhe bozmama ilkesi korunmuştur.

Kanunun açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere; yaptırım ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza ve yaptırım miktarı ile sınırlıdır. Kanun koyucu suçun niteliği veya adı yönünden sanık yararına kazanılmış bir hak tanımamıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ya da örgüt mensubu suçlu olmanın zorunlu sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan ilk hükümde TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmaması ve aleyhe temyiz bulunmaması hâlinde, bu husus 1412 sayılı (mülga) CMUK’nın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyecek ve kazanılmış hakka konu edilemeyecektir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

…Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, … ilçesinde bulunan inşaatında yapı yüksekliğinin beş metreden sekiz metreye çıkarılması talebiyle plan tadilatı için müracaat etmesi üzerine, sanık …’ın belediye başkan vekili olan inceleme dışı sanık …’la birlikte, talep doğrultusunda planda tadilat yapılması hususunda belediye meclisinde karar çıkarılması için daha önce … Belediyesinde görevli iken suç tarihinde adı geçen firmada mimar olarak çalışan inceleme dışı sanık … aracılığıyla, inceleme dışı sanık …’yla 100.000 Amerikan Doları rüşvet karşılığında anlaştıkları, sanık …’ın suç işlemek amacıyla kurduğu ve yönettiği örgütün hiyerarşisi ve işbölümü içinde, belediye meclis üyesi olan inceleme dışı sanıklar …, … ve …’un imar planında değişiklik yapılması yönünde oy kullanmalarını sağlamak suretiyle belediye meclisinde imar planının istenildiği gibi değiştirilmesi yönünde karar aldırarak, rüşvete konu olan parayı inceleme dışı sanık … ile birlikte alıp, adı geçen sanıklarla paylaşmaları karşısında; sanık …’ın rüşvet alma suçunu örgüt faaliyeti kapsamında işlemesi nedeniyle, hakkında kazanılmış hak konusu olmayan TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmalıdır.

Bu nedenle, sanık … hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü usul ve kanuna uygun olup, bu hükmü onayan Özel Daire kararında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu uyuşmazlık yönünden de reddine karar verilmelidir.

Sonuç:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının her iki uyuşmazlık yönünden REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2017 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

Kayseri Ağır Ceza Avukatı

Alanında yetkin Kayseri ağır ceza avukatı kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz; ceza yargılamalarında savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek taraflara avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Ceza davalarında gerekli başvuru veya itirazların zamanında ve usulüne uygun yapılması açısından alanında uzman bir Kayseri ceza avukatı veya ağır ceza avukatından hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Yargılama sırasında herhangi bir mağduriyete ve hak kaybına uğramamak için güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarının takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Alanında yetkin Kayseri Avukat kadrosu ve 15 yılı aşkın deneyimi ile Zülküf Arslan Hukuk Büromuz, savunma hakkını ve hak arama özgürlüğünü temin ederek Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde taraflara hukuki yardım sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuru sürecinde herhangi bir mağduriyete veya hak kaybına uğramamak için gerekli başvuruların zamanında ve usulüne uygun yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu süreçte, alanında uzman bir avukattan hukuki yardım alınması faydalı olacaktır. Zülküf Arslan Hukuk Bürosu olarak; Yalçınkaya Kararı başta olmak üzere AİHM kararlarının Türkçe çevirilerini yapan Eski AİHM Hukukçusu Dr. Orhan Arslan koordinatörlüğünde müvekkillerimize Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusunun yanı sıra emsal AYM ve AİHM Kararları çerçevesinde yeniden yargılama başvurusu hususunda da hukuki destek vermekteyiz.

Kayseri ceza avukatı veya Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuru yapmak ve süreci takip etmek için bir avukat arıyorsanız 15 yılı aşkın deneyimi ile avukat kadromuzdan dava süreci, hukuki statünüz, haklarınız ile başvuru ücret ve masrafları konusunda ön bilgi alabilir; detaylı bilgi ve tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir veya yüz yüze görüşmek için Zülküf Arslan Hukuk Büromuzu ziyaret edebilirsiniz.